Salih Kallab
Ürdünlü yazar. Eski Enformasyon, Kültür ve Devlet Bakanı
TT

Avrupa’yı ölümcül bir savaş mı bekliyor?!

15 eski sosyalist ülkenin tamamı korku ve Ukrayna gibi olacakları endişesiyle titriyor. Nitekim Vladimir Putin’in Rusya’sının daha önce parçası olan ve ona bağlı olan her şeyi geri alacağı aşikar, hatta kesin. Rusya Devlet Başkanı Sovyetler Birliği’ne bağlı olan her şeyi geri almaya kararlı olduğunun ‘sinyallerini’, en parlak döneminde, doğu grubu olarak kabul edilen ve birliğin bir parçası olarak tanımlanan ülkeler tarafından yakından takip edildiği sırada vermişti.
Şu an Devlet Başkanı Vladimir Putin, başta Joseph Stalin olmak üzere Sovyetler Birliği liderlerinin yerini aldı. Hiç şüphesiz Putin Ukrayna’yı işgal etmekle kalmayacak. Zira Rusya Federasyonu’nun lideri olarak gözü Ukrayna devletinin üzerinde olduğu gibi diğer eski Sovyet eski ülkelerinin de üzerinde. Putin bu ülkeleri geri almak istiyor. Buna hiç şüphe yok. Bu yüzden söz konusu ülkeler ne ABD’ye ne de Avrupa’ya güveniyor.
Bu sebeple eski Avrupa sosyalist ülkeleri korkudan titremekte haklı. Hepsi fiilen ve pratikte Sovyetler Birliği'nin bir parçasıydı. Bu devletleri korku ve paniğe sevk eden şey durumun eski haline geri dönmesi olabilir. Ancak bu sefer daha göz alıcı ve cezbedici bir isimle: Rusya. Rusya tarih boyunca hem Avrupa'da hem de Doğu Akdeniz'de önemli roller oynamıştır.
Sovyetler Birliği’nin en parlak dönemini yaşadığı ve hepsi olmasa da Doğu Avrupa ülkelerinin, tabi ki bazı Latin Amerika ülkelerinin ve hatta Arap ülkelerinin bir kısmının ilhaki bağımlılık ile kendisine bağlı olduğu zamanlardaki kampların mücadelesine dönüleceğine dair neredeyse kesin bir inanç söz konusu. Bunun hızlı bir şekilde olacağını söyleyenler var.
Bu son derece gergin aşamadaki gelişmelerin beraberinde getirecekleri konusunda ne Ruslar ne de Avrupalılar sessiz kalamaz. Zaman zaman rüzgarın savurduğu ve halen da savurmaya devam ettiği küllerin altında yanan bir kor gibi devam eden tarihi bir çatışma var. Bu da şu demek oluyor ki, Doğu'dan ve Batı'dan gelen tüm bu güzel sözlere rağmen çıkarların çatışacağı tarihi bir an yaşanacak. Bu, tarihin birçok döneminde yaygın bir biçimde görüldü ve öldürücü, yıkıcı ve kanlı savaşlara yol açtı. Bazı Avrupa ülkeleri arasında bu savaşların etkileri halen görülüyor. Bu ülkeler arasında, hayati öneme sahip bölgeler düzeyinde gerek Avrupa'da gerek yakın, uzak ve istikrarsız Doğu'da, hatta gerekse Afrika Kıtası’nda yeni bir çatışma olasılığı sürüyor.
Burada merak edilen soru şu: Avrupa ve ‘Büyük Britanya’, Fransa, İtalya, İspanya, Yunanistan ve bunun gibi başlıca Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin kendilerinden 15 Avrupa ülkesini koparmaları karşısında sessiz kalması mümkün mü? Rusya'nın ciddi anlamda geri almaya çalıştığı açık olan bu ülkeler, gerçekten ellerini havaya kaldırıp Rusya'nın iradesine boyun eğecekler mi?
Bu mesele barışçıl yollarla ele alınmadığı takdirde kaçınılmaz olarak yeni bir dünya savaşına yol açacak. Birinci Dünya Savaşı ile İkinci Dünya Savaşı’nın sebeplerinin, Rusya’nın şu anki yayılımına ya da başka herhangi bir yayılıma sessiz kalınmayacağına binaen Batı ile Doğu arasında patlak vermesi beklenen savaşın gerekçelerinden çok daha az olduğu bilinen bir gerçek. Atasözünde de denildiği gibi: En güçlü ve en şiddetli savaşlar küçük bir adımla başlayabilir ve en yakıcı ve alevli ateş bir kıvılcımla çıkabilir.
Nefis, insana sürekli kötülüğü emreder. Bilindiği üzere yeryüzü bu sallantılı aşamada kötü ruhlarla ve niyetlerle dolup taşar.
Ayrıca ne dostu sevindiren ne de düşmanı çatlatan bir durumdayken, bu bölgede nasıl yıkıcı bir savaş ya da birden fazla savaş çıkmasını bekleyemeyiz? Örneğin kardeş ülke olması gereken İran -ki bu ne bu uğursuz çağda, ne başka bir çağda, ne de ‘şâh-ı şâhân’ (şahların şahı) döneminde asla böyle olmadı- şu an bu bölgede yaptığı her şeyi devam ettiriyor. Bırakın bir Arap ülkesini, artık bölge ülkelerinin çoğuna işgal derecesinde müdahelede bulunur oldu.
Burada en tehlikeli nokta şu ki, kardeş bir ülke olması gereken İran, bazı Körfez ülkelerini Arap çevresinden kopararak mezhepçi, küçük devletlere dönüştürmekle kalmadı; aynı zamanda hepsinde olmasa da çoğu Arap ülkesinde askeri ve güvenlik müdahalelerde bulundu. Bu ülkeler arasında bir zamanlar Emevi ve Abbasi devletlerinin üzerinde bulunduğu büyük ve kadim iki ülke var: Suriye ve Irak.
Bu da şu demek oluyor ki İran, Naftali Bennett grubu istisna olmak kaydıyla bu bölgenin bir parçası olarak davranan ve şu anki İsrail hükümetiyle ya da içlerinden bazılarının “Ey İsrail! Nil’den Fırat’a kadar olan yerler senin toprakların” şeklinde gülünç sloganlarını atmaya devam ettiği radikal İsraillilerle ilişkilerinin olmadığını söyleyenlerin bulunduğu İsrail devletinden fiili ve pratik olarak daha tehlikeli!!
Dolayısıyla sonuç olarak başa dönersek; Vladimir Putin Rusya’sının söylendiği gibi artık iliklerine kadar birer Avrupa ülkesi haline gelmiş olan 15 ülkeyi geri alması kolay değil. Zira bu ülkeler, Vladimir Putin'den ve bazılarının komünist olarak nitelendirdiği ancak büyük olasılıkla böyle olmayan devletinden tamamen uzaklaşmış durumda. Tüm bunların ışığında, Rusya Devlet Başkanı hedeflerini gerçekleştirmeden dönmedikçe ve halen güzel ve zengin bir ülke olan Ukrayna ile yetinmedikçe, Avrupa'nın tarihi bir çatışmanın eşiğinde olduğu açıktır.