Lübnanlı gazeteci Diana Mukalled, ‘Daraj’ adlı internet sitesinde “Suudi Arabistan dünya uyurken 81 kişiyi idam etti” başlıklı bir yazı yazdı. Gazeteci, Suudi yetkililerin bazı terörist katiller, mayın döşeyiciler ve işkenceciler ile ilgili yargı kararlarını uygulamasına öfke kustu.
Birkaç yıl boyunca El-Kaide veya DEAŞ örgütüne mensup hücreler, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı hücreler ve son olarak mayın döşeyen, güvenlik güçlerini öldüren ve Suudi Arabistan’ın içine insansız hava araçlarını (İHA) gönderen Husilerin hücreleri arasında değişen birçok dava görüldü.
En tuhaf ve en acı verici olan şey, bazı terör suçlarında temel insani bağlardan kopulmasının, karanlığın ve vahşetin boyutuydu. O iğrençliklerin ve çirkinliklerin başında iki DEAŞ üyesinin DEAŞ’a mensup oldukları ortaya çıktıktan sonra annelerini öldürmesi ve babaları ile kardeşlerini öldürmeye çalışması geliyor!
Bu olay 24 Mayıs 2016 tarihinde Ramazan ayında iken gerçekleşti. İkiz kardeşler (Halid ve Salih) Riyad’da el-Hamra semtindeki evlerinde iken 67 yaşındaki annelerini pala ve bıçakla öldürdüler. 73 yaşındaki babaları ve 22 yaşındaki kardeşleri Süleyman’ı da öldürmeye çalıştılar. Merhum anneleri temiz ruhunu ikiz kardeşlerin ellerinde teslim etti. Yüreği yaralı baba ve vefasızlığa uğrayan kardeş ağır bir şekilde yaralandı.
Annesi ile birlikte evinde kendisini büyüten dayısına, kuzenine ve eniştesine vefasızlık yapandan bahsetmiyorum bile (Bkz: Suudi Arabistan’daki meşhur dava: Yeter Saad. Belki Lübnanlı yazar konuyu Google'da araştırmak için biraz zaman bulur)
Gerçek şu ki, bu terör çetelerine misilleme yapılması bir şey değil ve bu kararlar alınırken bölgeye, aşirete ya da mezhebe göre ayrım gözetilmiyor. Zira Terör davalarında idam edilenlerin çoğu Sünni.
Bunu söylüyorum çünkü idam cezasına karşı çıkan birçok hümanist akımda olduğu gibi, kadın yazarın idam cezasını reddetme konusundaki tutumunu prensipte kabul edebiliriz.
Ancak Batı liberal dünyasının lideri ABD'de de idam cezası yürürlülüktedir. 2008 yılının ortalarında ABD Yüksek Mahkemesi, 'metresini' öldüren bir mahkûmun idamının durdurulmasına yönelik talebi reddetti. Pew Araştırma Merkezi'nin Nisan 2021'de yaptığı bir ankete göre ABD'li yetişkinlerin çoğu cinayetten hüküm giymiş kişilere idam cezası verilmesini destekliyor.
Prensipte idam cezasını reddetmek ve buna ikna olmak bir yana, bu görüşü kabul etmemek anlaşılabilir bir durum. Ancak bu makaledeki en kötü düşünce, Suudi devletinin terörle mücadelede mezhep ayrımcılığı yapmakla suçlanmasıdır. Lübnanlı gazetecinin kaleme aldığı yazının devamında şu ifadelere yer verildi: “İdam edilen 81 kişi içerisinden el-Ahsa ve Katif bölgelerinden idam edilenlerin sayısı 41'e ulaştı. Bu bölgeler Şiilerin çoğunlukta olduğu bölgelerdir (...) Suudi Arabistan'daki Şii azınlığın sürekli kanuni ve toplumsal açıdan ayrımcılığa maruz kaldığı bilinmektedir.”
2014’te bazı DEAŞ militanları, Suudi Arabistan'ın doğusundaki el-Ahsa'daki ed-Dalva adlı bir köyde Suudi Şii vatandaşların toplandığı bir Hüseyniye'ye saldırdı. Onları öldürdüler, yaraladılar ve dehşete düşürdüler. Bu hücre, hanım yazarı kızdıran yöntemle cezalandırılanlardan biridir.
Ed-Dalva’daki Hüseyniye’de işlenen suçun kurbanlarından birinin babası Habib el-Mutavaa, Suudi gazetesi el-Vatan’a şunları söyledi; "Adaletin yerini bulduğu konusunda içimizde en ufak bir şüphe yok" dedi.
Keşke gazeteci hanım biraz da olsa, uzun süre kısas anını bekleyen bu katillerin, özellikle de annelerini öldüren ikizlerin dosyalarını öğrenmek için biraz çaba sarf etseydi.
TT
Annelerini öldürenlere kısas… Bunda yanlış olan ne var?
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة