Rusya'nın Ukrayna saldırısı, sadece egemen bir devlete karşı vahşi bir saldırı ve uluslararası hukukun ihlali olarak değil, aynı zamanda 2. Dünya Savaşı’ndan beri Batı’nın yönettiği küresel güvenlik sisteminin tümüne yapılan bir meydan okuma olarak değerlendirilmeli. Bu, 60 yıl önceki Küba füze krizinden bu yana bu sisteme karşı yapılan en büyük meydan okumadır. Buradaki mesele, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ne kadar Ukrayna toprağını ele geçireceği değil. Zira devleti tamamen ele geçirmek Rusya’ya birkaç yüzdelik ekonomik güç, nüfus ve bazı jeostratejik avantajlar sağlayacak. Ancak tam işgal durumunda daha yüksek maliyet gerekecek. Sınırlı bir işgal, Putin’in kazançlarını büyük ölçüde azaltsa da bu durumda maliyet daha düşük olacak.
ABD yönetimine yakın bazı kişiler, Rusların Ukrayna'yı tamamen işgal etmeye çalışması halinde, özellikle Kuzey Atlantik Antlaşmaları Örgütü (NATO) ülkelerinden silah ve diğer destek biçimleri ile destek gelirse, Ukrayna halkının direnişiyle karşı karşıya kalacakları bir isyan bataklığına sürükleneceklerini düşünüyorlar. Bu mümkün, ancak Washington'ın dikkate alması gereken temel uyarılar var. İlk olarak Rusya, muhalif güçleri destekleyen sivil nüfusu hedef alan oldukça vahşi hava saldırılarının yanı sıra sahada 'böl-yönet' taktiğini uygulayarak hem muhalefet grupları hem de yabancı destekçilerle çok esnek bir angajman diplomasisiyle 2015-2018 döneminde Suriye muhalefetini etkili bir şekilde yenmeyi başardı. İkinci olarak Rusya, Rusya ile NATO arasında topyekûn bir Avrupa savaşının patlak vermesini tehdit eden Ukraynalı muhalif savaşçıları destekleyen NATO ülkelerine askeri olarak yanıt verebilir.
Ancak asıl tehlike, Rusya'nın gücündeki önemsiz artış değil, uluslararası güvenlik sistemine meydan okumasında ve kısmen de olsa bunu zayıflatmasındaki başarısıdır. Dolayısıyla önce Washington'ın, ardından NATO ittifakındaki müttefiklerinin ve peşinden dünya ülkelerinin çoğunun tepkileri oldukça net bir şekilde geldi. Dünya, Moskova'ya sadece yaptırımlar dayatmak ve diplomatik sıkıntılar yaşatmakla kalmayıp, aynı zamanda Soğuk Savaş'ta olduğu gibi onu uluslararası sistemden izole etmeye karar veren Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin cesur duruşunun arkasında birlik olmayı sürdürürse, nispeten zayıf kalan Rusya’nın elinde, güvenlik sistemine daha fazla meydan okumak için sadece birkaç seçenek olacak. Ancak bu, pozisyonlarda ciddi bir dalgalanma oluşturur. Dünyanın olası bir enerji krizine nasıl tepki vereceğine baktığımızda neyin daha iyi olacağını göreceğiz.
Putin, 2008'de Gürcistan'da ve ardından 2014'te Ukrayna'da neredeyse hiçbir sıkıntı yaşamadığı daha temkinli maceralarının ardından, Batı’nın oldukça zayıf olduğuna ve Rusya’nın enerji kaynaklarına olan bağımlılık derecesinin tepki ve yanıt vermesini engelleyecek noktaya ulaştığına inandığı için bu şekilde davrandı. Bu bakımdan uluslararası toplum ya ona zarar vermek için şu anda tek yürek olmalı ya da daha sonra ona karşı daha fazla risk alarak çaba sarf etmelidir. Aksi halde 1940 yazındaki Britanya hariç tüm Batı ve Orta Avrupa ülkeleri gibi ya çöküşle karşı karşıya kalır ya da saldırganla tek bir çatı altında saf tutar.
Ortadoğu'ya gelince, Rusya'nın sadece Ukrayna'ya değil, uzun vadeli küresel güvenlik sistemine de saldırısının büyüklüğü giderek daha net bir hale geliyor. Bu durum ABD'ye karşı “hedge” (risk yönetimi ç.n) üzerinde baskı oluşturuyor, diğer yandan bölge ülkelerinin son yıllarda Rusya ve Çin'e karşı ‘dikkatli olmaları’ hususunda baskı oluşturmaktadır. Bazı Ortadoğu başkentlerindeki temkinli tavırlar hala Moskova’ya karşı birlikte hareket etme konusunda tereddütlü. Tüm dünyayı tehdit eden tehlikeler, bu başkentlerin aşırı derecede kafalarının karışmasına sebep oldu. ABD, Rusya'nın saldırganlığının ekonomik ve diplomatik bedellerini ödemesini sağlayan akıllı politikalarını sürdürmeye devam ederse, bölge devletleri en nihayetinde Washington'ın arkasında duracaktır.
Rusya'nın bu hamlesinden en çok Türkiye etkilendi. Bu yüzden tepkisi net ve güçlü oldu. İran'ın Rusya'nın yanında yer aldığı aşikâr. Bunun ABD ve özellikle Avrupa'da yansımaları olacaktır. Ekonomik sonuçlar, iki tarafı keskin bir kılıç olacak. Nitekim daha yüksek enerji fiyatları muhtemelen hidrokarbon maddeleri ihracatçılarına fayda sağlayacak ancak ithalatçılar ciddi şekilde zarar görecek. Saldırganlık ve uluslararası tepkiden kaynaklanan küresel bir ekonomik küçülme yaşanma olasılığı, bölgedeki tüm ülkelere ciddi derecede zarar verecek.
TT
Rusya ‘Ukrayna bataklığına’ mı saplanıyor?
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة