Rusya ile Ukrayna arasındaki gerginlik tam gaz devam ediyor. Savaş korkusu artık uluslararası arenayı iyiden iyiye sarmış vaziyette. Gerilim birbirini sürekli kendisine çeken iki kutba benziyor.
Moskova, yıllar içerisinde üye sayısını artırarak sınırlarına dayanan NATO’nun daha fazla Ukrayna’yı silahlandırmasını istemiyor. Rusya’nın batı sınırında Atlantik İttifakı’na katılmamış sadece üç ülke kaldı. Finlandiya, Belarus ve Ukrayna. Kiev yönetimi içinse Moskova’nın etkisi -ve hatta işgali- ülke içerisine sirayet etmiş durumda. Kırım Rusya tarafından 2014’te ilhak edildi. Luhansk ve Donetsk kentlerinde de Rus yanlısı grupların hakimiyet mevcut. Kısacası taraflar devamlı karşı mevziye bakarak savunmasını güçlendiriyor.
Çatışmanın diğer aktörlerine bakıldığında vaziyetin karmaşık. Batı kampının büyük bir kısmı Ukrayna’nın yanında. İngiltere, İspanya, Fransa gibi AB ülkeleri ile ABD, drone’dan savaş uçağına tanktan tüfeğe değin her türlü mühimmatı Kiev’e gönderiyor. Varlıklarını Rusofobiye borçlu olan ve NATO’nun son üyeleri konumundaki Baltık devleri de şimdiden Ukrayna’nın yanında mevzilendi. Diğer yandan, her ne kadar savaş istemeyen bir görüntü çizmeye çalışsa da Beyaz Saray gerginlikten fayda çıkarmanın peşinde. İsveç ve Finlandiya kamuoyu, medya manipülasyonuyla NATO kuşatması altına alındı. İki ülkenin gazetelerinde her gün bir “Rus tehlikesine karşı Atlantik İttifakı’na girişi değerlendirelim” temalı yazı görmek mümkün.
Fakat NATO kampında işlerin tıkırında olduğu sanılmasın. AB’nin en nüfuzlu üyesi, Almanya, henüz Moskova’ya karşı net bir tutum takınabilmiş değil. Alman ordusunun üst düzey isimlerinden Deniz Kuvvetleri Komutanı Kay-Achim Schönbach, yakın zamanda “Kiev'in ilhak edilen Kırım'ı Moskova'dan asla geri almayacağını” vurgulayıp “Putin'in saygıyı hak ettiğini” belirtti. Alman amiral, açıklamaların ardından istifa ettirildi. Ancak yine de Schönbach’ın söylemi, Alman ordusunun haletiruhiyesini yansıtır nitelikte. Alman hükümeti henüz Kiev’e silah yollamayı dahi gündemine alamadı. Elbette Berlin’in elini kolunu bağlayan konulardan biri Nord Stream 2 boru hattı projesi. Proje tamamlandı fakat Berlin’in onayını bekliyor. Artan doğal gaz fiyatlarının enflasyonu körüklediği Almanya’da boru hatlarının açılması ülkeye gelen Rus gazını ikiye katlayacak.
Tüm bu fırsatlar ve engellerle bezeli tabloda Ankara’nın pozisyonu da oldukça sıkışık. Türkiye tarihsel ve diplomatik olarak Moskova ile Kiev arasındaki krizde her daim Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunageldi. Kırım Tatarlarının haklarını öne sürerek çatışmada Kiev’i desteklemeyi sürdürdü. Özellikle 15 Temmuz kanlı darbe girişiminden bu yana Kremlin’le sıkı fıkı ilişkiler sürdürse de Türkiye bugün hala daha Ukrayna yanlısı kampta yer alıyor. Türk savunma sanayi için Ukrayna önemli bir pazar. Kiev’in satın aldığı Bayraktar TB2 SİHA’ları şimdiden sahadaki dengeleri değiştirdi. Bununla birlikte gerek İran’la yaşanan anlaşmazlık gerek en sert kışlardan birinin yaşanması Ankara’nın Rus gazına bağımlığını artırıyor. Enerji sektöründe Moskova Türk projelerinin en önemli partneri. Bu nedenle Türkiye iki ülke arasındaki gerginliği azaltmada aracı olmayı arzuluyor.
Ukrayna krizinin üç farklı sonuçla bitmesi öngörülüyor. Rusya’nın endişelerini giderecek diplomatik adımların devreye sokulması, Rus ordusunun Harkov üzerinden Donbas bölgesine ulaşan bir koridor açacağı sınırlı operasyon veya topyekûn savaş. Görüleceği üzere tüm seçenekler Kremlin odaklı. ABD’nin Rusya’ya ilettiği mektup diplomatik seçeneği canlandırabilir. Yine de Batı kampında açılan gedik ve NATO’nun İskandinavya’da yakaladığı fırsatlar göz önünde bulundurulduğunda Ukrayna’daki bilek güreşinde kazanan şimdiden sadece büyük güçler.
TT
Ukrayna’da savaşa beş kala dünyanın ahvali
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة