Ömer Özkaya
Yazar
TT

En soğuk oyundan en sıcak savaşa… Churchill Hitler’i aldatacak

“1960'ların başlarında ABD-Sovyet ilişkileri soğuk savaş tarihindeki en kötü noktaya gelmişti. Sovyet birlikleri Florida’dan sadece 160 km uzaklıktaydı. Küba Devrimi’nden sonra Ekim 1962'de başkan Kennedy, Küba'da inşa edilen nükleer silah siloları ve Sovyet aktivite artışı hakkında bilgilendirildi.
Bu bir savaş hazırlığına benziyordu.
Küresel Savaş!
Nükleer bir küresel savaş!
Artık Sovyetler Birliği’nin tüm Amerikalıları Nükleer Silahlar ile tehdit etmeye karar verdiğini biliyoruz. Bu gücü sağlayan ana silah sistemleri, nükleer tahrikli ve Süper Sonic bombardıman uçakları gibi görünüyor. Saldırgan (SSCB) mümkün olduğunca ilerleyip işi savaşın eşiğine kadar getirdi.
Kennedy dün gece Küba'nın kaybının sorumluluğunu hükümetin üstleneceğini söyledi.
Küba'nın özgür halkı, özgür olmak isteyen desteklenecek ve özgürlüklerini kazanacaklar.”
Senaryosu ve yönetmeni Lukasz Kosmicki’nin En Soğuk Oyun filminin girişindeki bu durum özeti tarihin nasıl döndüğünü belgelemesi bakımından oldukça dikkat çekicidir.
1960’ların başlarındaki Küba Krizi, ABD’de Sovyetler’in nükleer saldırıda bulunacağına ilişkin bir algının oluşmasına yönelik karşılıklı çabayı ortaya koyması açısından stratejik bir start noktasıdır.
Filmin verdiği ilginç ima haberler Kennedy’in Sovyet tehdidini pek önemsemediğini göstermektedir. Nitekim "1962 yılında Başkan Kennedy Sovyetler’in Küba'daki nükleer füze siloları ve Sovyet aktiviteleri hakkında bilgilendirildi" cümlesi, Kennedy’ye "Bak inanmıyorsun ama Sovyetler burnumuzun dibinde. Nükleer tehdit altındayız kaç yıldır bu konuda sayın Başkan, sizi ikna edemedik, işte tüm istihbarat burada" cümlesini arka fon yapan itham atmosferi, izleyiciye ve izleyici nezdinde dünya kamuoyuna deklare edilmektedir.
Başkan Kennedy’nin de "Küba'nın kaybının sorumluluğu hükümetindir" ifadesi, brifing ekibine "Bilgilendirdiniz, fakat ikna olmadım" dipnotlu bir beyan olarak durmaktadır.
Kennedy’nin Küba'nın kaybının sorumluluğunu alması, Beyaz Saray’la Pentagon arasındaki görüş ayrılığını ortaya koymakta ve Sovyet tehdidini öne sürenlere ,"siz sorumlu değilsiniz, sorumlu hükümettir " diyerek direnmek istemektedir.
Daha önceki bir yazımızda da belirttiğimiz gibi iki kutuplu dünya sistemine direnme ve Sovyet tehdidini dikkate almama Kennedy’nin asıl ölüm sebebini oluşturmaktadır.
Öte yandan Sovyetler’in Küba’ya yerleşmesi sonucu ABD’nin Florida sınırlarına 160 km yaklaştığı vurgusu yapılmaktadır.
NATO’nun genişleme stratejisi çerçevesinde Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üye yapılmak istenmesiyle, ayrıca Letonya, Estonya ve Litvanya’nın NATO’ya üye olmasıyla ABD artık Rusya'yla sınır komşusu olmuştur. ABD/NATO, Rusya'nın kapısındadır.
1962’den tam 60 yıl sonra ABD, Bering Boğazı sınırı yanında karadan da Rusya ile sınır olmuştur. Ve Ukrayna- Rusya savaşında bir nevi taraf konumundadır.
1962’de ABD-Sovyet soğuk savaşı sürecinde satranç karşılaşmaları sanki bu oyun üzerinden psikolojik savaşın yoğunlaşması olarak öne sürülmüştür. Yine bir nevi nükleer psikolojik savaş, satranç karşılaşmaları ile canlı tutulmuştur.
1962’deki Sovyet nükleer tehdidinin Ukrayna savaşı bağlamında yine aynı tonda devam ettiği, ayrıca süpersonik teknolojisinden hipersonik teknolojisine geçildiği artık ortadadır.
Bu tablonun korkunç yanı Rus yazar Anton Çehov’un “duvarda asılı silah oyunda mutlaka kullanılır” yargısı üzerinden hareketle artık nükleer savaşın ilk defa olasılık sınırını aşarak mutlak hale gelmesidir. ABD-Rus mücadelesinde eğer "aşırı bir uzlaşma" olmazsa nükleer savaşın eninde sonunda gerçekleşecek olmasıdır.
En Soğuk Oyun filminde bohem bir yaşam tarzı süren alkolik Joshua Mansky’nin ABD’nin adamı rolünü bugün Ukrayna lideri Zelenski oynamaktadır. Fakat bu rol komedyen bir lider için, tam bir tezat teşkil eden savaş oyunudur.
Yoğun bir analize girişmeden Ukrayna Savaşı'nın seyri etap etap nükleere doğru evrilmektedir. Bunun temel göstergesi de Rusya'nın kazanmak zorunda olduğunu kabul etmesidir. ABD’nin de aynı şekilde kazanmakla yükümlü olduğunu bilmesidir.
Tam bu noktada bir başka filmi anımsamak ilginç olabilir: Mincemeat Operasyonu filmi İngiltere’nin, Hitler'in dikkatini Sicilya’dan Yunanistan’a çekmek için yoğun bir aldatmaca düzeneği kurmasını ve sonuçta Hitler'in yenilgiye uğramasını anlatıyor.
Bu filmin iki önemli yönü var: İlki, Hitler'i bir kurgu ile atlatarak Sicilya’yı bir nevi boşaltmasını sağlamak, ikincisi ise İngiltere’nin savaşta yaşadığı aşırı istihbarat alma sıkıntısıdır.
Hitler’in dikkatinin dağıtılması ve İngiltere’nin Yunanistan’a saldıracağına inandırılması savaşın kaderini değiştirecektir.
Savaşların görünen ve görünmeyen yönlerini ortaya koyan Mincemeat Operasyonu filmi, savaşlardaki aldatmacalara yoğunlaşmaktadır.
Soğuk savaş döneminin pek çok aktörü vardı: Satranç ustaları, başarılı Varşova Paktı sporcuları, Bolşoy Balesi, girdiği ülkede savaş olmayan MCDonald’s, 1968 öğrenci hareketleri, Amerika kültürü ve yaşam stili, pop müzik toplulukları ve özgür Batılı toplumlar.
Sıcak savaşın aktörler grubu ise şimdilik çok sınırlı. Ukrayna'nın komedyen kökenli lideri Zelenski, Fransız lider Macron, başkan Biden, İngiliz başbakanı Boris Johnson, Putin ve rolü henüz deşifre edilmemiş Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un.
Tablodaki aktör topluluğunun nüfusunun azalması Ukrayna'daki kök sorunun ciddiyeti konusunda da yeterince veri sunmaktadır: Durum ciddidir. Ortam da yumuşama belirtisi şimdilik bulunmamaktadır.
Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) gelecek gündeminin gıda ve enerji olarak deklare edilmesi bazı gıda emtialarının önemli üreticisi konumundaki Ukrayna’nın bu statüsünü koruyup koruyamayacağı olgusunu stratejik kılmaktadır. İkinci olarak da Rusya’nın doğal gaz ve petrol yani fosil enerji kalemlerindeki payının yeniden dizaynı bir başka yaşamsal konudur.
Mincemeat Operasyonu filminin konusu olan "Hitler'i aldatmak" bugün "Almanya’yı (ve Avrupa’yı) Aldatmak" şekline bürünmüş olabilir mi?
Başka bir deyişle Çin, ABD, Almanya, Fransa, Rusya, NATO, İngiltere, Japonya ve Kuzey Kore gibi tüm ülkeler Mincemeat operasyonu yürütüyor olabilir mi?
Bu tür mega stratejik kurguların istihbarat elde edememe sıkıntısı nedeniyle operasyonun başarıya ulaşamaması durumunda normal savaş seyri devam ederse sonucun nükleer savaş olacağını sürecin en başında nükleer savaşın adının bile anılmadığı süreçte analiz etmiştik.
Dünya Ekonomik Forumu’nun kısa ve orta vadeli gelecekte dünyanın yeni eksenini gıda ve enerjinin oluşturacağı yönündeki stratejisinin Ukrayna ve Rusya bağlamında devam eden gıda ve enerji sorunsalı göz önüne alınırsa mükemmel derecede iyi analiz edildiğini teslim etmek gerekecektir.
Gıda ve enerji savaşları yakın geleceğin olgusu olacaksa kaosun çapı ve derinliği ile ilgili öngörü de bulunmak olanaksızdır.
İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler'i aldatmak savaşın kaderini değiştirmiştir. Bugün ise Putin'i aldatmak mı, yoksa Zelenski’yi aldatmak mı sonuca daha kısa ve etkili yoldan ulaşmayı sağlayacaktır? Küresel bir Mincemeat Operasyonu söz konusu ise tüm aldatmacalar ve tüm senaryolar çökecek midir?
ABD’nin Kuveyt’i kurtarmak için oluşturduğu askerî yelpaze ve koalisyon matrisini Rusya'yı diz çöktürmede kullanmaya çalışması ne kadar işlevsel olacaktır?
Ticaret savaşlarına şimdi gıda, enerji, dijital platformlar, siber savaşlar, sanal ve parasal kağıtlar, su ve çeşitli psikolojik savaşlar da eklenmiştir.
Geçmişte tüm taraflar ve kitleler cephedeki savaşlara odaklanırken belki de ilk defa artık gerçek savaş cephe gerisinde yapılmaktadır.
Ve yine tarihte ilk defa stratejik senaryolar, jeopolitik ve jeostratejik ana arterler çökme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Yine ilk defa küresel hegemonyanın klasik tanımı önemini yitirmektedir fakat bu yiten önemin ve yeni hegemonik konseptin tanımlanmaması ve tanımlanamaması daha büyük stratejik değer olarak belirmektedir.
Mincemeat Operasyonu filminde Hitler'in aldatmacayı yutup yutmadığını haber alamadıkları için kıvranan İngiliz subayları gibi bütün dünya yeni hegemonik konseptin tanımı ve aktörünü saptayabilmek için kıvranmaktadır.
Kuzey Kore’nin ve Rusya'nın füzeleri bir metaforu ifade ediyorsa, ilerleyen "füze" hangisidir, yakıt tankı olduğu halde kendini aslî füze sanan var mıdır? Düşecek yakıt tankları hangileridir, ve hedefe ulaşacak "füze" hangisidir.
Bu küresel tabloda yalanların gerçeklere dönüşmesi ve bu olgunun da kökleşmesi durumunda illüzyon ve illüstrasyon yeni normal olacaktır.
İllüstratör bu kadar yerleşik askerî, diplomatik, siyasal, sosyal, dinsel, finansal, kültürel, medyasal ve psikolojik olgular konusunda herkesi yanıltıp kendi dünyasını dizayn etmiş midir?