Mina Ureybi
2009- 2011 yıllarında Şarku'l Avsat'ın Washington temsilciliğini yaptı.
TT

Irak’ın Papa’nın tarihi ziyaretine ihtiyacı var

Uzun bir bekleyişin ardından Papa Franciscus’un Irak’a ziyaret gerçekleştireceği tarih açıklandı. Ziyaretin önümüzdeki yıl 5-8 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilmesi bekleniyor. Papa’nın yakın zamanda gerçekleştireceği Irak ziyareti, Bağdat, Musul ve Ninova’daki Karakuş’un yanı sıra Erbil’i de kapsayacak. 3 günlük bir süre içinde birkaç şehri ziyaret etmek, ziyaretin öneminin ve Papa’nın Iraklılarla iletişim kurma konusundaki istekliliğinin kanıtıdır.
Papa, nereye giderse gitsin insanlarla doğrudan iletişim kurmaya önem verir. Irak hükümetinin halka, özellikle de Katolik Kilisesi mensuplarına Papa Franciscus ile doğrudan iletişim kurma fırsatlarının sağlanmasını kolaylaştırması ve ziyaretin yalnızca yetkililer için bir fırsata dönüşmemesi umuluyor.
Şüphe yok ki Papa’nın Irak ziyaretinin, aslında tüm Iraklıları ilgilendirse de Irak’ın Hristiyan özellikle de Katolik Kilisesi mensubu vatandaşları için özel bir önemi olacak. Çünkü ziyaret, önemli mesaj ve çağrışımlar taşıyor.
Papa’nın gerçekleştireceği ziyaretinin taşıdığı semboller üç ana noktaya indirgenebilir: Birincisi; Irak’taki Hristiyanlara verilen desteği temsil ediyor. Ülkedeki varlıklarının ve mevcut şartların zorluğuna rağmen devamlıklarının öneminin altını çiziyor. Maalesef ki Arap dünyasındaki Hristiyan sayısının her geçen yıl azalıyor. Irak'ta peş peşe yaşanan krizler nedeniyle yaşanan çok sayıda göç ile önemli ölçüde bir azalma kaydedildi. Hristiyanlar, Irak nüfusunun yüzde 12’sini oluşturuyorken şu an çok daha küçük bir yüzdeye sahip oldular. Bazıları bugün bu oranın yüzde 1’e yakın olduğunu söylüyor. Irak, ülkeyi etkileyen savaşlar, iç çatışmalar, yolsuzluklar ve diğer belalar nedeniyle çok kayıp verdi. Bu kayıplar arasında yurt dışına göç eden milyonlarca vatandaşın kaybı da bulunuyor. Bu ziyaret Irak'taki Hristiyanların hayatta kalması için bir katalizör olabilir. Ayrıca ülkedeki tarihlerinin ve geleceklerinin önemini vurgulayacak.
Ancak ikinci sembole gelecek olursak; ziyaret, tanık olduğu tüm zorluklara rağmen Irak'ın bölgesel ve uluslararası statüsünün ve öneminin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Papa'nın bu yıl koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle Vatikan'da kalmasının ardından Irak'ın ilk durağı olması bekleniyor. Pazartesi günü Vatikan’dan ziyaretle ilgili yapılan açıklamada ise, koşullar ziyaretin ertelenmesini gerektirmesi halinde küresel sağlık durumunun ziyarete kadar izleneceği ifade edildi. Ayrıca Papa'nın geçtiğimiz Ocak ayında Vatikan'da Irak Devlet Başkanı Berhem Salih'i kabul etmesinden sonra Irak'a gitmedeki ısrarı Irak'ın önemine işaret ediyor.
Üçüncü sembol ise ziyaret, radikalizm ve onu savunanların önüne geçmek için önemli bir aşama oluşturuyor. Aslında bu radikalizm, sadece DEAŞ ve terör örgütüne mensup suçlularından değil aksine Irak’a her zaman ayrıcalık ve fayda kazandıran dini çeşitliliği reddeden aşırılık yanlılarından kaynaklanıyor. Papa’nın Musul ve Ninova düzlüğündeki Karakuş’a gerçekleştireceği ziyaret, DEAŞ elemanlarının Ninova halkını tarihi vatanlarından çıkarmaya çalışmasının ardından oldukça sembolik olacak.
Papa Franciscus, 20 Temmuz 2019 tarihli bir toplantıda, “Her zaman Irak'ı düşünüyorum. Geleceği, toplumun her kesiminin ortak yararının arayışı ile barışçıl bir şekilde resmetmesi umuduyla onu ziyaret etmek istiyorum” ifadelerini kullanmıştı. Papa, Irak'taki Keldani Patriği Louis Raphael Sacco'yu kardinal seçtiğinde Irak’ın öneminden bahsetti. Genel olarak Hristiyanların ve Iraklıların durumuna ışık tutmada önemli bir rol oynadı.
Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih, yakında gerçekleştirilecek olan ziyareti tarihi bir ziyaret olarak nitelendirerek, “Irak, peygamberler, evliyalar toprağı İbrahim aleyhi selamın yurdu” ifadelerini kullandı. Salih ziyaretin, tüm mezheplerden Iraklıları desteklemek için anlamlı bir mesaj olduğunu da sözlerine ekledi. Ayrıca insanlığın barış, hoşgörü ve aşırılığa karşı koyma konularındaki birliğini vurgulayacağını söyledi. Bütün bunlar doğru, ancak tek başına ziyaret, önemine rağmen, tüm Iraklı taraflar ve siyasi partiler başkalarına gerçekten hoşgörü ve saygı gösterme taahhütlerini yerine getirmezse, bu çabaları gerçekleştirmede başarılı olmayacaktır. İnanç özgürlüğü ve insana saygı, ilahi dinlerde ve Irak anayasasına göre öngörülen ilkelerdir. Bununla birlikte, birçok Iraklı aslında, güvenlik birimlerinin zayıflığından ve sıradan halkı koruma yeteneğinden mahrum olmaya devam eden devletten gerçek bir korumaya sahip olduklarını hissetmiyor.
Papa Franciscus, savunmaya istekli olduğu birçok konu nedeniyle küresel bir duruşa sahiptir; bunların arasında barış içinde bir arada yaşama, yerlerinden edilmişlerin ve mültecilerin korunması, yoksullara yardım ve çevrenin korunması konuları da yer alıyor. Papa Franciscus'un 2019 yılının Şubat ayında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’ne gerçekleştirdiği ziyaret, bölgede hoşgörü ilkelerinin oluşturulması ve din veya inançtan bağımsız olarak Arap dünyasında yaşayan herkesi neyin birleştirdiğini vurgulamak için önemli bir adımdı. Vatikan Papası, El Ezher Şeyhi Dr. Ahmed Et-Tayyib ile insan kardeşliği belgesi imzalamıştı. Bu ziyaret, iki dini kurumun, her türlü aşırılığı engellemek için çalışmanın yanı sıra, tüm insanlar arasında köprü kurmak için çalışma taahhüdünü gösteren önemli bir tarihi an oluşturdu. Papa’nın bölgeye gerçekleştireceği bir sonraki ziyaret, bu sürecin devamı açısından önemli bir aşama olacak.
 Papanın Irak ziyareti, ülkede yaşanan şiddet ve kavga mağdurlarının yaralarını iyileştirme fırsatı olmasının yanı sıra Irak'ın eşsiz konumuna bir kez daha ışık tutan tarihi bir ziyareti dört gözle beklemek için bir fırsattır. Iraklıların büyük çoğunluğunun Hıristiyanların El Kaide, DEAŞ ve diğer terör örgütlerinden suçlular nedeniyle maruz kaldıkları bu saldırıları reddettiğine şüphe yok. Fakat aynı zamanda bu suçların Irak'ta işlendiği ve genel nüfusu etkilediği de inkar edilemez. Bu suçların sonuçlarının yasalar, güvenlik, maliye ve sosyoloji açısından ele alınma ihtiyacı devam etmektedir. Her kim yerinden edildiyse, evi elinden alındıysa haklarına yeniden kavuşmalı. Hayatından endişe edenler, koruma sağlanması konusunda güvenlik servislerinin taahhüdüne ihtiyacı var. Sosyal tedaviye gelince, mezhepsel çekişmelere tanık olan bazı şehir ve köylerde önceden var olan güvenin yeniden inşa edilmesi ve Iraklıların yüzyıllar boyunca alışık oldukları barış içinde bir arada yaşama ve insan kardeşliğine döndürülmesi gerekiyor.