Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Siyasi istikrarsızlık

Eskiden heyet başkanları, kendilerini ifade etmek ve dış politikadaki iki söylemi dinlemek için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na gelirlerdi: Amerika Birleşik Devletleri’nin ve Sovyetler Birliği’nin, daha sonra da Rusya’nın söylemini.

Sovyet Dışişleri Bakanı Andrey Gromiko hiç değişmedi; ne kendisi ne de tutumları. Dışişleri Bakanlığı’ndan ayrıldığında devlet başkanlığı görevine getirildi; ancak bu, daha çok sembolik bir makam niteliğindeydi.

2004 yılında Ermeni kökenli diplomat Sergey Lavrov dışişleri bakanı oldu ve hâlâ bu görevini sürdürüyor.

Bana öyle geliyor ki, geçtiğimiz cumartesi günü Genel Kurul’da yaptığı konuşma, dışişleri bakanı sıfatıyla yaptığı son konuşmaydı. Zira yorgun düşen Vladimir Putin’in daha genç ve belki de daha sert bir yardımcıya ihtiyacı var. Gerçi Lavrov hiçbir zaman yumuşak tutumuyla tanınmadı; tam tersine.

Görünen o ki, büyük dışişleri bakanları dönemi sona erdi. Artık Amerikan heyetinin başında Henry Kissinger’ın, Fransız heyetinin başında Jacques Chirac’ın ya da İngiliz heyetinin başında Margaret Thatcher’ın bulunması gerekmiyor.

Bugün orada Kissinger’ın yerinde, basamakları hızla tırmanan genç Rubio var. Trump, yıldızlar çağını bir anda sona erdirdi.

Trump’ın politikalarıyla uyum sağlamayı zor, hatta imkânsız bulan dünya, siyasi işleyişin yeniden “kitabına” uygun biçimde yürütülmesini öğrenmek için bir süre geçirecek. Trump tarzını sürdürmek, dünyayı çelişkiler arasında sürekli sallanan bir salıncakta tutmak anlamına geliyor.

Dünya bu siyasi istikrarsızlık hâlini sürdürmeye devam edemez. Barack Obama bir keresinde Rusya’nın artık “bölgesel bir devlet” hâline geldiğini söylemişti. Bu sözler elbette Rusları öfkelendirmişti.