İran nükleer dosyası hakkında önümüzde iki tür müzakere olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan ilki Viyana toplantısının müzakereleriyken ikincisi Viyana toplantısının gölge müzakereleri olarak adlandırdığım müzakerelerdir. İlk bahsettiğim müzakereler İran, ABD ve Batılı güçlerin katılımıyla gerçekleştiriliyor.
Viyana toplantısının gölge müzakerelerine gelince, İsrail bu müzakereleri ABD’yi ve Batılı güçleri İran’a karşı ekonomik yaptırımlar ve askeri operasyonlar da dahil olmak üzere kesin tavırlar göstermenin zamanı geldiğine ikna etmek için yürütüyor.
Tabiki şu anda ABD yönetiminin söylediklerine güvenilmesi mümkün değil. Ancak olayları, yapılan açıklamalara veya süzgeçten geçirilen bilgilere göre değerlendirmemiz gerekir. Ayrıca ABD’nin İran ile ne pahasına olursa olsun bir anlaşmaya varmak için gösterdiği yumuşak tavırlarını da unutmamak gerek.
İsrail’in liderlik ettiği bu gölge müzakereleri hem Washington hem de Tahran üzerinde bir baskı teşkil ediyor. Görünen o ki İsrail bu konuda ilerleme kaydediyor. Zira İsrail Savunma Bakanı ve MOSSAD Başkanı nükleer dosyayı görüşmek üzere Washington'u ziyaret ediyor.
İsrail medyası, Savunma Bakanı ile MOSSAD Başkanı’nın Washington'u ille de nükleer tesislere değil, aynı zamanda İran'ın çıkarlarına karşı da askeri düzeyde hareket etmeye ikna etmeye çalışacaklarını söylüyor. Bu, İran'a ABD yönetiminin İran'ın ‘nükleer eşiğe’ ulaşmasını engelleme konusunda ciddi olduğu mesajını vermeyi hedefliyor.
Bütün bunlar Reuters haber ajansına konuşan ismini vermek istemeyen ABD’li bir yetkilinin, ABD ve İsrail’deki savunma liderlerinin diplomasinin başarısız olması durumunda olası en kötü senaryoya; İran nükleer tesislerini yok etmeye hazırlanma kapsamında muhtemel askeri tatbikatları görüşeceğini söylemesinin ardından geldi.
Aynı şekilde Fransız haber ajansına (AFP) göre Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada Başkan Biden’ın diplomasi yollarının başarısız olması ihtimaline karşılık ‘hazırlıklara’ başladığı bildirildi. Dolayısıyla tüm bunlar, bu gölge müzakerelerin ciddi bir yön almaya başladığı anlamına geliyor.
Peki ya bizim bölgemiz ve İran’da durum ne? İran’ın çıkarları nereden vurulabilir? Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerini ziyaret ettiği sırada yaptığı ortak açıklamaları inceleyenler, İran'a yönelik tavırlarda bir birlik olduğunu fark edecektir.
Körfez ülkelerinde ciddi bir nükleer anlaşmaya varılması ve İran’ın nükleer silah elde etmesine izin verilmemesinin yanı sıra İran’ın bölgedeki yıkıcı projelerine ve füze programlarına karşı konulması gerektiği konusunda net talepler var.
İran’ın nükleer tesisler dışında çıkarları nereden vurulabilir? İran rejiminin ılımlı olamayacağı için nükleer müzakerelerde tırmandırma politikası izlediği ve gözlerinin İsrail ve ABD’ye odaklanmaktan çok içeride olduğu aşikar.
İran'ın bölgedeki çıkarları dört ülkeye ya da İran asıllı ABD’li araştırmacı Kerim Sacidbur'un dediği gibi ‘sefiller ekseni’ne dağılmış durumda. Nitekim İran’ın Irak, Yemen ve Lübnan'da milisleri var.
Bu hafta haberlerde İsrail'in Suriye'de İran silahlarının üçte ikisini imha ettiği bildirildi. Dolayısıyla İran ile mücadelenin ciddi olduğunu göstermek için öncelikle Yemen’de ya da Irak’ta İran’ın çıkarlarının hedef alınması bekleniyor.
Bununla birlikte İsrail'in İran'da askeri veya istihbarat açısından neler yapabileceğini göz ardı etmemiz mümkün değil. Yani demem o ki, Viyana toplantısının gölge müzakereleri dediğim şeyle karşı karşıyayız. Bu müzakerelerin sonuçları Viyana toplantısının kendisinden beklenen sonuçlardan daha hızlı çıkabilir.
TT
Viyana ve gölge müzakereleri
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة