Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Lübnan soruşturuyor ve doğruluyor

Bildiğiniz gibi Lübnan, istifa etmiş, Lübnanlıların deyimiyle bir “iş çevirme hükümetinin, yani sadece küçük hizmetleri yerine getirmekle yükümlü bir hükümetin gölgesinde yaşıyor. Öte yandan, yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmiş bir başbakan var, ama ülkeyi yönetemiyor ve bakanlarını belirlemesi yasak. Aynı şekilde diğer yanda, her gün anayasanın yetkilerini çaldığından şikâyet edilen, bu nedenle hükümetin kuruluş sürecine katılmak ya da oluşumunu engellemek dahil her türlü yetkiyi kullanan bir cumhurbaşkanı var.
Lübnan bu tür usulsüzlüklere ilk kez şahit olmuyor. Nevvaf Musevi’nin “direniş silahının” cömert hediyesi olarak tanımladığı General Mişel Avn’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesini herkes kabul edilene kadar ülkenin iki buçuk yıl cumhurbaşkansız kalmasından sonra artık her şey normal.
Dolayısıyla hükümetsiz, devletsiz ya da yasasız yaşamak Lübnan için yeni bir şey değil. Bugünkü trajedi, alternatif veya paralel sosyal sistemin de politik sefahat nihilizmine ve ahlaki çürümeye katılmış olması. Serbest ekonomi yok edildi, halkın parası çalındı, sağlık sistemi tehdit altında ve Lübnan, tarihte coğrafi bir isim olarak yer aldığından beri Arap ve uluslararası ölçekte en kötü izolasyonunu yaşıyor.
Bu sözlerde bir abartı var mı? Aksine eksik bile kalıyor. 4 Ağustos’ta nükleer bombaya benzer bir patlama başkentin üçte birini yok ederken halkın üçte birini de yerinden etti. Cumhurbaşkanı hemen “yavaş olduğu için” uluslararası soruşturmayı reddettiğini ilan etti. Ancak bir de baktık ki Başbakan Hassan Diyab birkaç gün önce çıkıp, FBI tarafından hazırlanan rapora göre patlamanın anlatılan fıkradaki gibi kaynak yapılırken uçan kıvılcımlardan değil, patlayıcı maddenin alev almasından kaynaklandığı şok açıklamasını yaptı. Diyab’ın Lübnanlılar için bir şok haberi daha vardı; patlayan amonyum nitrat miktarı 500 tondu, 2750 ton değil. Peki, kalanı nerede? Kimde? Esas sahibi kimdi? Amonyum nitratı taşıyan sonra da batırılan geminin sahibi kimdi? Bu patlayıcının 7 yıl boyunca konutlar, ofisler, insanlar, çocuklar ve masumlar arasında saklanmasına kim göz yumdu?
Lübnanlılar yeni yılın sabahında bir önceki yitik yılın kalıntılarına batmış bir ülkeye uyandılar. Bir çöp dağına, toplu mezarlara, zifiri karanlığa, belirsizliğe, aşağılama ve küçük düşmeye, mezar taşları gibi karanlık taşlarla kapatılmış bir ufka gözlerini açtılar. 4 Ağustos katliamı ile ilgili uluslararası soruşturmasının reddedilmesinden sonra şimdi de Lübnan yargısının yürüttüğü soruşturma askıya alındı. Lübnan en iyi durumunda gerçeküstü bir ülke iken, böyle bir kaos, kriz, yoksulluk ve boşluk içinde nasıl bir gerçeküstü durumda yaşadığını söylemeye gerek yok. Bu, Lübnan’ın, Lübnanlılar ile çıkmazıdır. Onlar uyanmayacaklar. Onun yerine şimdi hepsi de Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın 9 ay önce verdiği, “Beğenmeyen çekip gitsin” tavsiyesine uyuyor. Hiç kimse kalmayacak.