Nebil Amr
Filistinli siyasetçi ve yazar
TT

Kasım seçimleri: Farklı girdiler ve çıktılar

Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın kasım ayında yasama seçimlerinin yapılması yönündeki kararnamelerini yayınlamasından bu yana, Filistinliler arasında hararetli bir tartışma başladı. Tartışmanın ilk sorusu şuydu: Seçimler gerçekten yapılacak mı? Yoksa bu kararnameler sadece iç gerilimleri yatıştırmak için bir manevra mı? Bu soruya kesin bir cevap verilmeden, seçimlerin kısa süre içinde yapılacağı kesinmiş gibi, seçim listelerinin oluşturulmasıyla ilgili istişareler ve anlaşmalarla aktif bir hazırlık süreci başladı.

2006'da yapılan son seçimler ile planlanan kasım seçimleri arasında, Filistin durumunda derin ve etkili değişikliklere neden olan gelişmeler yaşandı. Filistin tarihinin en büyük ve en tehlikeli bölünmesi gerçekleşti ve Gazze Hamas'ın yönetimine girdi. Böylece Gazze, İsrail ile askeri turları bir süreliğine dursa da kesilmeyen bir savaş durumuna girdi. En küçük ve en yoğun nüfuslu bölge olan Gazze'ye uygulanan boğucu abluka aralıksız devam etti. Ve sonunda işler Gazze'nin BM Güvenlik Konseyi'nin vesayeti altına alınmasıyla sonuçlanan bir soykırım savaşı noktasına vardı. Bu vesayete rağmen İsrail topraklarının dörtte üçünden çekilmedi. Hamas, beklemediği bir şekilde itibar ve nüfuz kaybına uğradı. Şimdi Gazze'nin kontrolünden ve silah kullanımından vazgeçtikten sonra, yeni vasi Mladenov ile kaderini müzakere ediyor.

İki buçuk yıldan fazla süren savaşta Hamas, liderlerinin, kadrolarının ve üyelerinin yanı sıra tüm askeri, ekonomik ve idari gücünü de kaybetti.

Devlet Başkanı Abbas'ın yasama seçimlerinin tarihini belirleyen kararnamelerini yayınlamasının ardından, Hamas, kararnameleri kabul ettiğini ve daha önce başka adlar altında katılacağı yönündeki haberlerin aksine, seçimlere doğrudan resmi adıyla katılmaya hazır olduğunu resmen açıkladı.

Hamas, yasama seçimlerini, Gazze dosyasının (ya da en azından ilk aşamasının) kapanmasının ardından siyasi varlığına yönelik tehditlere karşı uygun bir sığınak olarak gördü. Bu nedenle, seçimlere katılmaya karar verdi, ancak bu sefer Hamas adı altında kayıtlı olmayan diğer siyasi grupları da içeren genişletilmiş bir listeyle. Bu, kasım seçimlerinde en önemli değişken olacak ve kazanılan sandalye sayısı ve kararları etkileme gücü açısından sonuçlarını etkileyecektir.

Yasama seçimlerini ve Hamas'ın bu seçimlerdeki konumunu tartışırken, ikinci ve nihayetinde başarısız olan yasama seçimleri ile yaklaşan kasım seçimleri arasındaki dönemde Fetih'i etkileyen değişiklikleri incelemek gerekiyor.

Önceki iki seçimde, iç ihtilaflarına ve iktidar mücadelelerine rağmen, Fetih seçimlere birleşik bir blok olarak katıldı. Hükümet kurmasını sağlayacak çoğunluğu elde etmese de Batı Şeria'yı kontrol etmesi ve Arap ve uluslararası toplum tarafından tanınan bir meşruiyete sahip olması nedeniyle siyasi yaşamı etkileyen güçlü bir varlığa sahip olmayı sürdürdü.

İkinci seçim kısa ömürlü bir Hamas hükümetiyle sonuçlandı. Bir koalisyon hükümeti kurarak durumu kurtarma girişimi başarısız oldu ve Hamas'ın koalisyon hükümetine karşı askeri darbesiyle bölünme daha da derinleşti. Bu durum, Batı Şeria ve Gazze arasında bir ayrılığa neden oldu ve bu ayrılığı bitirmeye yönelik tüm girişimler başarısız oldu. Tarihte ilk kez, işgal altında yaşayan Filistinliler iki siyasi sisteme ve biri yasal, diğeri oldubittiye dayanan iki rakip meşruiyete sahip oldular. Savaşçılar ve müzakereciler arasında bir bölünme varmış gibi görünüyordu. Ve sonunda  günümüzde savaşçı, oldubittiye dayanan meşruiyet ile birlikte silahını kaybetti ve müzakereci, müzakere sürecinden mahrum bırakıldı. Böylece ikisi de aynı yerde buluştu; vatan ve ihtiyaçları değil, içinde bulundukları çıkmaz ve düzenlemelere katılma, çıkarlarını koruma zorunluluğu onları birleştirdi.

Hamas ve Fetih, en zayıf halleriyle seçimlere giriyorlar. Hamas, soykırım savaşı ve müttefik eksikliği nedeniyle zayıflarken, Fetih ise iç çekişmeleri ve daha önce herhangi bir yöndeki eylemlerini haklı çıkaran siyasi ufkun yokluğu nedeniyle zayıfladı.

İki taraf, bir sonraki Yasama Meclisi’ne giden yolda bir araya gelecek ve her iki taraf için de hükümet kurma garantisi olmayacak. Bu durum, farklı girdilere sahip bir parlamento için kaçınılmaz olarak farklı sonuçlar doğuracaktır.

Üçüncü Filistin parlamentosunun, hazırlanan çok sayıda ve çeşitli listeler nedeniyle sınırlı sayıda fraksiyondan oluşması bekleniyor. Bu listeler aşiretler ve bölgesel gruplar, sendikalar ve örgütlerle bağlantısı olmayan bireyler ile ittifaklara kadar uzanıyor. Bu örgütlerin etkisi o kadar azaldı ki, yeni parlamentoda yer almak için aşiretlerden, bölgelerden veya sendikalardan destek arıyorlar.

Seçimlerin ertelenmesi için makul gerekçe sağlayacak bir sürpriz yaşanmaz ve seçimler planlandığı gibi yapılırsa, Filistinliler çoğulcu bir parlamentoya sahip olacaklar. Bu durum, meşru bir hükümet ve etkili bir muhalefet kurmak için koalisyonların oluşturulmasını gerektirecek. Bu, Filistin Otoritesi dönemindeki ilk iki seçimden bu yana ilk kez gerçekleşecek. Uzun zamandır fraksiyonların milletvekillerine hâkim olan ve kontrol eden partizan siyasi sadakat bu kez olmayacak. Belki de uzun zamandır hizipçiliğin kapalı kutusuna hapsolmuş Filistin siyasi hayatını, bütün avantaj ve dezavantajlarıyla birlikte dönüştürecek bir parlamentoya şahit olacağız.