Bu savaşın uzak olduğunu ve sizi ilgilendirmediğini söylemeyin. Bu, yıllar içinde küresel köyü vuran hem de Richter ölçeğine göre 7 büyüklüğünde en şiddetli deprem. Bu, çocuklarınızın ihtiyacı olan buğday ve ekmeğin fiyatına zam olarak yansıyan bir savaş. Soğuğa karşı mücadelede size yardımcı olacak doğal gazın fiyatı, arabanız için zorunlu olan yakıtın fiyatı demek. Birbirine son derece bağlı ve bağımlı bir dünyadayız, bu yüzden içinde yaşanan kanlı maceralar atardamarları kesmeye benzer bir acı veriyor.
Bunun Putin'in savaşı olduğunu söylemek abartı olmaz. Kendisi tarafından yazılmış ve bestelenmiş. Savaş kaçınılmaz olarak, bu kez Berlin'den değil, Kiev'den doğabilecek olan yeni uluslararası sistemde ülkesinin konumunu etkiliyor. Putin’in ülkesindeki konumunu ve onun ötesinde tarih sayfalarında selefleri arasındaki konumunu kesinlikle etkiliyor. Bu Putin'in savaşı olduğu için, patlak vermesini haklı çıkaracak bir bedel olmadan savaştan vazgeçmesi veya geri adım atması zor. Kremlin’in efendisinden bedelsiz ve teminatsız Ukrayna’dan çekilmesini talep etmek, küçük farklarla da olsa zamanında Saddam Hüseyin’den Kuveyt’ten bedelsiz ve teminatsız çekilmesinin talep edilmesini hatırlatıyor. Kitaplar, karar vericinin bazen aceleyle verdiği bir karar tarafından rehin alındığını, imajının veya prestijinin aldığı yarayı kabul edememesinin “ciddi sonuçlara” yol açtığını söylüyor.
Gazetecilik, kurnaz ve heyecan verici bir meslektir ve kendisi ile uğraşanlara hikayeler toplamayı ve şahıslar, sahneler, dönemler arasındaki farklılıklara rağmen karşılaştırma yapmayı sevdirir. Putin'in Ukrayna'daki iki ayrılıkçı cumhuriyeti tanıma konusunu görüşmek üzere düzenlediği Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısının sızdırılan videosunu izlediğimde, Rus Dış İstihbarat Direktörünün şaşkınlığı ve Putin'in ondan istediği cevabı alma çabası dikkatimi çekti. Ondan açık ve kesin bir cevap istedi ve sonunda da istediğini aldı. Korkunç Ortadoğu'nun evladı olduğum için bu sahne bana Baas Partisi bölgesel liderlik toplantıları hakkında duyduklarımı ve Saddam’ın, hainleri gözlerinden ve sadece onlara bakarak tespit edebildiği sözünü hatırladım.
Bunlar mesleğin çarpıklıkları. Zira aklıma şöyle bir soru geldi; son birkaç yıl boyunca Putin’in, Sovyet evine ihanet etmekte acele eden, daha sonra da Kiev’de kendisine bağlı bir başkanı bile Rusya’ya çok gören Slav Ukrayna'nın kafasını kırmayı amaçlayan bir projesi mi vardı?
Eylül 1979'da Saddam Hüseyin, Fidel Castro'nun ülkesinde düzenlenen Bağlantısızlar Hareketi zirvesinde ülkesinin heyetine başkanlık etmişti. O tarihte cumhurbaşkanlığını üstlenmesinin üzerinden sadece iki ay geçmişti. Zirve kapsamında Saddam, dönemin İran Dışişleri Bakanı İbrahim Yazdi'yi Havana'daki ikametgahında kabul etmiş ve görüşmede Irak liderliği üyelerinden Salah Ömer el-Ali de hazır bulunmuştu. İyi niyetlerin tekrarlandığı toplantının ardından Salah, Saddam'a toplantının olumlu geçtiğini ve iki ülke arasındaki gerilim nedenlerini ortadan kaldırmak için bir temel olarak kullanılabileceğini söylemiş. Saddam kendisini dikkatle dinledikten sonra şöyle demiş: “Salah, dikkat et. Bu fırsat her yüz yılda bir gelebilir. Bugün, bu fırsat mevcut. İranlıların kafalarını kıracağız ve işgal ettikleri her karış toprağı geri alacağız. Şattularap'ı geri alacağız.” Ertesi yıl Saddam'ın İran'a karşı savaşı patlak verdi ve olanlar oldu.
Putin'in Saddam gibi olduğunu söylemiyorum. İkisi iki farklı kaynaktan gelmişler. Keza, İran'ın Irak’a göre konumunun Ukrayna’nın Rusya’ya göre konumuna benzediğini de söylemiyorum. Ancak güçlü başkan bazen kendisini alıp çok uzaklara götüren bir intikam tutkusuna kapılır ve güçlü olduğu için ülkesini de yanında sürükler.
Doksanların başında, Yeltsin döneminde, ülkedeki en güçlü adamın adını sorduğumda, "Amerikan büyükelçisi" diye şaşırtıcı bir cevapla karşılaşmıştım. Moskova'da sadece yayalara açık Arbat Caddesi'nde Kızıl Ordu subaylarının üniformalarının birkaç dolara satıldığını görünce, kendime Rusya intikamını ne zaman alacak diye sormuştum. Yüzyılın başında Rusya, Batı'nın güçlü modeli ve çekiciliği ile tek bir kurşun atmadan Sovyetler Birliği'ne düzenlediği suikastın intikamını alma görevini Vladimir Putin adında birisine verdi.
Saddam Hüseyin'in ruhunda, 6 Mart 1975'te dönemin Cezayir Devlet Başkanı Huari Bomedyen'nin katılımıyla İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi ile imzaladığı "Cezayir Anlaşması" adında bir yara vardı. Saddam, Kürtlerin ayaklanmasını bastırmaya yoğunlaşmak için anlaşmayı imzalayarak, Irak'ın egemenliğinin bir kısmından vazgeçme zehrini yudumlamıştı. Nitekim daha sonra ayaklanmayı bastırdı, ancak saygıdeğer başkan, tarihe ülkesinin egemenliğinden taviz vermiş bir lider olarak geçmeyi kabullenemezdi. Bu nedenle anlaşmayı yırtıp savaşı başlattı ve sonrasında bildiğimiz şeyler yaşandı. Savaştan muzaffer bir şekilde çıksa da Saddam, borçlar yarasının yarı sıra bir başka yara daha taşıyacaktı.
Eylül 1989'da Saddam, İran ile savaşın sona ermesini tebrik etmek için Irak’a gelen Kuveyt Emiri Şeyh Cabir el-Ahmed'i kabul etti ve ona prestijli el-Rafideyn nişanını verdi. Ardından Irak Cumhurbaşkanı konuğunu iki ülke arasında bir anlaşma taslağının metnini içeren bir belge ile şaşırttı. Hatta imza töreni için yakınlarda bir masa da hazırlanmıştı. Konuğunun metni imzalamak yerine incelemeleri için iki ülkenin uzmanlarına bırakma isteğinde bulunması Saddam’ın beklemediği bir karşılıktı. O an öfkesini bastırdı, ancak reddedilme yarası, ruhundaki diğer yaraların yanındaki yerini de almıştı. Ertesi yıl Kuveyt'i işgal etmesi için ordusunu gönderdi.
Saddam, komşusu Kuveyt’in Irak'ın yönelimlerine aykırı bir politika izleme hakkını tanımadı. İran ile savaşından muzaffer dönen cumhurbaşkanı, Kuveyt ile bir anlaşma imzalama önerisinin reddedilmesini veya ertelenmesi talebini kabullenemedi.
Güçlü bir başkan ruhunda birçok yara taşıdığında sorun bir trajediye dönüşür. KGB karanlığından gelen Sovyet subayının kalbindeki yaralar ise çok; Berlin Duvarı'nın çöküşü yarası, Sovyetler Birliği'nin müzelik olması yarası, cumhuriyetlerin tek damla yaş dökmeden Sovyet evinden kaçmaları yarası, renkli devrimler ve Sovyet mirasının sert ve kaba paylaşımı ile NATO'nun piyonlarını bizzat Rusya sınırları yönünde hareket ettirmesi yarası. Ukrayna'nın ihaneti ise ihanetlerin anasıydı, bu yüzden tüm savaşların anası için hazırlanmaya başladı. Gürcistan ve Ukrayna'nın topraklarını parçaladı. Kırım'ı geri aldı ve Suriye'ye askeri müdahalede bulundu. Büyük olasılıkla, Ukrayna sahnesindeki büyük kavgaya hazırlanıyordu.
Savaşa gitmek, özellikle de taraflarından biri Rusya ve sahnesi de Avrupa ise, savaştan geri dönmekten çok daha kolay. Rus işgalinin Batı destekli Ukrayna direnişine toslaması askeri, ekonomik, siyasi ve insani sonuçların habercisi. Hem de ciddi sonuçların. "Kozmik köy", iltihaplı ve Richter ölçeğinde oldukça şiddetli bir yara aldı.
TT
Sayın Başkan'ın yaraları
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة