ABD’nin geçen 4 Kasım’da yürürlüğe soktuğu İran’a yönelik ambargoların Tahran rejimini sürükleyeceği büyük çıkmazın boyutunu en iyi fark edenlerden biri İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’ti. Zarif daha o günden ABD’nin İran’ın ekonomisini en hassas yerinden yakaladığını ve Avrupa ülkelerinin 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı uygulamayı başaramayacaklarını açıklamakta tereddüt etmemişti.
Başkan Donald Trump’ın İran Dini Lideri Hamaney ve ABD’ye ait insansız hava aracının düşürülmesinden sorumlu tuttuğu 8 üst düzey askeri komutana yönelik ağır yaptırımlar getirmeye karar vermesi ile bugün yaptırımlar yelpazesi rejimin en tepesindeki isme kadar uzandı. Zarif’i bile kapsayan yaptırımlar İran’ın halı ticaretine varıncaya kadar her alanı etkiledi. Bunun üzerine İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, sanki hiç kimse Hamaney’in müzakereleri mutlak bir şekilde reddettiğini ve kendisini öldürücü bir zehir gibi nitelediğini duymamış ve okumamış gibi Dışişleri Bakanı’na yaptırım uygulamasının Washington’ın müzakere istediği konusunda yalan söylediğini kanıtladığı açıklamasını yaptı.
ABD Savunma İstihbarat Ajansı Direktörü General Robert Ashley, yaptırımların üzerindeki baskıyı artırması nedeniyle boğulan İran rejiminin şu anda kendisini kuşatan durumu değiştirmek amacıyla bir dönüm noktası yaratmaya çalıştığını ve bunu sürdüreceği görüşünde. Ashley, Fox News kanalına verdiği demeçte petrol tankerlerini, Suudi Arabistan’daki Abha Havalimanı’nı ve ABD’ye ait İHA’yı hedef alan son saldırıların rejimin mevcut durumu değiştirmek için uyguladığı aşamalı bir plandan ibaret olduğunu, yani rejimin yaptırımlardan kurtulmasına yardımcı olacak yeni bir durum yaratmaya çalıştığını belirtti.
Bu açıklamalardan Trump’ın uçağın düşürülmesine karşılık olarak İran hedeflerine yapılması planlanan askeri saldırıyı 10 dakika kala durdurulması emrini neden verdiği açık bir şekilde anlaşılabilir. Bu noktada Başkan Trump’ın, eski ABD Dışişleri Bakanı John Foster Dulles’in “Elinde kalın bir sopa salla ama sesini yükseltme” teorisine başvurduğunu düşünenler de var. Bu yüzden son yaptırım kararına İran rejimine zeytin dalı uzatıyormuş gibi görünen açıklamaları da eşlik etti. Birçok kez de şu sözleri tekrarladı:
“Askeri operasyon seçeneği her zaman masada duruyor ama İranlılar nükleer programlarından vazgeçerlerse onların en iyi dostu olacağım. Üretken ve müreffeh bir millet olmaları için yalpalayan ekonomilerini destekleyeceğim. İran’ın müzakere yapmak ve bir anlaşmaya varmak istediğini düşünüyorum”.
Bu sözlerin henüz yaptırımlar başlamadan önce zor ekonomik koşullardan muzdarip olan, kaynaklarını içeriden çok dış müdahalelerini finanse etmeye ve milis güçlerini desteklemeye harcayan rejimin politikalarına karşı gösteriler düzenleyen İran kamuoyuna yönelik olduğu doğrudur. Dolayısıyla Robert Ashley’in bahsettiği gibi rejimi Washington’ın ajandasına, yani ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun açıkladığı 12 koşula göre müzakereler yürütmeye boyun eğmeden mevcut durumu değiştirecek bir dönüm noktası arayışına iten de bu olabilir.
Peki, İran rejiminin elinde dünyaya ABD yaptırımlarının uluslararası petrol arzını ciddi şekilde tehlikeye attığını telkin etmeye çalışarak ardı ardına sıcak gösteriler sunmaktan başka ne var? Hasan Ruhani ve Tahran’daki yetkililer, sürekli bir şekilde eğer İran petrolünü ihraç edemezse bölgede hiç kimsenin ihraç edemeyeceğini, stratejik Hürümüz Boğazı’nı kapatmaya ve Bab’ül Mendep’i tehdit etmeye hazır olduğunu deklare etmekten başka bir şey yapabilir mi?
Bu nedenle; Fuceyre’de petrol tankerleri saldırıya uğradı, Riyad’daki iki petrol istasyonuna drone ile saldırılar düzenlendi, Abha Havaalanı füzelerle hedef alındı ve aynı şeyler birkaç gün önce de tekrarlandı. Husilerin bu saldırıları düzenlemek için gerekli olan teknolojiye sahip olduğuna ise kimse inanmıyor. Ardından Umman Denizi’nde 2 petrol tankeri saldırıya uğradı. Irak’ta 4 ABD askeri üssü ve uluslararası petrol şirketlerine ait bir kompleks hedef alındı. Tahran ise dolaylı olarak bölgedeki askeri kollarının petrol arzının güvenliğini ve ABD’nin varlığını tehdit etmeye –Trump bu nedenle bölgeye uçak gemilerini ve B52 bombardıman uçaklarını göndermişti- gücünün yeteceğini gösteriyor. İran bir yandan da bu saldırı zincirindeki sorumluluğundan sıyrılmaya çalışıyor.
İran, bütün bunlar işe yaramadığında ise ABD gemilerini batırabileceğini açıklamasının ardından doğrudan ABD’ye ait bir uçağı düşürdü. İşte o zaman birçok uzman ve gözlemci, İran rejiminin iki nedenden dolayı gerçekten de savaş istediğini açık bir şekilde gördü.
Bu nedenlerden ilki herhangi bir savaşın kamuoyunu ekonomik zorlukları bir kenara bırakarak ulusal onuru korumaya itmesi ve içeride safları sıkıştırması umududur. İkici neden de herhangi bir savaşın artık katlanılmaz hale gelen mevcut durumun değişmesi ile sonuçlanacak olmasıdır.
Ancak sürpriz, Beyaz Saray’daki ulusal güvenlik ekibinin sert bir askeri karşılık verilmesi tavsiyesinde bulunmasına ve Kongre’de ABD uçağının düşürülmesine kesin bir karşılık verilmesi yönünde sesler yükselmesine rağmen son anda bu yemi yutmayı reddeden Trump’tan geldi. Trump’ın bunu reddetmesinin arkasında da iki neden var gibi görünüyor:
İlk neden, Trump’ın ikinci dönem başkanlık için seçim kampanyasını başlatmış olmasıdır. Nitekim her zaman eleştirdiği dış savaşın şu ana kadar döneminin kaydetmiş olduğu ekonomik büyüme oranlarını etkileyeceği göz önüne alınırsa seçim kampanyasını bir savaş ile başlatmak istememesi doğaldır. İkinci neden de uzmanların İran rejimini uçurumun kenarına getirdiği ve bitkin düşürdüğünü belirttikleri ekonomik yaptırımların – her ne kadar kendisi onları aşmaya gücünün yettiğini ve zaferin kendisinin olacağını vurgulasa da- sonuçlarından daha iyi olmayacak bir savaş fırsatından İran rejimini mahrum bırakmak istemesidir.
Sonuç olarak yaptırımlar silahı, uçakların bombalarından ve uçak gemilerinden daha güçlü olduğunu kanıtlamıştır. Bu sadece benim görüşüm değildir. ABD’nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook da geçen salı günü Umman’dan İran’ın kışkırtmalarına karşı Washington’ın elindeki en iyi silahın ekonomik yaptırımlar olduğunu söyledi. İran’da ekonomik krizin büyümesinin ve Tahran’ın bölgedeki askeri kollarına verdiği finansman desteğinin gerilemesinin bu yöntemin faydasını kanıtladığını kaydetti.
Şu anda yaşananlar, iki tarafın birbirine yönelttiği karşılıklı suçlamalar ve alaylardan ibarettir. Örneğin Ruhani bir yandan Beyaz Saray’ı gerici olarak niteleyerek kafasında bir sorun olduğunu söylerken diğer yandan İran’ın stratejik olarak sabırlı olduğunu, hiçbir şeyden korkmadığını belirtiyor. Sanki İran müzakereleri en başından kabul etmiş gibi Trump’ın Hamaney ve askeri yetkililere getirdiği son yaptırımların iki ülke arasındaki diplomatik yolları kalıcı olarak kapattığını söylüyor.
Daha da önemlisi Ruhani’nin Danışmanı Hüsameddin Aşina’nın ima ettikleridir. Aşina, Tahran’ın bazı uluslararası teminatlar ve teşvikler karşılığında tavizlerde bulunmayı kabul ettiğine işaret ederek “Nükleer anlaşmanın ötesinde bir istekleri varsa uluslararası teminatlarla birlikte bir teklif yapmak zorundalar” dedi. Buna ek olarak Ruhani de ülkesinin ABD dahil hiçbir ülke ile savaşmak istemediğini yineledi.
Trump ise adeta alay edermişçesine sürekli olarak şunu söylüyor:
”İran’dan talebimiz çok basit. Nükleer silahtan, terörü daha fazla desteklemekten ve finanse etmekten, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmekten ve istikrarı sarsan politikalarından vazgeçmesi.”
Bu da gözlemcilere göre açıkça İran’ı kendi içine geri dönmesini amaçlayan bir plandır.
BM Güvenlik Konseyi yayınladığı kararla tankerlere düzenlenen saldırıları kınadı. Bunları uluslararası barışı ve güvenliği tehdit eden eylemler olarak niteleyen kararın ardından ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili, Washington’ın Körfez’deki nakil koridorlarını korumak için ortakları ile birlikte uluslararası bir koalisyon kurmaya çalıştığını açıkladı. Söz konusu projenin öncül önlemler ve caydırıcılığa dayandığını zira İranlıların istediklerini yapıp sonra da olanlarda hiçbir rolü olmadıklarını söyleyerek işin içinden sıyrılmak istediklerini belirtti.
TT
İran’ı kabuğuna geri göndermek
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة