Üçüncü bir devrim dalgası başladı ama ana sorun olduğu gibi devam ediyor: Büyük bir dini grup, zorla ve kuvvetle devrimin dışında tutuluyor. Protestolar sırasında Beyrut’un güney banliyösünün şahit olduğu gösteriler zayıf ve çekingen olarak nitelenmişti. Oysa bu bölgenin sakinlerinin sosyal durumu açık ve güçlü protesto gösterileri düzenlemelerini gerektiriyordu.
Bunun birçok sonucu var ve toplumsal, sınıfsal boğma konusundaki sürdürülebilir yeteneği temsil etmektedir. Hakkında ne düşünülürse düşünülsün bankaların varlığının dondurulmasına ilişkin son karar gibi bir karar bile kendisini bir talep olarak sunamamıştı. Kararın politik yani Lübnanlı anlamıyla mezhepsel olarak geri dönüştürülmesi gerekmişti. Çok geçmeden de iptal edildi.
Hal böyle olduğu için defalarca tekrar ettiğimiz gibi sanki Hizbullah’ı geçici bir ayrıntı ya da yokmuş gibi görerek Lübnan devrimini başarıya ulaştırmayı düşünmek imkansızdır. Çünkü Hizbullah’ın, Lübnan’daki büyük dini gruplardan birini devrimin dışında tutmakta başarılı olması, devrimin planını engellemekte de başarılı olduğu anlamına gelmektedir. Devrimin planı ise, kendisini otoritenin alternatifi ya da bizzat otoritenin içindeki güçlü ve eleştirel bir taraf olarak sunan dini grupların ötesine geçen bir blok tesis etmektir. 17 Ekim devrimi ile dini grupları içten içe kemirme süreci başladı. Ulusal özün mezhepçilik söylemi dışında kendisini tanımaya başladığı bir düşünce ortaya atıldı. Devrim, mezhepçiliğin ortadan kalkmasını talep etmedi. Çünkü akıllı olan herkesin bunun imkansız olduğunu bilir. Dini gruplara özel mezhepsel renklerin ortadan kalkmasını önermedi çünkü bunu önererek despotça ve asimilasyona eğilimli bir öneride bulunmuş olacağını biliyordu. Talepleri çok daha az radikal ve daha mütevaziydi.
Devrim patlak verdiğinde mezhepçilik ve rejiminin, ekonomi, hizmetler, siyasi süreci yönetmek ve paylaşım konusunda bir kriz yaşadığı açıkça görülüyordu. 17 Ekim’deki patlamayı kolaylaştıran da bu oldu. Ancak Hizbullah, çıkmazda olmayan tek dini grup olarak kalmayı sürdürdü. Roketleri ile övünmeye, İdlib’de savaşmaya, tehdit edip gözdağı vermeye devam etti. Bütçesi kaynak olarak İran’a dayandığı için Lübnan ekonomisinde yaşananlardan daha az etkilenmişti. Nitekim Hasan Nasrallah daha devrimin ilk günlerinde bu gerçeği açıkça dile getirmişti.
Bundan daha da önemlisi, Hizbullah’ın yönetici yapı içindeki tek silahlı taraf olmasıdır. Dolayısıyla iç veya dış nedenlerle ordu, devrime karşı baskı uygulamakta başarısız olursa Hizbullah’ın kendisi devreye girerek bu misyonu üstlenebilir. Hizbullah halihazırda iki cephede savaştığından içerideki politik ve ekonomik durumun savaşları için elverişli ya da en azından uyumlu olmasını düşünmemesi mümkün değil. Öte yandan, sosyal sunucular ya da sınıfsal temsil çatışmaları sonucunda Hizbullah içinde bir çatlak oluşmasına güvenmekte boşunadır. Böyle bir olasılığı dillendirmek bile yasaktır ve bedeli kandır.
Dolayısıyla Lübnan’da iki grup olduğunu söyleyebiliriz. Bunların birincisi, yenilgilerinin kendisini yumuşattığı, pazarlığa uygun bir hale getirdiği, bunu kabul etmemesi durumunda ise boyun eğmesinin sağlandığı, kendi içinde bölünebilir olan yumuşak gruptur. İkincisi, silahlı, zaferleri – ya da kendisine öyle gelen- ile övünen, Lübnan’ın iki devrim için dar geleceğini dolayısıyla tek başına kendisinin devrimi temsil ettiğini düşünen sert gruptur. 2015’ten itibaren sert grup, açıkça bu politikayı uyguladı. Avn akımının temsilcileri dahil yumuşak grubun önde gelenlerini eleştirmek ve haklarında her şeyi söylemeye cüret etmek mümkün iken aynı cüreti sert grubun önde gelenlerine karşı göstermek yasaktı.
Sonuç olarak; devrim mezhepçiliğin ötesine geçen yeni bir blok oluşturma vaadini yerine getirmekte başarısız oldu ve bu mesele, uzun bir tarihsel misyona havale edildi. Ancak eğer zaman tarafsız değilse ve kendi içinde fazla bir şey ifade etmiyorsa bu misyonun içeriği ne olmalıdır?
Misyonun içeriği; Lübnanlıların çıkarlarının birliği konusunda daha yüksek bir farkındalık yaratmaya, yoksullaştırılmalarına ve bankalarının karalanmasına karşı çıkmaya devam etmelerinin yanı sıra Hizbullah’ın zayıflamasını beklemeleri ve mevcut sınırlar dahilinde bu ciddi hedefin gerçekleşmesini teşvik etmelerinden oluşmalıdır.
Bunun, Hizbullah’a duyulan kör bir nefret ve kinle ilgisi yoktur. Nedeni sadece hırsızlar (Kleptokrasi) yönetimine uyum sağlaması ve onun son savunucusu olmasıdır. ABD yaptırımlarının Hizbullah ile müttefikleri arasında az da olsa gerilime neden olduğu doğru ama kapalı bir bankayı hedef alan bir gece bombası karşılıklı güvenin tamamının geri kazanılması için yeterliydi. Genellikle iki müttefik arasındaki her ilişkinin başına gelebilecek hafif bir soğukluğa rağmen bu hadiseden sonra ilişkiler düzeldi.
Nitekim Hizbullah’ın sözgelimi Lübnan’ın bölgesi ve dünya ile geleneksel ilişkilerinden medet uman anestezi gibi ekonomik planları bile engellemeye çalıştığını fark edebiliriz. Peki, anesteziye bile tahammülü olmayan bir tarafın daha köklü tedavilere tahammül etmesi mümkün müdür? İşte zavallı Başbakan Hassan Diyab bu nedenle devletin vatandaşlarını korumaktan aciz olduğunu açıklamak zorunda kalıyor.
Gerçek şu ki, Hizbullah’ın zayıflamasını beklemek ve buna teşvik etmek, Lübnan’ın durumu analiz edilirken çok dikkate alınması gereken bir başka unsuru da devreye sokmaktadır. O da, dışarıdaki güç dengeleridir. İran ve Beşşar Esed rejimi bir güce sahip oldukça Lübnan’daki devrimin başarılı olması bir yana hırsızlar yönetimine karşı büyük başarılar elde etmek bile imkansızdır. Yoksulluğa tepki olarak ara sıra isyanlar ve düşüncesiz şiddet eylemleri görülebilir. İktidarın skandalları ile ilgili daha fazla kanıt sunan cesur sesler yükselebilir. Mamafih bunlar başka, değişim başka bir şeydir. Irak’ın durumu da bundan çok farklı değildir. Bu noktada orta ve doğu Avrupa’dan bazı örnekler verebiliriz: Doğu Almanya’da 1953, Macaristan’da 1956, Çekoslovakya’da 1968, Polonya’da 1980-1981 yıllarında devrimler görülmüştü. Ancak tüm bu devrimler başarısız oldu. Söz konusu ülkelerde değişim ancak bizzat Sovyetler Birliği’nin yıkılması ile gerçekleşebildi.
TT
Devrimi Hizbullah yokmuş gibi düşünmenin imkansızlığı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة