Kara Swisher
TT

Bedava olan hiçbir şey bedava değildir!

Bu konu üzerinde çok düşündüm. Twitter bu hafta Kanada ve Avustralya'da test ettikten sonra ABD ve Yeni Zelanda'daki kullanıcılarına Twitter Blue’ya abone olma seçeneğini sundu. Twitter, benim gibi haberleri seven kullanıcıları -bir bakıma- ücretsiz bir hizmet karşılığında aylık 3 dolardan fazla ödeme yapmaya teşvik etmek için gerçek bir çaba sarf etti. Bu hizmetin içinde The Washington Post ve BuzzFeed gibi medya kuruluşlarından ücretsiz bir şekilde yazılara erişmek ve son bir gün içinde en popüler haberlerin bir özetine ulaşmak da yer alıyor. Böylece etrafınızda olup bitenlerden habersiz kalmayacağınız garanti ediliyor.
Ayrıca Twitter Blue’da hata anlarını önlemek amacıyla bir paylaşımın 30 saniye içinde geri alınmasını sağlayan ‘undo’ (geri alma) özelliği de var. Daha fazla özelliğin de gelmek üzere olduğunu düşünüyorum (tabi buna kaçınılmaz fiyat artışı da dahil). 2005 yılında Amazon Prime yılda yaklaşık 79 dolar ile faaliyete başladığında oldukça sınırlı özelliklere sahipti. Ancak şimdi dünya çapında yaklaşık 200 milyon abonesi hızlı teslimat, video yayınlama ve başka seçeneklerden yararlanabiliyor. Videoları reklamsız izleme seçeneği sunan ve yedi yıl önce başlatılan YouTube Premium hizmetinin on milyonlarca kullanıcısı var. Twitter partiye geç kaldı. Ancak Twitter’ın en sadık kullanıcılarına karşılığında para ödeyecekleri para karşılığında ihtiyaçları olabilecek hizmetleri sunmaya büyük özen gösterdiğini görmek beni mutlu ediyor.
Twitter ücretli abonelik alanına girerken, veri paketlerini onları desteklemek için pazarlamacılara doğru iterek ücretsiz hizmetler sağlayan teknoloji iş modelleri hakkında daha geniş çapta düşünmenin vakti geldi. Aynı zamanda şu an, bu dev şirketlerin sorumlu bir şekilde nasıl organize edileceğini düşünmek için de iyi bir zaman.
New York Üniversitesi'nde finans profesörü olan Aswath Damodaran, fütürist ve bilgisayar bilimcisi Jaron Lanier, Senatör Amy Klobuchar gibi meclis üyeleri ve dijital sektörle ilgili olarak bir iki şey bilen başka isimler gibi farklı düşünürlerden oluşan bir grup ile yaptığım röportajlarda her biri büyük teknoloji şirketleri (Big Tech) ile yaşanan ana soruna odaklandı: Kişisel verileri toplayan çalışma modelleri.
Tabi ki bu yeni bir şey değil. Gizlilikle ilgili endişeler, dünyanın dört bir yanındaki kanun koyucuların son yıllarda, kullanıcılarından mümkün olduğu kadar çok zengin dijital veri toplamaya teşvik edilen Google ve Facebook gibi uygulamalara karşı çıkmalarının nedenini oluşturuyor. İnternet reklamcılığının büyük sükse yapmasıyla, şüphesiz sadece ‘ilgili’ reklamları ve içerikleri gördüğümüzü teyit etmeye yardımcı olmak için bölündük ve etiketlendik.
Damodaran’ın oldukça doğru bir şekilde söylediği gibi bu, Facebook ya da yeni adıyla Meta gibi şirketleri, satış büyümelerinin kullanıcıları ve toplumu korumaya odaklanmaktan daha öncelikli olmasının sonucunda “iğrenç” bir statü içinde bıraktı. Öte yandan Lanier bunu "düzmece bir iş modeli" olarak adlandırıyor. Senatör Klobuchar ise, yolun kenarında bir yerde 'ücretsiz' olan bir şey için ödeme yaptığımızı söylüyor. Değişikliğe gidilerek daha iyi sonuçlara teşvik eden bir iş ve ekonomi modelinin nasıl inşa edileceğine odaklanılmasını takdir ediyorum.
Buna rağmen başta Google ve Meta olmak üzere teknoloji şirketlerinin başkanlarının ortak bahanesi, ‘ücretsiz’ internetin onlardan hakkımızda mümkün olduğunca fazla bilgiye yanıt vermelerini istemesidir. Ancak fazlasıyla üzerinde düşünüp şu sonuca vardım: Bu bizleri, bu şirketlerin gözünde ucuz yiyeceklere dönüştürmüş oluyor. Tabi ki dijital haritalar veya e-mail alıyoruz ancak Las Vegas'taki kumarhanelerde olan bir bahis masası gibi kasa her zaman kazanıyor.
Twitter Blue hizmetinin, kullanıcıları gözetlemeye daha az bağımlı bir modele doğru atılmış bir adım olmasını umuyorum. İnternetin büyük bir kısmı veri tekelciliği noktasına kadar büyümüş olsa bile müşteriler ve şirketler için teşviklerin düzenlenmesi iyi bir şey olarak görülmeli. Tabii ki, dijital hizmetler için gerçekten ödeme yapamayacak durumda olan müşterilerin sırtına premium hizmetler yüklememeye dikkat etmeliyiz. Nitekim herhangi bir ödeme sistemi en nihayetinde sadece bir sistemdir.
Bedava yemek diye bir şey olmadığını söylüyorlar; güzel, bu hiç bugün internetin durumunda olduğu kadar doğru olmamıştı. Ancak herhangi bir gerçek düzenleme gözetimi olmadan bu büyük kâra sahip şirketler neden yaptıklarını yapmaya devam etmiyorlar?
Biz daha güzel bir yolun hayalini kurarken Jack Dorsey şöyle diyor:
“Twitter’daki gece yarısı aptallıkları aşkına düzenlenebilir paylaşımlar için her meblağı öderim.”

The New York Times