Abdullah Raddadi
Suudi araştırmacı ve ekonomi uzmanı
TT

Gelecek ne gösterir?

Miladi yılın sona eriyor olmasıyla birlikte, önümüzdeki miladi yıl için bir dizi farklı konu ve alanı vurgulayan ve çeşitli deneyimlere ve ekonomik modellere vs. dayalı ekonomik tahminler sunan birçok ileriye dönük rapor yayınlandı.
Bu ekonomik tahminler, özelde iktisatçılar ve genel olarak da kamuoyu için eski bir alışkanlıktır. Dünya edebiyatı ya da Arap edebiyatı, çağdaş sorunların ortadan kalktığı ve insanların refah içinde yaşadığı bir gelecek çizmek için ortaya atılan gerçeklikten uzak bu kehanetlerden yoksun değildi.
1930 yılında, dönemin önde gelen ve etkili iktisatçılarından biri olan İngiliz iktisatçı John Maynard Keynes, "Torunlarımızın Ekonomik Olanakları" (Economic Possibilities for our Grandchildren) başlıklı makalesinde, 100 yıl sonra gelişmiş ülkelerdeki yaşam standardının bugünkünün 4 ila 8 katı olacağını öngördü. Ve bunda da haklı çıktı çünkü Amerika Birleşik Devletleri'nde kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla 1930 ile 2010 arasındaki yani 100 yıl yerine neredeyse 80 yılda 6 katına ulaştı. Diğer gelişmiş ülkelerde olan da buydu elbette, ancak ABD’deki bu katlanma oranı dünyadaki birçok ülkede olduğundan daha fazlaydı. Keynes, makalesinde şayet bu büyüme gerçekleşirse insanlığın ekonomik sorunları çözeceğini veya en azından çözmeye yaklaşacağını belirtiyor. O, insan evriminin en önemli itici güçlerinden birinin ekonomik sorunların çözümü olduğunu ve ekonomik sorunların çözülmesi durumunda insanlığın geleneksel güdüsünden mahrum kalacağını da sözlerine ekliyor. Keynes'in en ünlü tahminlerinden biri de gelecekte mal/emtia bolluğunun, insanların haftada 15 saatten fazla çalışmasına gerek kalmayacak kadar daha az çalışmasını ve boş zamanlarından daha çok keyif almasını sağlayacağıdır.
Başka bir dönemde, geleceğe dair en ünlü kehanetlerden sayılan “Edward Bellamy” tarafından yazılan “Geçmişe Bakış” (Looking Backward) romanı 1888'de, yani 134 yıl önce yayınlandı. Amerika'nın Boston eyaletinde geçen romanda, "Julian" karakteri 1887'de bilincini yitirmiş, aradan 113 yıl geçtikten sonra 2000 yılında uyanmıştır. Julian uyandığında, Amerika Birleşik Devletleri'nin tüm sakinlerine refah sağlayan sosyalist bir sistemle adeta bir ütopyaya dönüştüğünü gördü. Julian, kendisine yeni çağın gelişmelerini açıklayan bir akıl hocası olan Dr. Litt'i buldu. Bu ütopyada küçük işler için çalışma saatleri çok düşüktü, çalışanlar 40'lı yaşların ortalarında emekli oluyor ve insanlar yemeklerini herhangi bir umumi mutfakta yiyebiliyordu -tabii o zamanlar restoranlar bugünkü haliyle yaygın değildi. Sovyetler Birliği bu sistemi fiilen 1920'lerde ve 1930'larda yani romanın yazılışından yaklaşık 40 yıl sonra uygulamıştır. Julian, Amerika Birleşik Devletleri'nin üretim kapasitesinin hükümete ait olduğunu ve malların toplum arasında eşit olarak dağıtıldığını öğrenir. Bu beklentiler, elbette, yazarın o dönemde kapitalist sisteme duyduğu nefretten, sosyalist sisteme açık bir eğilimden kaynaklanan müreffeh bir gelecek görüşüdür. Yazarın bazı kehanetleri öyle ya da böyle gerçekleşti. İnsanların telefon aracılığıyla evlerinden çıkmadan müzik dinleyeceğini ve başkalarıyla konuşacağını tahmin etmişti. Kredi kartlarını sosyalist haliyle ilk öngören oydu. Bu kartlar, yazarın anlatımında belirttiği gibi, toplumun tüm üyelerinin eşit bakiyeli kartlara sahip olduğunu ve ihtiyaçlarını satın almalarını sağlıyordu.
John Maynard Keynes'in makalesinde olduğu gibi, kapsamlı deneyime ve geçmiş olaylardan ilham alan bir gelecek görüşüne dayanabileceğinden, gelecek tahminlerini okumak eğlencelidir. Ekonomik sorunlardan arınmış bir gelecek öngören, çalışmanın zaman eksikliği için olduğu ve insanın başarı ihtiyacını dolduracağı bir gelecek öngören “Edwar Bellamy” örneğinde olduğu gibi, bunu yüksek bir edebi anlayış ve yaratıcı hayal gücü ile yazabilirsiniz. Ve yılın sona ermesiyle birlikte, bir sonraki Miladi yılın geleceğini dört gözle bekleyen birçok rapor var. Okuyucu, bu raporların birçoğunun kasıtlı veya kasıtsız önyargılardan yoksun olmadığını anlıyor. Bu raporların temel amacı, ekonomik, sosyal, siyasi veya teknik olsun, önümüzdeki yılı herhangi bir alanda etkileyebilecek faktörlere ışık tutmaktır. Bu faktörleri görmek, gelecekteki raporlara katma değer sağlayan asıl faydadır, çünkü yatırımcı kararlarını herhangi bir alana yatırım yapmaktan cesaretlendiren veya vazgeçiren bu faktörleri bilerek verebilir. Velhasılı kelam bu raporların okuyucusu, ekonomik geleceği tahmin eden Keynes'in kendisinin şu cümleyi yazdığını hatırlasın: “Ekonomistler kendilerine çok kolay ve aynı zamanda bir yararı olmayan anlamsız bir görev verdiler. Fırtınalı mevsimlerde bize sadece fırtına bitip gittiğinde okyanusun tekrar düzleştiğini söyleyebilirlerdi.”