Nebil Amr
Filistinli siyasetçi ve yazar
TT

Filistinliler ve İran'a karşı savaş

Her ne kadar İran'a sempati duyan bazı popüler veya hizipçi tutumlar görülse de çeşitli eğilimlerine ve oluşumlarına rağmen, ABD ile İsrail’in İran'a karşı yürüttüğü savaşta Filistinlilerin hiçbir rolü yoktu. Sempati duyan tutumların arkasında da Filistinlilerin ana rakibi Binyamin Netanyahu'nun bu savaşta ABD’nin ortağı olması ve Filistinlilerin Netanyahu'nun bulunduğu cephenin karşısındaki cephede yer alması yatıyor.

İran savaşa girmeden önce, Dini Lider ve onun bazı önemli yardımcılarının öldürülmesiyle en acı ve en ağır kayıp olan ilk darbeyi savaşın ilk saatlerinde aldıktan sonra, Batı Şeria'ya yönelik 1967'den bu yana en şiddetli savaşa paralel olarak, İsrail'in Aksa Tufanı operasyonuna otomatik bir tepki olarak Gazze'de başlattığı imha savaşının bedelini Filistinliler ağır ödemişti.

Tufan operasyonunu gerçekleştiren Hamas, direniş kampında müttefiki olarak gördüğü tarafları, elde edilen başarıyı paylaşma ve özgürleşmenin başlangıcı olacak şekilde bu adımı geliştirme çağrısı yaptı. Bu çağrı farklı yoğunluklarda çifte yanıt aldı; Hizbullah Gazze'de Hamas'a ve İslami Cihad'a destek savaşına girişirken, Husiler uzaktan daha az yoğunlukta bir destek verdi. İran’a gelince, ilk saatlerden itibaren mesafeli davranarak tamamen Filistin operasyonu olarak tanımladığı Aksa Tufanı ile hiçbir bağlantısının olmadığını açıkladı.

ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşının mevcut turu başladığında Filistinliler, savaşın doğrudan olumsuz etkilerinden endişe duydular. İlk olarak, Araplar ve Müslümanlar tarafından desteklenen ABD'nin uluslararası çabasıyla üzerinde çalışılmaya başlanan Gazze dosyasına, ikincisi, dünyanın İran'a karşı daha geniş çaplı bir savaşla meşgul olmasından yararlanan İsrail'in yerleşim yerlerini ilhak etme ve genişletme tehditlerinin arttığı Batı Şeria konusundaki olumsuz etkilerinden korkmaya başladılar. Esasında uzak olan çözüm şansının uzaklaşmasına ilave olarak, İsrail'deki sağcı hükümetin bu yönde herhangi bir ilerlemeyi önlemek için inşa ettiği engeller de bu endişeleri körükleyen nedenlerdendi.

Filistinliler kaygılarında haklıydı. Tüm dünya ülkelerinin çıkarlarını etkileyen İran'a yönelik savaş ön planda olduğu sürece Gazze ve Batı Şeria kimin umurunda? Uluslararası çabalar bu savaşı durdurmaya, etkilerini düzeltmeye ve daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşmesini engellemeye odaklandı.

Bu savaştan önce Arap ve İslam ülkeleri, New York Konferansı aracılığıyla Filistin davası için bir güvenlik ağı oluşturmuş, bu da Filistinlilere davalarının canlı kalacağına ve kendi devletlerini kurma hedefinin gerçekçi olduğuna dair güvence vermişti.

Gazze'yi çözüm sürecine sokan, Trump'ın İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak etme girişimlerini reddeden bir tavır almasını sağlayan ve Filistinlilerin Gazze ve Batı Şeria'dan sürülmesi hikâyesine kökten son veren Arap ve İslam çalışma ekibi, şimdi İran'a karşı savaşı durdurmayı koordine eden en etkili çalışma ekibi oldu. Anlaşılabilir objektif değerlendirmeler nedeniyle Pakistan, bir gün önce imkânsız gibi görünen müzakerelere ev sahipliği yapma rolünü doğrudan üstlendi.

Bu savaşta kaybedenler olduğu söylenen Filistinliler, savaşın durdurulmasında en büyük çıkarı olan taraftır ve bunun nedeni, uluslararası ilginin kendi meselelerine yeniden yönlendirilecek ve Gazze dosyasının çözümünde ilerleme kaydedilecek olmasıdır. Buradan daha geniş bir aşamaya, ABD'nin benimsemesi ve Arap-İslam çabaları ile somutlaşan, aslında Filistin devletine dayalı barışa atıfta bulunan ilk uluslararası karar olan 2803 sayılı Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına geçiş yapılacağına güveniyorlar.

İslamabad'daki ilk müzakere oturumlarının başarısızlıkla sonuçlanması Filistinliler için kötü haber oldu. Müzakere taraflarının ve destekçi Pakistan’ın, ilk turun başarısızlıkla sonuçlanmasının, müzakerelerin yeniden başlaması ihtimaline kapının tamamen kapalı olduğu anlamına gelmediği yönündeki açıklamaları ise iyi bir haberdi.

Bilhassa bu aşamasında ne uzaktan ne de yakından Filistin'den bahsedilmediği için Filistinliler savaşa bahis oynamıyorlar, ancak Filistinliler, Netanyahu'nun her türlü başarıyı kendilerine saldırmak ve sorunlarını olası çözümlerden uzaklaştırmak için nasıl kullandığını bildiklerinden, Netanyahu'nun herhangi bir çabasında başarısız olmasını kendileri için kazanç olarak görüyorlar.

Filistinlilerin güvendiği şey, kendi anavatanlarındaki güçlü ve köklü direnişlerinin yanı sıra, onlar için bir kuluçka merkezi olan Arap ve İslam ülkelerinin savaşı durdurma ve Filistin meselesini yeniden uluslararası ilginin odağına yerleştirme, Gazze dosyası ile ilgili çalışmaları yeniden başlatma konusundaki başarısıdır. Bunları Filistin meselesi dosyasını temellerinden itibaren ele alma takip etmelidir. Filistinlilerin savaşa ilişkin tutumu tam olarak budur.