Hangi milletten, hangi coğrafyadan olursa olsun gezginler bize hep çölleri, ıssız vadileri geçerken karşılaştıkları zorlukları anlatırlardı. “Reise nach Innerarabien” kitabının sahibi Baron Eduard Nolde gibi bazıları, örneğin, yoksulluğunu ve beraberindeki ilaçlar konusunda Bedevilerle yaşadığı anlaşmazlıkları, tüm servetinin 13 sterlini geçmediğinden bahseder. Nadiren varlıklı bir gezginle karşılaşırız ama Alman Baron Eduard Nolde, kendisini Arap Yarımadası'nın merkezine gönderenlere karşı at ve develerin sayısıyla ve lüks akşam yemekleriyle övünür. “Arap Yarımadasında yaptığım her işte başarıya ulaştım. Bunun nedeni develerimin gücü ve yemlerinin kalitesinin yanı sıra elimde bulunan büyük su rezerviydi” der. Nolde, 1893 yılında ilk etapta 700 kilometrelik bir yolculuğa çıktı. Kervan, tamamı Kürt olan bir subay ve atlı 25 askerden oluşan bir ekip tarafından korunuyordu. Kervanda 36 kişi, 40 deve, 6 at, çok sayıda katır ve eşeğin yanı sıra koruma için 26 süvari ve malzeme taşımak için 25 deveden oluşan başka bir kervan daha vardı.
Şımartılmış gezginin lüksü, çöldeki ilk akşam yemeğini anlatırken doruğa ulaşıyor: Bu süre geçtikten sonra benim çadırlarımdan sekizi ve asker çadırlarından altısı kurulup tamamen döşenmişti. Mutfakta ateş yakıldı. Bir şişe şarap, sardalya ve soğuk dil mezesi ile bisküviden oluşan ilk atıştırmalık masaya kondu. Ana yemek, tek başıma benim için hazırlanan 3 tavuktan oluşan muhteşem bir çorba ve dana pöç veya konserve kaplumbağa çorbası, ardından kavrulmuş kuzu eti, yumurta salatası ve pilav, ardından bisküvi, şarap ve kahveden oluşuyordu.
Baron Nolde'un nasibinde, zaman zaman çayırları andıran kayalık bir arazi var. Kayaların ve yolların tek bir ışık hüzmesi bile olmadan o denli zifiri karanlık olması onu şaşırtıyor: "Kilometrelerce uzaktan siyah kadife ile kaplı gibi görünüyorlar." Baronun kervanı Kef köyüne doğru yola çıkışıyla ilgili, “Orada bulunan bütün horozları satın aldım ve sayıları 26’ya ulaştı. Sadece keçi ve koyunların bir kısmı satışa sunulduğu için koyun alamadım. Doğu'nun her yerinde fakirler dahil insanlar genelde keçi etini yemezler ve ishale neden olduğu için onu sağlıksız bulurlar” ifadelerini kullanır.
Baron, Kef’e varışının ertesi günü Cevf’e doğru yolculuğuna devam ettiğinden bahseder. Çölün renginin değiştiğini ve siyah kumların yerini kızıl kumlara bıraktığını söyler. Artık Nufud Çölü'ne girmiştir.
Gururlu adam, başta 12 devenin taşıdığı et ve su ile ilgili olmak üzere erzak sıkıntısıyla karşılaşmaya başladığını ifade eder. Çöl hareket etmeye başlar, oradan alçalıp oradan yükselir. Baron, bu karanın geçmişte buharlaşıp kuma dönüşen bir deniz olduğunu tasavvur eder.
(Arabistan'ın merkezine bir gezi MS 1892 - H. 1309. Dar Al-Warraq)