Komşu kadın, general koronanın belirdiği dönem sonrasını yaşadığımızı unuttu. Pandeminin başlangıcından bu yana oğlu onu ilk kez ziyaret edecekti. İlk günlerde bu buluşma gerçekleşmeden bu dünyadan göçmekten ne kadar korkmuştu. Gereken hazırlıkları yaptı ve oğlunun sevdiği bazı yiyecekleri hazırlamaktan kaçınmadı. Kasvet bulutlarını dağıtmak için iç açıcı bir giysi giydi ve beklemeye başladı. Belirlenen vakitte uzun zamandır beklenen genç adam geldi. Bahçede durdu ve dakikaları sayan kadını çağırdı. Ses kadını sarstı ve ona doğru atılacak gibi oldu. Birden kesin bir uyarı aldı. Oğlu uyarı amaçlı parmağını salladı ve kendisine maske ile eldivenleri hatırlattı. Bu mesaj neredeyse taşmak üzere olan özlemi durdurmak için yeterliydi. Koronanın huzurunda sarılmaya yer yoktu. Birisini öpmek ona bir bıçak darbesi indirmek gibi hatta daha tehlikeliydi. Öncelik güvenliğindi ve özlem gösterileri ertelenmeliydi. Böylece yakın karşılaşmalar uzaktan görüşmelere benzer hale geldi. Dokunma zevki daha az tehlikeli zevklerle değiştirilmeli ve salgın rahatsız edilmemeliydi.
Salgın öncesi duygularla dolu anne, ziyaretçiye evde olduğu zamanlar çok sevdiği birkaç yiyecek hazırladığını söyledi. Anne şefkati ölçeğinde oğluna özlem ile yoğrulmuş bir yiyecek sunmak herhangi birinin herhangi birine hediye edebileceği bir çiçek buketinden bin kat daha iyiydi. Oğlu özür dileyip Kovid-19 ile mücadelenin tek çözümünün güvenlik önlemlerine katı bir şekilde ve canlılar arasında ilişkileri neredeyse kesme sınırında uymak olduğunu söylediğinde annenin yüzünü düş kırıklığı kapladı.
Tesadüf eseri bu sahneye tanık oldum. Parklarda tanık olduğum sahneler de en az bu sahne kadar anlamlıydı. Size doğru gelen birisi aniden geri dönüyor ve sanki yaklaşmak bir tuzakmış gibi sizden uzaklaşıyor. Uzak durmaktan başka çözüm yok. İnsanın alışacağını ve acıya katlanabileceğini söylüyorlar. Tecride, birbirinden izole adalar gibi yaşayıp güvenliğini düşünmeye, aşırı bencilliğe alışabileceğini söylüyorlar. Bunun örnekleri çok. Üç ay önce hoşgörüsünün tadını çıkardığımız dünyaya benzemeyen bir dünyada yaşamaya yöneldiğimize şüphe yok. Restoranlar farklı olacak. Seyahatler yorucu ve endişe verici olacak. Güvenilir bir taraf laboratuarların dünyayı salgından kurtaracak aşıyı ürettiğini açıklayana kadar tatmin olamayacağız.
Salgın öncesi günlerde ne kadar çok şikâyet ederdik. Parmaklarımızın arasından kayan dünyanın bir zamanlar bize sağladığı zevklerin boyutunu bugün anlıyoruz. Arkadaşım beni aradığında biraz hüzünle bir zamanlar turist ve güvercin grupları ile dolu güzel meydanlardan bahsetmeye başladı. Biraz endişeye kapıldım çünkü ilk kez arkadaşımın artık geleceğin göstergeleri yerine geçmişin sahneleri ile meşgul olduğunu hissettim. Bir arkadaşın elinde hatıralar asasından başka bir şey kalmayınca biraz korkarım. Korkarım çünkü gecenin, hatıralar anahtarları arasında gizlenmiş olmasından korkarım. Üzüntü, ümitsizlik, alkışlamak, bir düşünce, marş ya da salgına aşırı bir biçimde teslim olmaktan kaçınmayı tercih ederim. İnsanın insanlığının pencereyi açık bırakmakta saklı olduğunu düşünürüm. Kül alanları ve hayal kırıklıkları yatakları ne kadar birikse de kor parçasını ortaya çıkarmak için onları eşelerken er ya da geç bir kıvılcımın çakacağına inanırım.
Arkadaşım seyahatle ilgili acılı serenadını bitirdikten sonra durup üzerinde düşündüğüm bir şey söyledi. Kütüphanesinde pandeminin başlangıcından bu yana kasvetli giysilere bürünen zamanı öldürebilecek ilginç kitaplar bulmak için saatler harcadığını anlattı. Araştırması sırasında bazı şeylerin anlamsızlığını hissettiğini ekledi. Ne demek istediğini açıklamasını istediğimde bana şöyle dedi: Kütüphanemde liderlerin, yöneticilerin, düşünürlerin, araştırmacı ve profesörlerin telif ettikleri eserler vardı. Ortak konuları dünyanın durumu ve onu değiştirme hayaliydi. Kütüphanenin bir diğer kısmında da dünyanın sırlarına ulaşmaya veya daha az acımasız hale getirmeye çalışan romancılar, şairler ve eleştirmenlerin eserleri vardı. Buradaki kitapların ortak noktası, kâr, yenilik, çamur ve kan yolunda coşkuyla ilerleyen dünyayı insanlaştırma umuduyla hayal ve duygulara kaybettikleri itibarı yeniden kazandırmaktı.
Arkadaşım ömrünü neredeyse dünyayı değiştirmeyi başaramayanları okumakla harcadığını hissettiğini belirtti. Bu insanların başarısızlığına karşılık kendimizi aniden hiç kimsenin doğum ve yayılma koşullarını itiraf etmek istemediği bir virüsün yönelttiği darbeden doğan bir dünya ile karşı karşıya bulduğumuzu söyledi. Geçen yüzyılı sarsan birçok ismin eserleri raflarda duruyordu. Lenin, Stalin ve mirasçıları. Sırayla Beyaz Saray’da görev yapan başkanlar. Charles ya da Charles de Gaulle’ın makamına geçenler. Mao’nun mirasçılarını ve ülkeleri ile şimdi dünyaya yaptıklarını da unutmayalım. Che Guevara, Castro, Ho Chi Minh ve diğerleri. Saydığımız bu isimlere, çağları sarstıklarını ve bedeninde göze çarpan izler bıraktıklarını sanan düşünür ve yazarlar da eklenebilir.
Değiştirmekte başarısız oldukları dünyayı birkaç hafta içinde değiştiren tek bir virüs hepsine üstün geldi. Dünya gerçekten de değişti. Bu dönemde insan şu ifadeleri sayılamayacak kadar çok kez duydu: Ekonomik çöküş, işsizlik oranlarının rekor seviyeye yükselmesi, kaçınılmaz bir seyahat felaketi, havacılık sektöründe felaket bir tablo, IMF kapısında duran ülkeler. Ülke ve şirketlerin eski yaşam tarzını unutmaları gerekiyor. Kamusal ve kişisel düzeylerde öncelikler gözden geçirilmeli. Tabi ki izolasyon önlemlerini, salgının merkez üslerini, aşı yarışını, maske borsasını ve günlük ölüm oranlarını unutmadan.
Bu, inkâr edilemeyecek bir yenilgi. Üzerinde yaşadığımız dünyanın kırılganlığını keşfettik. Küresel köy boyutundaki bu yenilgiyi ne laboratuarlar tahmin edebildi ne de ordular kendisine karşı durabildi ya da donanmalar onun elinden kurtulabildi. Kocaman kara bir el günlerimizi ele geçirdi. Gizemli bir canavar gelen geçeni avlıyor. Toprak birçok ölü bedeni yuttu ama iştahı kesilmedi. Bizler gizemli ziyaretçinin öldürdüğü dünyadan farklı bir dünyaya yöneliyoruz. Onun yaptığı gibi hiç kimse dünyayı değiştiremedi. General Kovid-19 büyük bir darbenin komutanı. Geliştirdiği aşı ile kendisine bir darbe indirecek laboratuarı beklerken, gücü karşısında boyun eğiyoruz.
TT
Büyük darbenin komutanı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة