Abdullah Raddadi
Suudi araştırmacı ve ekonomi uzmanı
TT

Etki yatırımları

Genellikle ticari işler kavramı hayır işleri kavramından ayrılır; birincisi tamamen maddi kazancı hedeflerken, ikincisi sosyal, çevresel veya başka bir şekilde olsun maddi olmayan bir şekilde fayda sağlamayı amaçlar. Etki yatırımı kavramı ise, ticari ile hayır işleri arasında orta bir yer de yer alıyor; kârlı finansal getirileri etkilemeden, sosyal ve çevresel faydalar yaratmayı amaçlıyor. İngiliz Nathaniel Rothschild, etki yatırımları konusuna eğilen ilk kişilerden. 1885'te Nathaniel, İngiliz işçi sınıfı için yüzde 4'ten fazla olmayan bir kâr getirisi ile konut bulmayı amaçlayan bir fon kurdu. Bu kavram, Nathaniel'den bu yana geçen 120 yılda neredeyse ihmal edildikten sonra 2007'de yeniden formüle edildi. Bu kavramın yaşadığı ihmal, belki de bu etki yatırımlarının büyüklüğü ve bunlardan sorumlu olanlar hakkında net verilerin olmamasıyla vuku buluyor.
Bugün, Global Influencer Investment Network'e göre, etki yatırımlarının hacmi 715 milyar doları buluyor. Dünyadaki birçok yatırım fonu etki yatırımına ilgi gösteriyor. Örneğin, dünyanın en büyük varlık fonlarından biri olan BlackRock, etki yatırımları konusunda uzmanlaşmış bir bölüm kurdu. Geçtiğimiz birkaç yıl içinde Goldman Sachs Bankası, bir etki yatırım şirketini satın aldı. Diğer birçok uluslararası şirket de etki yatırımları için fonlar oluşturdu. Büyük şirketlerin bu hamleleri, sadece finansal getirisi olan yatırımlar yapmak istemeyen yatırımcıların talebi üzerine yapıldı! İngiltere'de 6 bin kişiyle yapılan bir anket, yüzde 70'inin yatırımlarının insanlara ve çevreye fayda sağlamasını tercih ettiğini gösterdi. Yatırım fonu yöneticilerinden biri de aile servetinin genç erkek ve kadın varislere devredilmesinin sermayenin etki yatırımlarına yönelmesinin en önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade etti.
Etki yatırımları, ekonomik faydalarını birçok örnekle kanıtladı. London Business School tarafından yürütülen bir araştırma, ana faaliyet alanlarının sürdürülebilirliğini iyileştirmeye karar veren şirketlerin, bunu yapmayanlara göre daha yüksek getiri elde ettiğini gösterdi. Çevre üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmaya odaklanan madencilik şirketlerini örnek verdi.
Bununla birlikte, etki yatırımları birden fazla taraf için faydalarına rağmen  bir takım zorluklarla karşı karşıya bulunuyor. Bunlardan belki de en önemlisi veri eksikliği. Şu ana kadar etki yatırımının küresel boyutu tam olarak bilinmiyor. Küresel Yatırım Ağı'na göre, 715 milyar doları aşıyor. Ama aynı zamanda 2.1 trilyon dolara da ulaşmış olabilir. İki sayı arasındaki fark çok büyük ve bu, verilerin dakik olmadığının açık bir göstergesi. Buna ilaveten, bu yatırımlara yatırım yapmak isteyenler, etki yatırım fırsatlarının bulunmamasından veya bu yatırımlara erişememekten ve katılım sağlayamamaktan da muzdarip. BM, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında bu etki yatırımlarını destekliyor ve 2030 yılında en az 5 trilyon dolara ulaşmayı hedefliyor. Etki yatırımlarının bugün en iyi ihtimalle 2.1 trilyon dolara ulaştığını kabul etsek bile, BM’nin hedefi ile arasındaki fark, 2.9 trilyon dolar gibi büyük bir oran.
Bugün dünya, etki yatırımlarının kendisine çözüm olabileceği bir dizi zorlukla karşı karşıya. Örneğin, dünya devlet başkanlarının çözmeyi taahhüt ettiği iklim krizi, etki yatırımlarının çözülmesine katkıda bulunabileceği en büyük sorunlardan biri. Ekonomik eşitsizlik, ırk ayrımı veya kadınların işgücüne dahil edilmemesi gibi diğer krizler de buna ekleniyor. Bu sorunlar o kadar büyük ki hayır kurumlarının yanı sıra hükümetler, büyük şirketlerin ve büyük yatırım fonlarının katılımı olmadan bunları çözemezler. Ancak, bu büyük şirketler henüz net bir “etki yatırımı” tanımı ortaya koyabilmiş değiller. Bazı şirketler kendisini çevreyi tehlikeye atmayan yatırımlar olarak görürken, bazıları da sosyal ve çevresel yönetişim koşullarını yerine getiren yatırımlar olarak görüyorlar.
Her halükarda; “Etki yatırımı” tanımı bir ülkeden diğerine değişir. Bir ülkede insanlığa faydalı sayılan bir hayır eylemi, başka bir ülkede öyle kabul edilmeyebilir. Dolayısıyla, her ülke, istenen faydalara ulaşmak için bu yatırımları kendine göre tanımlayabilir. Hükümetler, özel sektörü bu yatırımlara katılmaya teşvik edecek uygun teşvikler sağlayabilir. Özel sektörü teşvik etmek için öncelikle, bu yatırımların sadece hayır işlerinden ibaret olmayıp, kazançlı finansal getirileri olan ticari işler olduklarının, aynı zamanda topluma ve çevreye de fayda sağladıklarının bilinmesi sağlanmalı.