Cemile Bayraktar
Gazeteci-Yazar
TT

Ahlaki öğreti bu işin neresinde?

Babri Camisi, Babür Devleti zamanında, komutan Mir Baki’nin 1528’de yaptırdığı bir cami. Cami, 1992’ye kadar Hindistan’ın Uttar Pradeş eyaletinde bulunuyordu.

1853 yılında cami ile ilgili bir iddia ortaya atıldı; iddiaya göre cami Hindu tapınağı üzerine yapılmıştı. Bu nedenle, mabet yanına-yakınına Hinduların ibadet etmesi için alan yapıldı. Ve bu gelişme gerilimli bir süreç içerisinde oldu.

Daha yakın bir zamana, 1949’a gelindiğinde, bir grup Hindu mabede Tanrı Rama ikonunu bıraktı, bunun bir mucize olduğu bilgisi yayıldı, tartışmalar sonunda mabet bölgesi tartışmalı bir alan ilan edildi ve cami ibadete kapatıldı.

Ancak Babri camisinin öyküsü henüz bitmemişti.

1980’lerden itibaren Hindular tarafından mabedin tapınak olması gerektiği dile getirilirken, siyasi boyutta ve hatta Hint dizileri içeriğinde bile bu talep oldukça yüksek perdeden ve fazlaca dillendirildi, öyle ki, dizi oyuncularına kutsal kişi muamelesi bile yapılır oldu. Sonuçta mabetle ilgili tartışmalara yönelik ilgi de arttı.

1992’de ise adım adım yaklaşılan facia gerçekleşti; Hindu milliyetçiler, ayrılıkçılar, militanlar, Hindistan’da bugün yönetimde olan Narendra Modi’nin de partisi olan BJP-Hindistan Halk Partisi’nin o dönemki önemli isimlerinden biri olan Lal Krishna Advani öncülüğü ve kışkırtıcılığıyla kazma ve küreklerle mabede saldırdı ve camiyi yıktılar.

Caminin yıkılması infiale neden oldu, Pakistan ve Bangladeş’e kadar olaylar büyüdü, güvenlik güçleri şiddet içeren eylemleri yeterince engelleyemedi ve çoğu Hintli Müslümanlardan olmak üzere yaklaşık 2 bin kişi çıkan olaylarda hayatını kaybetti.

Hindistan’da zaten Müslümanlar ve Hindular arasında uzun süredir devam eden bir gerilim mevcuttu ancak 2014’te aşırı milliyetçi Modi’nin yönetime gelmesiyle birlikte hem Müslümanlara yönelik ayrımcılık hem de şiddet olayları artış gösterdi.

2019’da Müslümanlar ve aşırılık yanlısı Hindular arasında gerilime neden olan Babri camii arazisi konusunda Hindistan Yüksek Mahkemesi, arazinin Hindulara ait olduğu yönünde karar verdi. Hindistan mahkemeleri bununla da yetinmedi, şiddet olayları bünyesinde suç işledikleri tespit edilmiş olmasına rağmen 30’dan fazla Hindu hakkında beraat kararı verdi.

2020’de yıkılan cami yerine yapılacak olan Hindu tapınağının temelleri atıldı, törende Hindular ve Müslümanlar arasındaki gerilimi ırkçı ve taraflı politikaları ile kızıştıran Hindistan Başbakanı Modi de hazır bulundu.

Yıkılan Babri camisi yerine yapılan Ram Janmabhoomi Mandir tapınağının Ocak 2024’te açılacağı belirtiliyor.

Bu arada Hintli Müslümanlar da, bir teselli olarak, bölgeye 25 kilometre uzaklıkta bir bölgede yıkılan camileri yerine yeni bir cami yapıyor.

Uğruna yüzlerce kişi öldürülen Tanrı Rama, Hinduizm için hem bir kahraman hem de bir tanrı. Kahramanlığı, sadık bir eşi, ideal bir yöneticiyi, mert bir savaşçıyı temsil ediyor. Ayrıca, Tanrı Rama’nın hayatını anlatan Ramayana destanı da Hindular için ahlaki bir kılavuz olarak kabul ediliyor.

Hal böyle olunca da insan, insanın nefsini terbiye etmesi gereğini, insani erdemlerin yaşamın olmazsa olmazı olduğu şeklindeki ahlaki öğretileri merkeze alan bir inancın içinden mabet yakan, insan öldüren bir vahşetin, bir ilkelliğin nasıl çıktığını, ahlaki öğretinin bu vahşetin, bu nefretin neresinde olduğunu merak ediyor.