Uluslararası güç dengesi sürekli hareket halindedir. Uzun veya kısa bir süre boyunca geçerli olan herhangi bir uluslararası konsensüsü sabit ve değişmez olarak değerlendirmek, düşüncede hata, bakış açısında eksiklik ve kusur addedilir. Rusya'nın askeri güçle Ukrayna'ya girmesi, yıllardır bu dengelerde çeşitli etkenler ve nedenlerle yaşanan dengesizliklerin sadece bir örneğidir.
Dünya bu noktaya nasıl geldi? Yüzyıl süren uzun bir süreç içinde Avrupa'daki zayıf dengelerin bozulmasının bir ifadesi olan Birinci Dünya Savaşı veya imparatorluklar çatışması, ardından, milletlerin mücadelesini temsil eden İkinci Dünya Savaşı geldi, daha sonra da Soğuk Savaş veya ideolojiler çatışması onlarca yıl dünyaya egemen oldu.
Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra, uluslararası sistem, ABD ve Avrupalı müttefikleri tarafından yönetilen tek kutuplu hale geldi. Ancak tarih yerinde durmaz, Rusya ve Çin'deki ulus-devlet, eski ideolojiler çatışmasından uzakta yeni bir güç inşa etmeye başladı ve iki ülke, uluslararası güç dengesinde büyük değişiklikler oluşturmayı başardı. İki ülkenin gücü gittikçe artıyor, ABD ve Avrupa'nın doldurmaktan çekildikleri dünyadaki stratejik boşlukları dolduruyorlar.
Hatırlarsak, bu satırların yazarı geçen yıl ekim ayında şöyle yazmıştı; “Şu ya da bu şekilde yeni bir soğuk dünya savaşıyla karşı karşıya bulunuyoruz. ABD, Avrupa’daki müttefikleri, yeni tek kutuplu dünya düzeni coşkusu (azalan) dünya ile Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra uluslararası etkisini güçlü bir şekilde geri kazanmak için yükselen Rusya Federasyonu arasında yeni bir tür uluslararası güçler buluşması var. Uluslararası güçler arasındaki bu geçiş aşamaları genellikle büyük kargaşalara, kanlı çatışmalara, istihbarat çekişmelerine ve bölgesel savaşlara (2013) tanık olur. İşler ABD parmağını kıpırdatmadan, güç ve nüfuzunu yayma arzularına göre istediği gibi genişleyebileceği (2016) Rusya'da sabit bir kural haline gelecek kadar gelişti. Öyle ki ABD'nin uluslararası rolünün gerilemesinin, artık bir görüş ve analiz ya da geleceğe dönük bir öngörü değil, aksine, yankı uyandıran olaylarla bir gerçeklik haline geldiği netleşti. Rus müdahaleleri ve Çin genişlemesi, ABD'nin geri çekilmesine paralel olarak gerçekleşiyor.” Bu alıntıyı yapma amacımız, bu verilerin yıllardır net olduğu ve bu yankı uyandıran küresel olay gerçekleşene kadar biriktiğini söylemektir.
Rusya 2014'te Kırım'ı aldı ve doğu Ukrayna'ya girdi, ardından 2015'te Suriye'ye girdi. ABD Başkanı (Obama) tüm bunlara sessiz kaldı. Dahası kendisinin ve o dönemki yardımcısının dünyadan çekilme vizyonu kapsamında ABD, Irak ve Afganistan'dan çekilmeyi planladı ve İran ile 2015 nükleer anlaşmasını onayladı. Nitekim Obama’nın eski yardımcısı Başkan Biden, geçen eylül ayında Afganistan'dan aceleyle çekildi ve şimdi de Viyana'da İran ile yapılan anlaşmayı canlandırmak için elinden geleni yapıyor.
Fikir olarak kimse savaşı sevmez ama gerçekte savaşa hazırlıklı olmalısınız. Batı’da bir savaş iradesini reddetme, savaşa hazırlığı reddetme ve masaya bazen güç fikrini koymayı reddetme düşüncesi oluşmuş bulunuyor. Bu, uygarlığın lüksü ve öncelikler dengesinin bozulması, kadınlar ve eşcinseller gibi bazı insan hakları azınlıklarının etkisi ve genel olarak liberal solun kontrolünün sonucudur. Ne var ki, dünyadaki diğer güçlü ülkeler böyle değiller.
En yakın olayları hatırlatalım; Taliban birkaç ay içinde Biden’dan Afganistan’ı devralırken, bir uçak, Afganistan Devlet Başkanı Gani'yi sürgününe götürüyordu. Bazı kaynaklara göre, bazı ABD'li yetkililer Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky'ye de aynı kaderi teklif ettiler. Öte yandan, ABD görünüşe göre İran’a ödün vermeye yakın.
Dikkatle ve özenle sorulması gereken önemli bir soru var; Demokrat Parti ve içindeki Obama akımı tarafından temsil edilen Amerikan liberal solu, bilinçli bir biçimde ABD'nin prestijini yok etti. Bir sonraki politikaları, uluslararası kurumların ve uluslararası sistemin de yıkımına yol açar mı yoksa açmaz mı?
Rusya Devlet Başkanı Putin, kuvvetlerinin Ukrayna'ya girişi ile ilgili bir saat süren üst düzey bir savunma yaptı. Savunması, tarihin eleştirisi, “imparatorluk”tan “Bolşevizm”, “komünizm” ve bugünkü “ulusal Rusya”ya kadar tarihin yeniden inşası hakkındaki sözlerini içerdi. Putin, din ve "Ortodoksluk" hakkında da konuştu, "Sovyetler Birliği'nin Batı" ve "NATO" ile mücadelesini, bu mücadelenin çağdaş jeopolitik ve stratejik boyutlarını hatırlattı. Askeri açıdan da konuşan Putin, Ukrayna’dan tarihsel, siyasi, dini ve sosyal açıdan derin ayrıntılara girerek bahsetti. Güçlü, açık ve doğru mesajlar vermeye özen gösterdi.
Ukrayna liderliği, Amerikan ve Avrupa vaatlerinin arkasına takıldı ve onların peşinde çok ileriye gitti. ABD ve Avrupa tarafından korunduğunu sandı. Bu nedenle, şimdi Cumhurbaşkanı çeşitli vesilelerle hayal kırıklığını dillendiriyor. Oysa gerçekçi olsaydı hem ülkesini hem de dünyayı bu tehlikeli krizden koruyabilirdi.
ABD'nin Afganistan, Ukrayna, Suriye ve İran'a yönelik siyasi tutumları, başta Çin olmak üzere dünyanın güçlü ülkelerine, Putin, Taliban ve İran rejiminin ABD ve Avrupa ülkelerine boyun eğdirme yöntemini takip etmek ve kayda değer kayıplara uğramadan en yüksek kazanımlar elde etmek için fırsatın uygun olduğu mesajını gönderebilir.
ABD şu anda dünyanın en güçlü imparatorluğudur ve tarihte bir benzeri yoktur. Dolayısıyla bu yazının amacı, hiçbir şekilde ABD’nin sert veya yumuşak gücünü küçümsemek değildir. Ancak bu gücü kullanmayı, kendisine işaret etmeyi ya da bir seçenek olarak müzakere masasına koymayı reddetmek, onu tarihin bu aşamasında değersiz ve korkutmayan pençeleri olan bir güce dönüştürdü.
Bu kriz insanlık için son derece tehlikelidir ve spekülasyon veya suçlamalara, ahlaki sorumluluğu şu veya bu tarafa yüklemeye hiçbir alan tanımamaktadır. Keza gerek söylem gerekse fikir ve kavramlar olsun sosyal medya saçmalıklarına da. Kendisiyle ilgili çalışmalar, tam bir rasyonalite, saf bir gerçekçilik, varabileceği feci sonuçlardan uzakta güvenli bir çıkış arayışı ile karakterize edilmelidir.
Rusya ve Ukrayna arasındaki askeri güç konusunda hiçbir kriter altında karşılaştırma yapılamaz. Ukrayna'nın Rusya'ya karşı askeri başarılarına dair söylenenler sadece medyaya yöneliktir ve propaganda amaçlıdır. Bu açıdan sonuç tamamen belli ve tüm dünya tarafından önceden biliniyor.
Bu büyüklükte ve ciddiyetteki bir krizde, savaş zamanında “yaptırımlardan” bahsetmek bir lükstür. Pratik olarak, yakın vadede herhangi bir şeyi değiştirebilecek yaptırımlar yoktur, sabır ve beklemenin, ne devlet ne de halk olarak Ukrayna'ya bir yardımı olmayacaktır. Bu noktada şu soruları sormak kaçınılmaz; Ukrayna'nın geleceği nedir? Ukrayna’dan sonra ne olacak? Rusya sınırlarında benzer konumda olan ülkelere ne olacak?
Son olarak, geri çekilen ABD, bu krizde ne kendilerine yardımcı ne de faydalı olacak siyasi duruşlarla müttefiklerini zor durumda bırakmaya çalışacaktır. Denge, akıllı olanların bilgeliğidir.
TT
En tehlikeli kriz: Rusya Ukrayna'ya girdi
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة