Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki devam eden savaşın hiçbir noktasında taraf olmamıştır, ancak yine de İran füzelerinin ve insansız hava araçlarının yanı sıra vekillerinin de hedefinde yer almıştır. Tahran, Kürdistan'ı bombalamak için her seferinde farklı bir bahane sunarken, son savaş sorunun bahanede değil, İran'ın krizlerini ihraç etmek için dış arenalar bulma konusundaki ısrarlı ihtiyacında yattığını açığa çıkardı.
Bahaneler, IKBY’de İran Kürt muhalif partilerinin varlığıyla başladı, ardından gelişerek Amerikan üslerine uzandı ve nihayetinde Mossad ve İsraillilerin varlığı iddialarına evrildi. Ancak savaşın ortaya çıkardığı ironi, İsrail'in İran'ın derinliklerine nüfuz etmek için Kürdistan bölgesine ihtiyacı olmadığıdır. İsrail, İran yönetimini ve liderliğini hedef almakta o kadar başarılı oldu ki, savaş Tahran'ın kendi sınırları ve kurumları içinde derin bir güvenlik açığıyla karşı karşıya olduğunu gösterdi.
Daha da önemlisi, Washington ve Tahran arasındaki gizli iletişim kanalına dair yakın zamanda ortaya çıkan bilgiler, Kürdistan bölgesini Tahran'ın yansıtmaya çalıştığı imajdan tamamen farklı bir konuma yerleştiriyor. Basında çıkan haberlere göre, Trump yönetimi İranlı müzakerecilerin gerçekten Devrim Muhafızları içindeki karar vericileri temsil edip etmediğini belirlemekte zorlandığında, her iki tarafla da kurduğu güçlü ilişkiler nedeniyle IKBY Başkanı Neçirvan Barzani'ye başvurdu. Onun aracılığıyla, İran müzakere ekibine ilişkin tutumlarını öğrenmek için Devrim Muhafızları liderliğiyle temas kuruldu.
İşte en büyük ironi burada yatıyor: Tahran'ın kendisine karşı düşman bir platform olmakla suçladığı yer, savaş anında, müzakere ve barışa giden yol bulmayı amaçlayan bir iletişim kanalı haline geldi. Bu olay belki de Trump'ın ima ettiği gizli kanalın bir yönünü açıklıyor ve aynı zamanda İran karar alma yapısındaki krizin derinliğini ortaya koyuyor. Bir süper gücün, müzakere ettiği ülkede gerçek gücü kimin elinde tuttuğunu tespit edememesi, sorunun artık sadece iki hükümet arasındaki bir anlaşmazlık değil, iktidar sisteminin kendi içindeki bir çatışma olduğunu gösterir. Bu anlatıma göre, Barzani'ye savaşa taraf olarak değil, çeşitli güç merkezleriyle iletişim kurabilecek bir figür olarak yaklaşıldı.
İran'ın Kürdistan bölgesini tekrar tekrar vurmasına gelince, İran içine yönelik baskı arttıkça çatışma alanını genişletmeye dayalı daha geniş bir stratejiden ayrı düşünülemez. Ekonomi, hizmetler, yaşam koşulları ve azalan siyasi güvenle ilgili sorunları ele almak yerine, dış arenalar kamuoyunu seferber etmek ve kalıcı bir düşman yaratmak için bir platform haline geliyor. Bu nedenle, saldırılar Kürdistan bölgesiyle sınırlı kalmayıp, Körfez ülkelerine, su koridorlarına ve İran'ın nüfuz alanıyla bağlantılı diğer bölgelere de yayıldı.
Bu bağlamda, Irak Kürdistanı sadece askeri bir hedef değil; aynı zamanda siyasi ve ekonomik bir hedef. Göreceli başarısı, şehirlerinin istikrarı, yatırıma açık olması ve Iraklılar, iş insanları, gazeteciler ve aktivistler için bir sığınak haline gelmesi, onu çalkantılı Irak içinde farklı bir model haline getiriyor. Bu nedenle, buraya yapılacak bir saldırı sadece askeri tesisi değil, aynı zamanda uygulanabilir bir alternatif imajını da hedef alıyor. Bağımsız kaynaklar, savaşın başlamasından bu yana İran ve ona bağlı örgütlerin Kürdistan'a yüzlerce saldırı düzenlediğini belgeledi. Bu saldırılar arasında Amerikan üslerini ve mevzilerini, İranlı Kürt partilerin karargahlarını ve sivil alanları hedef alan insansız hava aracı saldırıları, füze saldırıları ve topçu bombardımanları yer aldı. Son olarak da iki İran insansız hava aracı, IKBY Başbakanı’nın ofisini hedef aldı ama can kaybı yaşanmadı. Ama daha geniş soru, Kürdistan'ın ötesine, tüm Irak'a uzanıyor: Uluslararası ve bölgesel baskılar, silahın devletin elinde toplanması ve silahlı fraksiyonların etkisinin sona erdirilmesi yönünde devam derse, Irak devleti iç çatışmayı tetiklemeden bir sonraki aşamayı yönetebilir mi? İran'a bağlı güçler, etkilerini ve silahlarını kaybetmeyi kabul edecek mi?
Yoksa Irak, siyasi ve güvenlik dengelerinin yeniden çizildiği yeni bir aşamaya mı girecek?
Tam bu anda, Kürdistan bölgesi sorunun değil, çözümün bir parçası olabilir. Konumu ve liderliğinin uluslararası ve bölgesel ilişkileri sayesinde, başkalarının başarısız olduğu durumlarda köprü görevi görme yeteneğini kanıtlamış bulunuyor. ABD-İran gizli iletişimi ve bölgesel krizleri yatıştırmadaki tekrarlanan rolü bunu açıkça gösteriyor.
İran'a gelince, savaşın alanını genişletmeye devam etmesi iç krizlerini çözmeyecektir. Saldırılar geçici bir gürültü yaratabilir, ancak ekonomiyi inşa etmez, hizmet sağlamaz, güveni yeniden tesis etmez veya yönetim krizini çözmez. Kürdistan'a veya Körfez'e düşen her füze, Tahran üzerindeki baskıyı birkaç saatliğine hafifletebilir, ancak uzun vadede daha fazla düşman kazandırır ve izolasyonunu derinleştirir.
Bütün maruz kaldıklarına rağmen, Kürdistan bir savaş platformu değil, diyalog alanı olmayı ve ilişkilerini kapıları kapatmak için değil, kapalı kapıları açmak için kullanmayı seçti.
İran ve vekilleri binden fazla insansız hava aracı ve füzeyle Kürdistan'ı hedef aldıktan sonra, hiç kendilerine şu soruyu sordular mı: Ne elde ettiler?
Nefret kazandılar, Kürdistan ise çektiği acılara rağmen herkesin sevgisini kazandı.