Haziran ayı sonlarında, Suriye hükümeti, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, İçişleri Bakanı Enes Hattab, Sağlık Bakanı Musab el-Ali ve çok sayıda üst düzey yetkili ve konuğun katıldığı resmi bir törenle “Uyuşturucusuz Suriye” kampanyasını başlattı. Törende, hükümetin uyuşturucu olgusuna, özellikle de üretimine ve kaçakçılığına, Suriye'de temsil ettiği ekonomik, sosyal, sağlık, insani ve güvenlik tehlikeleri göz önüne alındığında, bununla mücadele yöntemlerine ilişkin vizyonunun sunumu yapıldı.
Kampanyanın başlatılması ve törende konuşmacıların, özellikle de İçişleri Bakanı Enes Hattab ve doğrudan bu konudan sorumlu olan Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi Müdürü Halid Eid'in açıklamaları, kampanyanın önemini ortaya koydu. Ayrıca, çeşitli düzeylerde atılan ön adımlar, kampanyanın sloganının ve hatta benzer kampanyalarda tipik olarak izlenen yaklaşımların ötesine geçen sonuçlar elde etmeyi amaçlayan pratik ve idari önlemler de vurgulandı. Bu yaklaşımların en önemlisi, kampanyaya verilen ve Cumhurbaşkanı Şara, çeşitli bakanlar ve üst düzey hükümet yetkililerinin katılımının temsil ettiği resmi destektir.
Kampanya lanse edilmeden önce, konusu ve içeriği, başta İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları olmak üzere resmî kurumlar, sivil toplum örgütleri ve sağlık, bilim, kültür, medya ve insan hakları gibi çeşitli alanlardan figürlerin yanı sıra önde gelen şahsiyetler ve dini liderlerden oluşan geniş bir ekibin odak noktasıydı. Bu ekipte ayrıca genç gönüllüler, güvenlik personeli ve İçişleri Bakanlığı'ndan uyuşturucu ile mücadelede uzman meslektaşları da yer alıyordu.
Bu geniş ekibin bir kısmı, eski rejim döneminde ve özellikle de 2011-2024 yılları arasında önemli artış gösteren uyuşturucu olgusuyla ilgili bilgi ve çalışmaların içeriğini koordine etti. Söz konusu artış, Suriye'yi küresel ölçekte önde gelen bir uyuşturucu üreticisi, kaçakçısı ve tüketicisi ülke haline getirdi. Esed rejimi bu suçu neredeyse açıkça destekledi ve yönetti.
Esed rejiminin uyuşturucu devleti amacı, Suriyelilerin ceplerinde az miktardaki birikimlerini bile yağmalamakla kalmayıp, daha da önemlisi onları çökertmek ve boyunduruk altına almaktı. Amacı bunun da ötesine geçerek, çevre, bölge ve ötesindeki uyuşturucu ticaretinden kâr elde etmeye, birçok ülkede vahim güvenlik koşulları yaratmaya ve kaos çıkarmaya kadar uzandı. Çünkü uyuşturucu kaçakçılığına silah kaçakçılığı ve İran ile milislerine bağlı terör unsurları ve fonlarının geçişi eşlik ediyordu. Şüphesiz ki, bu politikalar Esed rejiminin çöküşüne ve son yıllarda İran'ın güç ağının zayıflamasına yol açan değişim faktörleri arasındaydı.
Esed rejiminin devrilmesinden sonra Suriyelilerin uyuşturucuya karşı kapsamlı bir savaş başlatması doğal bir durumdu; çünkü bu yerel düzeyde, rejimin destekçilerinin ve kalıntılarının sosyal ve işlevsel yapılarını yıkmaya, geçim kaynaklarının bir kısmını kesmeye ve yasadışı servetlerinin bir kısmına el koymaya yönelik bir adımdı. Dahası bu savaş, eski rejimin Suriye ve halkı üzerinde bıraktığı yıkıcı etkilere karşı mücadelede merkezi bir unsur oluşturuyor ve Suriye'nin yeniden inşası için temel bir ön koşul teşkil ediyor.
Hem bölgesel hem de uluslararası düzeyde, uyuşturucuyla mücadele, yeni rejimin devletler arasında anlayış ve ortak çıkarlara dayalı politikasının temel taşı olarak benimsediği barışçıl ilişkileri güçlendiriyor. Ayrıca, bölge ülkeleri ve diğer ülkelerle ilişkilerde eski rejimin eylemlerinin yarattığı gerilimleri azaltmaya yardımcı oluyor. Zira bu ilişkiler, Esed'in uyuşturucu kaçakçılığı şebekeleri ve İran ile bağlantılı silah, para ve kişileri taşımak için kullanılan kaçakçılık yolları tarafından hedef alınmıştı. Dahası uyuşturucuya karşı açtığı savaşla Suriye, “uyuşturucu ve terörizmle mücadele” bayrağı altında dünyayı birleştiren bir savaşa katılarak, yeni rejimin uluslararası ilişkilerdeki konumunu ve dünya sahnesindeki yerini pekiştiriyor.
Ancak, yukarıda belirtilen noktalar, kampanyanın lansmanının ardından yapılan açıklamalar ve eylemlerin gösterdiği gibi, Suriye hükümetinin uyuşturucuyla mücadelesinin anlamını tamamen ortaya koymuyor. Bu savaşın gizli yönleri de var ve dolaylı sonuçlarından biri ve belki de en önemlisi Suriye'nin demografik yapısı üzerindeki etkisidir. Bu savaşın bir yandan uyuşturucu belasının yeni genç kesimler arasında yayılmasını önlemesi, diğer yandan da önceki rejimin çeşitli yollarla uyuşturucu cehennemine sürüklediği yüz binlerce Suriyeli genci ve çocuğu normal hayata döndürmesi bekleniyor. Hatta bazıları daha da ileri giderek, eğitim, üretme ve Suriye'nin geleceğini şekillendirmeye katılım yoluyla normal hayatlarını geri kazanacaklardır. Uyuşturucuya karşı savaşı kazanmak, nüfusun bir kısmının, toplumun, hükümet kurumlarının çabalarının, bu maliyetli ve uzun süreli savaşa ayrılan kaynakların bir kısmının, Suriye ve halkının kurtulması için gerekli diğer ihtiyaçlara ve gereksinimlere yönlendirilmesini sağlayacaktır.
Hükümet, büyük bir suça karşı bir savaşın kapısını araladı; bu savaş, hükümetin kapasitesini aşan bir farkındalık ve kapsamlı çabalar gerektiriyor. Herkesin bu savaşın tam anlamıyla başarılı olması için katkıda bulunması gerekiyor!