Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

ABD kararı ve Fas’ın Batı Sahra’daki egemenliği: Sürpriz ve çözüm

ABD kararı ve Fas’ın Batı Sahra’daki egemenliği: Sürpriz ve çözüm

Çarşamba, 3 Şubat, 2021 - 09:15
Nasır Burita
Fas Dışişleri Bakanı

ABD’nin Fas’ın Batı Sahra topraklarının tamamı üzerindeki tam egemenliğini tanıma kararının yanı sıra Fas’ın özerk yönetim inisiyatifini açıkça desteklediğini vurgulaması birçokları için sürprizdi. Uluslararası toplumun çoğunluğu kararı memnuniyetle karşılarken, endişelenenler de oldu.

Bu kararın ağırlığı ve önemi, imzalayan ülkenin konumundan kaynaklanıyor. ABD bir süper güç ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de daimi üyesi. Aynı şekilde Kral 6.Muhammed'in bilge liderliği altında Fas Krallığı'nın son 20 yılda stratejik ilişkiler geliştirdiği büyük bir müttefiki. Bu tarihsel olarak köklü, geleceğe bakan ilişkiler birbirini izleyen çeşitli ABD yönetimleri zamanında güçlendirildi.

Kararın öneminin boyutu esasen Güney Avrupa'dan Orta Afrika'ya uzanan stratejik bir bölgede kalıcı istikrar ve güvenliğe ulaşmak için bu uzun süreli çatışmaya bir çözüm bulmak adına sunduğu fırsatlarla bağlantılı.

1991 yılında imzalanan ateşkes anlaşması silahları susturdu, siyasi ve diplomatik çözümlere ve fırsatlara kapı açtı. Her ne kadar Polisario Cephesi, ABD’nin kararını açıklamasını beklemeden bu anlaşmayı defalarca ihlal ettiğini deklare edip bir anlamı olmayan taciz ve provokasyonlarda bulunsa da...

Karşıt iki vizyon var. Bir yanda halkı, durgunluğun damga vurduğu siyasi bir sürecin esiri olmaktan kurtarmayı hedefleyen kraliyet vizyonu kapsamında, güney illerinde 10 yılda 7 milyar doları aşan büyük yatırımlarla ülkesine daha iyi bir gelecek sunmak isteyen Kral’ın benimsediği Fas Krallığı vizyonu, diğer yanda mevcut durgunluğun sürmesine oynayan, bölgesel ve ekonomik entegrasyonu engellemek için kullandığı bu gerileme durumunun çıkarına olduğunu düşünen bir vizyon var. Söz konusu vizyon, bundan kaynaklanan insani etkileri umursamadan, istikrarın sağlanmasında sürekli gerçek zorluklarla karşı karşıya kalan bir bölgede güvenliği de tehdit ediyor.

Akıllı insanların farkında olduğu bu gerçekler ve Fas'ın barış, istikrar ve bölgesel bütünleşmeyi destekleme vizyonu ışığında bu kararın önemi kendini yapısal boyutunda gösteriyor. Zira bu karar, gerçekçi ve kalıcı bir siyasi çözüm bulma yolunda önemli bir dönemeç ve güçlü bir dönüm noktasının kurucusu niteliğinde.

Gözlerini geleceğe dikmiş bu uzlaşmacı atmosferde, kökleri tarihe dayanan merkezi geleneklere sahip Fas, Batı Sahra sakinlerine kendi ulusal egemenliği altında bir özerklik çerçevesi sunan devlet mantığına geçiş yapmaya karar verdi. Bu çerçeveye göre bölge sakinleri siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda kendilerine özgü yasama, yürütme ve yargı organları aracılığıyla yönetebilecekler.

ABD, Batı Sahra dosyasının kaynağı ve gelişmelerinin yanı sıra dinamikleri ile riskleri konusunda da tam anlamıyla bilgi sahibi. Dahası, bölgede özerk yönetim inisiyatifi, Kral 6. Muhammed ile eski Demokrat Başkan Bill Clinton arasındaki derin temasların bir ürünü ve sonucu. Bu temasların sonucu daha sonra istişare edilmesi için Cumhuriyetçi oğul George Bush yönetimine sunulmuş, ardından yine Demokrat Barack Obama yönetimi tarafından desteklenmişti.

Birbirini takip eden bu yönetimlerin hepsi, özerkliği bu bölgesel çatışmanın çözümü olarak desteklediler. Dolayısıyla Başkan Donald Trump yönetiminin son başkanlık duyurusu, bu diziyi mantıklı bir şekilde taçlandırmış oldu. ABD’nin 20 yıldır devam eden tutarlı ve destekleyici tutumunu teyit etti. Bu birikim, ulusal egemenliğin ve toprak bütünlüğünün tanınmasını sağladı.

Resmi basın açıklamalarının temsil ettiği açık destek bir yana, ABD, Mali Harcama Yasası çerçevesinde 2015 yılından bu yana güney bölgeleri lehine bir finansman hattı ile de Fas'ı destekliyor. Aynı mantıkla Fas ile Avrupa Birliği arasında imzalanan ticaret anlaşmalarının tümü de ülkenin güney bölgelerini kapsıyor. Tüm bu verilere dayanarak Fas’ın Batı Sahra’daki egemenliğini resmi olarak tanıyan ABD’nin kararı, yalnızca bilgisi olmayan veya bütün bunları bilen ama hafızaları kendilerine ihanet ettiği için unutanları şok etti. ABD kararı, dosyanın BM içinde gelişme süreci ile de uyumluydu. Buna öncelikle iki eski BM genel sekreterinin açıklamaları kanıt gösterilebilir. İkisinin de Batı Sahra’nın bağımsızlığının  gerçekçi bir seçenek olmadığını yinelemekten neredeyse sesleri kısılmıştı. Buna ek olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin son 17 tavsiyesi, "siyasi, gerçekçi ve kalıcı bir çözüme" ulaşmanın gerekliliğine dair net bir kanıyı ortaya koyuyordu. Aynı zamanda dosyayı girmiş olduğu çıkmazdan kurtarmak için gösterdiği ciddi ve inandırıcı çabalardan ötürü de Fas takdir ediliyor ve övülüyordu.

Fas, bu amaca ulaşmak için bu bölgesel çatışmanın gerçek taraflarını belirlemeye ve kendilerini sürece dahil etmeye dayalı, net kriterler temelinde BM tarafından desteklenen siyasi sürece hep sadık kaldı. Kral 6. Muhammed, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Fas’ın bundan sonra da sadık kalacağını taahhüt etti.

Bu siyasi dizinin kendi başına bir amaç olmadığını, özerklik girişimine itiraz ederek Fas'ı rahatsız ettiklerine inananların çözümsüzlüğü ve durgunluk durumunu daha da kötüleştirmekten başka bir şey yapmadıklarını, gerçekte çözüme ulaşmayı engellediklerini vurgulamak önemli. Diğer yandan özerk yönetim inisiyatifi, iki tarafın da kazançlı olacağı gerçekçi bir çözüm ve her geçen gün pekişen bir uluslararası desteğe sahip. Uluslararası toplum bu inisiyatife desteğini birden fazla kez gösterdi. Sonuncusu, Fas yönetimi altında özerk yönetim inisiyatifini desteklemek amacıyla ABD ve Fas’ın girişimleriyle düzenlenen ve 42 ülkenin bakanlarının katıldığı konferanstı. Ayrıca ABD'nin Fas'ın el Uyun ve Dakhla şehirlerinde konsolosluk açan 20 ülkenin saflarına katılma kararı, kesinlikle diğer ülkeleri de yakın gelecekte bu adımı atmaya teşvik edecektir.

Fas, 22 Aralık'ta ABD başkanlık deklarasyonunu da kapsayan üçlü deklarasyonu imzaladığında, Büyük Mağrip bölgesinde istikrarı teşvik etmek ve Ortadoğu’da barışa hizmette bulunmak için ahlaki bir yükümlülük üstlenmeyi de kabul etmiş oldu. Yapıcı duruşlar sergilemek ve gerçekçi, adil ve kalıcı bir çözüm için ilerlemek adına bu hepimiz için bir fırsattır.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya