Cemile Bayraktar
Gazeteci-Yazar
TT

Aşıyı Afrika’da deneyeceklermiş!

Tüm Batı; İslamofobi yanlısı, ırkçı, beyaz üstünlüğüne inanan, sosyal darvinizm taraftarlarından oluşmuyor ancak “Batı medeniyeti” güzellemesi sürekli dayatıldığında ya da bugün bile beyaz, Hıristiyan olmayanlara yönelik ayrımcılık görünce, doğal olarak Batı’nın övmekle bitiremediği “değerleri” film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçiyor; köleleştirme, sömürgecilik, beyaz üstünlüğüne olan inanç…
Tüm dünyada, renk, din, sosyal, ekonomik statü ayırt etmeksizin ortalığı kasıp kavuran koronavirüs (COVİD-19), yaşlı, genç, çocuk demeden can almaya devam ederken, insanoğlunun çaresizliği ayyuka çıkmışken, Fransa’dan, üstelik tıp alanında yani insanlığı yaşatmak gibi bir alanda çalışan birinden siyahilere kobay muamelesi yapılması önerisini görmek oldukça rahatsız edici oldu.
Fransa'da Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırma Enstitüsü Genel Direktörü Doktor Camille Locht ve Paris'teki Cochin Hastanesi Acil Servisi Şefi Prof. Dr. Jean-Paul Mira, LCI televizyonunda verem hastalığında başvurulan BCG aşısının korona virüse karşı etkili olup olmadığına dair yapılan çalışmanın ilk önce Afrika'da test edilmesini önerdi. Açıkçası ilk duyduğumda inanamadım, haberi arattırıp sahih kaynaklardan teyit ettim zira şöyle vahim bir durumda, üstelik doktorlardan böyle bir önerinin gelmesi akıl alır gibi değil.
Yukarıda paylaştığım, akıl almaz olduğu için inanılası bulunmayacak durumun bir benzerini “sosyal darvinizm” meselesini ilk duyduğumda da yaşamıştım. Sosyal darvinizm, 19. Yüzyılın sonu, 20. Yüzyılın başında öjeni teorisiyle yükselme yaşamış, kendisine oldukça taraftar bulmuş vahşi bir akımdır. Sosyal darvinizm, toplumdaki hasta sakat insanların korunmasına karşıdır, öjenizm ise bu durumu bir adım daha ileriye götürerek onların yok edilmesini dahi savunmaktadır. Sosyal darvinizm, faşizmin ve ırkçılığın ilham kaynağıdır ve farklı evrim aşamaları bulunan ırkların karışmasına karşı çıkmaktadır. Ayrıca bu vahşi teoriye göre üstün ırk yararı için diğer ırkların yok edilmesi gerekir ya da bu durum normaldir. Fransız doktordan gelen facia açıklama sonrası ilk aklıma gelen sosyal darvinistler ve öjenistler olduysa, bu aklımın kötücül analojiler kurmasıyla alakalı değildir.  Her toplumda ayyuka çıkan kötülüğün o toplumda tarihsel olarak gömülü olduğuyla alakalıdır.
Sömürgecilik ve köleleştirme gibi yine “Batı medeniyeti” meziyetlerinden olan iki insanlık dışı olgu, gömülü sosyal darvinist, öjenist, ırkçı kötülüklerin dışa vurumu sonrası ortaya çıkmıştır. Zira bu olağan hale gelmiş kötülüğün temelinde, Batılı, beyaz adamın üstünlüğüne, Afrikalı, Arap, siyahi olanın ise ikinci sınıf olduğuna inanabilen bir ırkçılık yatmaktadır. Bu ırkçılık; Sömürgecilik döneminde siyahi insanları demir prangalarla, aç susuz halde gemilerle taşıyıp köleleştirmeye, kırbaçlamaya, alıp-satmaya ve onların anavatanlarını işgal etmeye neden olmuştur. Hatta 11 Eylül sonrası Müslümanlara yönelik toplu saldırıların olağan görülmesi, 11 Eylül dehşetiyle değil, kendileri gibi olmayanların, kendilerinin haklarına sahip olmadığı düşüncesine sahip olmalarıyla alakalıdır. Ve hatta Eskimoların, Kızılderililerin katledilmesinde bile bu beyaz ırkın üstünlüğüne olan ırkçı inanç yatmaktadır. Ve korona virüs aşısını Afrika’da deneyelim önerisinin altında bile bu kalıtsal ırkçılık yatmaktadır.
Bu konularla alakalı bir kavram daha var; Transhümanizm. Transhümanizm, teknoloji vasıtasıyla insan doğasının mükemmelleşmesini ve her türlü kapasitesinin artırılmasını savunan bir teori. Şaşırmayacağımız gibi teorik olarak darvinci evrim anlayışından ilham almaktadır. Bu evrimcilik, teknolojik temelli olduğu için bir nevi neo-darvinci bir evrimciliktir.
Farkındaysanız ırkçılığın, sosyal darvinizmin, doğal olana, Allah’ın yarattığına sürekli bir müdahalesi söz konusudur. Ve kemale erdirilmek istenen sürekli olarak maddi olan... Yani haşa Allah bilmiyor, eksik kusurlu yaratıyor da, bunlar bu eksikliği gidermeye çalışıyorlar. İnsanın bedeni, zekası, teknolojiden yardım alarak gücü yani sürekli geliştirilmeye çalışılan insanın maddi yanı, maddi yönü. Erdemin, ahlakın, insan onurunun, haysiyetin mükemmel hale getirilmesine yönelik bir çaba beklemek hayal gibi… Maddi, fiziki evrime yapılan yatırımın geldiği noktada bu tarz “ilerlemeci” anlayışlar, insanları gözle görülemeyecek kadar küçük bir virüsten koruyacak aşıyı, tüm o teknik tıbbi gelişmelere rağmen bulamak konusunda sınıfta kaldı ki bunu anlaşılabilir bir durum. Ancak Afrika’daki, sömürmeleri nedeniyle yoklukla boğuşan insanları, deney olarak kullanmayı önerecek kadar yoldan çıktılarsa, bunu anlamak mümkün değil. Sanırım hala evrimlerini tamamlamamış olacaklar ki siyahileri kobay olarak kullanmayı önerebiliyorlar, zaten yeterince evrilmiş olsalardı, insani hasletlere sahip olmaya yaklaşmış olsalardı böyle bir öneride bulunamazlardı.