Hazım Sağıye
TT

​Suriye devriminin yenilgisi ile kazanan işte budur

Suriye devriminin yenildiği doğru, peki ama kazanan neydi?
Son birkaç haftanın haberleri, “Aile” büyük başlığı altında listelenebilecek olaylar ve anlamlar ile doludur. Aile bugün anavatan üzerine elde ettiği başarıları boşaltıyor. İşte yukarıdaki sorunun cevabı budur.
Fakat olanlardan ve olmaya devam edenlerden bazılarını gözden geçirmeden önce aile ve akrabaların Suriye rejiminin temel özelliği ve bizzat rejimin kendisi olduğunu göstermek için ailenin geçmişini az da olsa bir hatırlayalım.
Seksenli yılların başında Hafız ve kardeşi Rıfat arasındaki çekişme – bu dönemde Hafız’ın hastalanması veraset savaşının kapılarını aralamıştı- sırasında bir bütün olarak Suriye iç savaş olasılığı ile karşı karşıya kalmıştı. Ama bu sayede o günlerde Hafız ve Rıfat’ın erkek ve kız çocuklarının adlarını ve üçüncü kardeşleri Cemil’i, dünürlerini, damat ve gelinlerinin adlarını öğrendik. Zevkleri, karakterleri ve ahlaklarının yanı sıra aralarındaki ilişkiler ve damatları ile ilişkileri hakkında çok şey bilir hale geldik. Hafız’ın annesi Naise ve daha sonra eşi Enise’nin hoşnut oldukları, yakınlık bahşettikleri ya da uzaklaştırdıkları her bir kişinin hangi konumda yer aldığını, zorunlu akrabaların bunlara karşı tutumunu çok iyi bilir olduk.
Devrim sırasında, damat Asıf Şevket’in öldürülmesi ile bu tür haberler tekrar ön plana çıktı. Asıf Şevket’i kim öldürdü? (Seksenli yıllardaki JR’yi kim vurdu esrarını kim hatırlıyor) Kız kardeş Büşra’nın Beşşar Esed’in eşi Esma ile ilişkisi nasıl? Peki, Enise’nin her ikisiyle ilişkisi nasıl? Ayrıca birkaç ayda bir, “yaralanan” veya “öldürülen” ya da “kardeşinin yerine geçmeye hazırlanan” Mahir ile ilgili söylentilere de maruz kalıyoruz. Her zaman aile içinde bunu ya da diğerini tercih edenler görülüyor.
Böyle bir şey (yani aile içi çekişme) daha küçük ölçekte, Esed ile Talas ailelerinin pozisyonları değiştiğinde de yaşanmıştı. Zira Hafız Esed’in Mustafa Talas ile ilişkisi, tek parti, birçok komploda, yönetim ve servette ortaklığın yanı sıra neredeyse aile gibiydi. Arkadaşlıkları örnek gösterilecek kadar sıkıydı. “Sayın Başkan” ile “Sayın Savunma Bakanının” oğulları çok yakınlardı ve evde, okulda ve eğlence yerlerinde hep birliktelerdi.
Ama elbette, en kalıcı ve ünlü aile ilişkileri hikayesi, Hafız Esed’in Enise ile evlenmesi ile Esed ve Mahluf aileleri arasında başlayan ilişkinin hikayesidir. Onların evliliği bir evlilikten çok daha öteydi. Kendi ailesinden daha yüksek bir statüye sahip ailenin dünürü olan damadın sosyal konumunu yükseltti. Bu evliliğin şarapnelleri, Baas Partisi (Esed) ile Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi (Mahluf) arasındaki ilişkiyi de etkiledi. Değerler bile bu evliliğin yansımalarından kurtulamadı. Çünkü Hafız Esed’in “vefa” gereği Enise’nin kardeşi ve kalbinin sevgilisi Muhammed Mahluf’a borcunu ödemesi gerekiyordu. Böylece Muhammed milyoner oldu.
Bu, tam anlamıyla bir çürümüşlüktü. Elde edilen zafer, ABD emperyalizminin yenilgisi değildi.
Bugün bu çürümüşlük, Beşşar’ın eşine aldığı 30 milyon dolarlık tablo haberinin sızdırılmasından birkaç gün sonra dayı oğlu Rami’nin hala oğlu Beşşar hakkında yayınladığı iki videonun açığa çıkardığı yeni bir zafer kaydediyor.
Medya organları ve sosyal medya, bu “bilgi”, kahramanları ve ayrıntıları hakkında karışıklığa hiç yer bırakmadı. Eldeki materyallerin tamamı doğru olmayabilir ama Suriye’deki ortam ile ilgili olanlar doğru. Suriye’den sözgelimi, Beşşar’ın dayısı ve Rami’nin babası Muhammed’in Rusya’ya kaçtığı ve oğlu İhab’ın görevinden alındığı haberleri geldi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre Mahluf’a ait şirketlerin müdürlerinden 28’i tutuklandı.
Rami’nin kardeşi, istihbarat subayı ve ağır elin sahibi Hafız Mahluf hakkında şu ana kadar hiçbir şey duyulmasa da onunla ilgili haberler de gecikmeyecektir.
Keza Mahluf ailesinden intikam alma ve etkilerini sınırlama komitesinin Beşşar Esed’in eşi Esma’nın gözetimi altında olduğu ve el konulan mallarının başına getirilecek kişi olarak teyzesinin oğlu Muhannad Debbağ’ı önerdiği de söyleniyor. Görünüşe bakılırsa Esma’nın içinden Mao Zedong’un eşi Jiang Qing çıktı.
Olayın sarsıcı etkileri arasında ortalıkta dolaşan haberlerden biri de, Rami’nin oğlu Muhammed ile Büşra Esed’in kızı arasındaki bir evlilik planının engellendiğine dairdi. Bazı kaynaklar ise, Mahluf ailesine düşmanlıklarıyla bilinen Rıfat’ın bazı çocuklarına Suriye’ye geri dönme ve ticari projeler hayata geçirme (Başka ne yapabilirler?) izni verildiğinden bahsediyor.
Sonuçlarına göre payların yeniden belirlenip dağıtılacağı savaşta ağır toplar da eksik değil. Bazıları, Rusya ve İran’ın da bu savaşa dahil olduklarını söylüyorlar. Bu, ailenin kolları ile sevdiklerinin dış politikalarını ve diplomatik yönelimlerini oluşturmaya devam ettikleri izlenimi veriyor. Fakat kesin olan şu ki, sızdırmalar had safhaya varmış bir durumda. Birisi Beşşar’ın eşine hediye ettiği tabloyu sızdırırken buna karşılık bir diğeri, Rami Mahluf’un sahibi olduğu “Milkman” şirketinin ürettiği süt kutularına doldurulmuş yasadışı maddelerin kaçak bir şekilde Mısır’a sokulmaya çalışılırken Mısırlı yetkililer tarafından ele geçirilmesini ve Rami’nin kaçakçılık ile suçlanmasını sızdırıyor.
Bu sırada, ilgililerin aklını başka yönetici ailelerin haberleri de meşgul ediyordu: Mesela Kim Jong Un’un sağlık durumu ile ilgili gizem ve Kuzey Kore’deki olası veraset senaryoları gibi. Zira bildiğimiz gibi, Kuzey Kore rejimi Suriye rejimine iki iyilikte bulunmuştur: İlk olarak “Baas Öncüleri” (Baas Partisi çocuk kolları da diyebiliriz) fikrini vermiş daha sonra da cumhuriyetçi veraset sistemini öğretmiştir.
Ancak yine bu arada, İsrail savaş uçakları “korona ateşkesini” hiçe sayarak Suriye hava sahasını ihlal ederken Suriye’deki savaş suçlarına ilişkin türünün ilk mahkemesinde, bir tanesi Hafız Mahluf’un emri altında çalışan iki Suriyeli subay Almanya’daki Yüksek Mahkeme’de yargılanıyordu.
Devrim neden kazanmalıydı? Son birkaç haftanın olaylarının bu soruya hala bir cevapları olmayanlara bir cevap verdiği varsayılmalıdır.