Lübnan’daki “halk devriminin” başlamasının üzerinden 44, hükümetin istifasının üzerinden ise 31 gün geçmesine rağmen, ortamın sakinleşmesini uman İran-Esed yanlısı 8 Mart Cephesi hiçbir şey olmamış gibi ‘inkâr politikasını’ sürdürüyor.
Halk ayaklanması, ülkeyi çöküşe götüren derinleşen ekonomik kriz ortamında, Hizbullah, Emel ve Özgür Yurtsever Hareketi’nin üyelerinin tüm baltalamalarına rağmen, Trablusşam’dan, Sur’a, Beyrut’tan Baalbek’e kadar devam ediyor. Bu ittifak, haklı halk hareketini önleyebilmek, halkın iradesini kırmak, devrimin başarısız olması için, kundaklama, şiddet eylemleri gibi mezhep çatışmasını körükleyici ve yıkıcı eylemlerde bulundular.
Lübnanlıların, değişim, sorumluların sorgulanması, ülkeyi kırk yıldır katleden çiftlik yönetimi anlayışının sonlandırılarak, muasır, adil, saygın ve şeffaf bir “Üçüncü Cumhuriyet”i kurma iradeleri ise kırılmış değil.
Geçen çarşamba günü, anayasanın Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a yüklediği sorumluluğa rağmen, hükümeti oluşturmak için gerçekleştirilecek meclis görüşmelerinin bir hafta daha ertelendiğini öğrenen Lübnanlılar bir kez daha hayal kırıklığına uğradı. Cumhurbaşkanının görüşmeler için belirli bir takvim oluşturmaması, uçurumun kenarındaki ülkeyi her an tutuşmaya hazır hale getiriyor. Bir kez daha aynı tuhaf denklemle karşı karşıyayız; Avn ve Şii koalisyon ortakları, geçici başbakan Saad Hariri’ye imkânsız seçenekleri dayatmayı sürdürüyor.
Bu denkleme göre Hariri ya tekrar başbakan olmayı seçecek (ki daha önce halkın istekleri doğrultusunda istifa ettiğini deklare etmişti), ya Hizbullah’ın karar mekanizmasında etkin olduğu bir tekno-politik hükümeti kabul edecek ya da (reddettiği şartlar altında) başka bir adayı destekleyecek.
Burada, Cumhurbaşkanı Avn ve müttefiklerinin, Hariri'yi yukarıda anılan seçenekler uyarınca adeta zorla evlendirmek isteyen şartları öne sürmeleri, Hariri’yi çok sevdiklerinden olmasa gerek. Amaçları; istifa edişinden bu yana halkın taleplerini kabul etmesini dikkate alarak, onu da ülkenin çöküşünün sorumluluğuna ortak etmek istemeleridir.
Muhammed Safadi'nin başbakan olması gündeme geldiğinde önce Hariri’nin bunu kabul ettiği söyleniyordu. Eski Başbakanlar ve Lübnan Müftüsü’nün tavsiyeleri doğrultusunda Safadi’nin Başbakan olmasına bir itirazı olmadı ancak yine de adayları benimsemeyerek hükümetin kurulmasına engel olduğu ileri sürüldü.
Bu bağlamdaki en son tuhaflık, geçen çarşamba günü başbakanlık için adı dolaşıma giren Semir el-Hatib’in Hariri ile görüşmesinden sonra bu pozisyon için artık düşünülmediğiydi. Bunun sorumlusu olarak da Hariri’nin yeterince destekleyici olmaması ve Hatib’in adaylığı karşısında tepkisiz kalması gösterildi. Oysa anayasaya göre, gerekli istişareleri yaptıktan sonra hükümeti kurma görevinin cumhurbaşkanı tarafından verilmesi gerekir. Ancak işler tersine dönmüş olmalı ve sanki herkes istifa etmiş bir başbakanın hükümeti kuracak yeni kişiyi belirlemesini bekliyor gibi.
En son yenilik ise, istifa etmiş hükümetin meclis tarafından tekrar güvenoyu almasına dayanan görüşler, Hariri bu öneriyi şaşkınlıkla karşıladı ve anayasaya uygun bir şekilde geçici hükümetin görevlerini sürdürdüğünü açıkladı. Bu görüşü ileri sürenlerin, sanki hiç halk hareketi olmamış gibi, halkın isteklerini görmezden gelerek çözümsüzlüğü zamana yaymak isteyenler olduğunu belirtti.
Daha da şaşırtıcı olan görüş; cumhurbaşkanı tarafından istişarelerin geciktirilmesinin sebebinin, hükümetin kurulması yönündeki engellerin aşılması için olduğu yönündeki görüş olsa gerek. Bu teori tabi ki birçokları tarafından ikna edici bulunmadı, bu durum Taif öncesi döneme bir dönüş olarak algılandı. Daha önce de belirttiğimiz gibi, Hariri üzerindeki hükümette kalması baskısı onu çok sevdikleri için değil, bunun birkaç sebebi var; öncelikle mevcut siyasilerin içinde bulunmadığı bir teknokrat hükümet talep eden halk hareketinin başarısızlığa uğramasının istenmesi. İkinci olarak; tekno-politik bir çözüm bulma isteği ve çabası, üçüncü olarak teknokrat hükümette ısrar eden Haririnin popülaritesinin zayıflatılması, dördüncü olarak, zaten fazlasıyla kırılgan olan ekonominin kaçınılmaz çöküşünün sorumluluğunun Hariri’nin omuzlarına yüklenmesidir.
Sonunda Hariri sessizliğini bozdu, iki yılı aşkın süredir cumhurbaşkanın seçilememesinde ‘ben ya da hiç kimse’ suçlamalarına maruz kalan Mişel Avn’ın bu ilkesini benimsediği yönündeki eleştirilere karşı açık ve sert konuştu. “Benim benimsediğim tutum ‘ben ya da hiç kimse’ tutumu değildir, ‘ben değil başka birisi’ ilkesinden hareket ediyorum, gençlerin, kadınların ve Lübnan halkının özlemlerine uygun bir hükümetin oluşturulmasını istiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Avn ve müttefiklerini suçlayan Hariri, “Halk hareketinin üzerinden 40 gün, halkın taleplerine icabet ederek hükümetin istifasından 30 gün geçmesine rağmen, politik çözümsüzlük ve ekonomik krizden daha önemli sorunlarla baş başa olduğumuzu anladım. Bu da sorunları aşmak için bir iradenin olmamasıdır. Geçtiğimiz haftalardaki inkar ve suçlama politikası da bunu gösteriyor, bundan daha kötüsü yalan yere bu çözümsüzlüğün sorumluluğunun bana yüklenmesidir, bu sebeple şunu söylemek istiyorum hayır beyler ‘ben değil başka birisi’ olsun” diye konuştu.
Ülkede hükümet oluşturulması için geciktirilen meclis istişareleri bir kısırdöngüye neden oldu.
Bu ertelemede, Şii kanadın özellikle Irak ve İran’daki protestolardan duyduğu endişenin etkili olduğu söylenebilir. Irak’taki halk hareketindeki en yaygın sloganın; ‘İran dışarı, İran dışarı’ olduğu düşünülürse bu temkinli tutum anlaşılabilir.
Bu halk intifadasını şeytanlaştırmak için ABD’nin protestoları desteklediği yönündeki söylemler de artık alıcı bulmuyor. Mezhepsel sloganlarla protestoların provoke edilmesi de mümkün görünmüyor.
Hizbullah ve Emel Hareketi mensuplarının tahrip ettiği çadırlarından ‘anka kuşu’ figürü yaratan göstericiler, onlar bizim kardeşlerimizdir açlıkta, yoklukta, fakirlikte bizimle birliktedirler, onlar da çöküşe sürüklenen ülkemizde mağdurlar, ihmal edilmiş işsiz kalmış o insanları da seviyoruz’ diyorlar.
İktidarın inkarcı sessizliğinde, bilinçli, sabırlı, bilgece başkaldıran halk için şöyle yazılacak;
Bu büyük bir devrimdi!
TT
Devrim inkarcı yönetimi kuşatıyor
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة