Irak ve Suriye’de şubat ve mart aylarındaki yıl dönümleri anılmadan geçirildi. Abbasi ve Emevi başkentlerinde ‘Sosyalist Özgürlüğün Birliği’ şeklinde slogan atılmasıyla Baas Partisi'nin Irak ve Suriye'de iktidarı ele geçirmesinin arasında yalnızca bir ay bulunuyor.
Bir grup heyecanlı genç, Cemal Abdunnasır’ı devirmek, Arap monarşisini sona erdirmek ve tabii ki Filistin’i kurtarmak istiyordu. Parti, Mişel Eflak ve Salah el-Bitar gibi Paris’teki eğitiminden dönen bir grup romantik tarafından kuruldu. Kısa süre sonra romantik olmayan askerler ve tankerler de kendilerine katıldı. Bu durumda silah, düşünceden daha güçlü oldu. Top tüfekten daha kuvvetlidir. Ebu’t Tayyib (Mütenebbî) bizi bağışlasın. Düşünce, cesurların cesaretinden önce gelmediği gibi ne birinci ne ikinci hatta ne de on yedinci sırada yer alır.
Baas, Suriye ve Irak, askerler ve siviller, sol ve sağ kanatlar, ölüleri ve tutsakları arasında bölünmüş bir vaziyette iktidara geldi. Kurucu isim, en zayıf kişi haline geldi. Suriye Eflak’ı reddederken Irak ise bağrına bastı. Suriye, her vatandaşının pasaportuna şöyle bir uyarı yerleştirdi: “Bu pasaport sahibinin Irak hariç tüm ülkelere seyahat etmesine izin verilir.”
Bu birlik tutumundan sonra özgürlük pozisyonu sergilendi. Öncüleri, Bağdat'ta Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin'in kardeşleri, Suriye’de de Devlet Başkanı Hafız Esad'ın kardeşleriydi. Başı Vatban (Watban İbrahim) ve Dr. Rıfat Esed çekti. Sonra sosyalizme bakıldı. Bunun sonucu mülkiyetin millileştirilmesi ve tarım, sanayi ve ticaretin sonlandırılması oldu. Diğer yandan dünyanın geri kalanı gibi çevrede sapkın emperyalist gerici kapitalist ülkeler gelişti. Parti teorisyenleri halen en iyi devrimci hükümet modelini ararken şaşırtıcı insan deneyimleri ortaya çıktı. Tıpkı Dubai, Çin ve Hindistan’da olduğu gibi...
Sosyalist Çin hayali bir gelişme noktasına ulaşırken sosyalist Hindistan tamamen başka bir devlete dönüştü.
Irak ve Suriye, Arap birliğini sağlamak yerine İran'a yakınlaştı. Filistin artık bir slogan olarak bile sunulmuyor. Baas, Saddam Hüseyin'le birlikte Irak'ta kayıplara karıştı, Suriye'nin iç birliği ise tarihinin en zorlu sınavını yaşıyor. Bu nedenle hiç kimse bu çok önemli tarihleri hatırlamıyor ya da hatırlamak istemiyor. Ne az ne de fazla… En ufak bir tarihi anlam yüklemiyor.
Parti’nin Genel Sekreteri Mişel Eflak, Suriye’de idam cezasına çarptırılmış ve Ebu Rummane mahallesindeki evine dönmesi yasaklanmış durumdayken Bağdat’ta öldü ve son yolculuğuna resmi bir cenaze töreniyle uğurlandı. Yardımcısı Salah el-Bitar, kimseyi rahatsız etmemek adına Fransa’da susturuculu bir silahtan atılan kurşunla ortadan kaldırıldı. Partinin düşünürleri, her biri Cahiz gibi sürgündeyken kitapları arasında kayboldu. Bu beyler arasında birçok arkadaşımız vardı. Sürgün ve hayatlarının son bulduğu sahneler oldukça zor ve hüzünlü fakat tanıdıktı. Yoldaşların dünyasında, çalkantılarında ve zemininin kayganlığında bu genellikle beklenirdi. Onları kemiklerine kadar ezdiler. Ali Salih es-Sa’di, yoldaşlarının kendisini Irak’ın dışında gönderdikten sonra onu sürgünden sürgüne yolladıklarını, Bağdat’a girmesi yasaklandıktan sonra uzaktan izlediğini söyledi. Ölümünden sonra ailesi dünyanın en uzak yerini, yani Yeni Zelanda'yı seçerek göç etmeye karar verdi.
TT
Baas kutlamaları
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة