Donald Trump saatine bakıyor. Uzun savaşlardan hoşlanmıyor. Tehlikelerinin farkında. Yaklaşan ara seçimlere giden yolda pusuda bekleyenlerin sayısının çok olduğunun farkında. Ama kaybetmeyi de sevmiyor. Ya da yenilgiyi kabul etmeyi. Savaşı kazandığına inanıyor. Geriye kalan tek şey bu zaferi eyleme dönüştürmek. Yeterince esneklik gösterdiğine inanıyor. Başkan Yardımcısı J.D. Vance'i İslamabad'a gönderdi. Başkan Yardımcısı ne şahinlerden ne de dış savaşları savunuyor.
“Yeni İran rejimi”nin daha rasyonel, esnek ve zeki olduğuna ve mesajı alacağına inanıyordu. Bu olmadı. Muhammed Bakır Kalibaf, rejimin omurgasının meşru bir evladı. Devrim Muhafızları'nın ve Dini Lider'e tamamen sadık kurumların bir evladı. İran rejiminin, “Büyük Şeytan”ın ve Beyaz Saray'da oturan generalinin emirlerine teslim olmuş gibi görünmesi kolay değil. Trump, “deniz ablukası” da dahil olmak üzere oynayabileceği alternatif kartları olduğunu ima ediyor. Tahran'ın Washington'u acıya dayanma oyununda açık bir yarışa çekmesine izin vermeyecek.
J. D. Vance'in İslamabad'dan dönüşünde aklından tam olarak ne geçtiğini tahmin etmek zor. İran tarafının savaştan kurtulmak ve rejimin Amerikan ve İsrail hava saldırıları sonucu çökmediği gerçeğiyle yetinmek için bir fırsat arayışıyla İslamabad’a gelmesini diliyordu. Büyük bir anlaşmaya varılmış olsaydı, J.D. Vance'in adı hemen tarihe kazınır ve daha sonra Oval Ofisi ve mühürlerini ele geçirme şansını yeniden canlandırırdı. Bu olmadı.
Kalibaf'ın aklından ne geçtiğini tahmin etmek de zor. Vance ile aynı çatı altında oturmayı kabul etti. Bu toplantı, ABD karşıtı sloganlar eşliğinde, devrimin doğuşundan 47 yıl sonra türünün ilk örneğiydi. Kalibaf, Trump ABD'sinin seleflerinin ABD'sinden farklı olduğunu ve İran'ın vekillerine bir Amerikan büyükelçiliğine bombalı saldırı düzenleme veya bir Amerikan vatandaşını kaçırma görevi verebileceği dönemin sona erdiğini hissetmiş olabilir. Yine Kalibaf, İran'ın General Kasım Süleymani'nin suikastına etkili bir şekilde karşılık veremediğini ve suikast emrini veren adamın yardımcısıyla oturup müzakere etmek zorunda kaldığını da biliyordu. Buna rağmen, İran heyeti savaş hiç yaşanmamış gibi davrandı.
Kalibaf, İran'ın tüm kozlarını oynadığını ve öncelikleri değiştirmeyi başardığını biliyor. İran büyük bir sorun doğurdu; Hürmüz Boğazı'nın kapatılması. Boğazı askeri yollarla yeniden açmanın maliyetli olacağını biliyor. Ancak, İran'ın küresel ekonomiye ciddi zarar veren bu davranışından tüm dünyanın yorulabileceğini ve bunun da uluslararası alanda her türlü yolla boğazı açma iradesini ortaya çıkarabileceğini de kesinlikle biliyor. Ayrıca, zenginleştirilmiş uranyum stokunu elinde tutma ısrarı, İran'ı daha da derin bir izolasyon durumuna itebilir.
Binyamin Netanyahu da saatine bakıyor. İsraillilerin çoğunluğu İran'a karşı “varoluşsal bir savaşı” destekliyor. Ancak bunun bedeli küçük değil ve İran ya da onun vekillerine karşı kesin bir zafer kolay değil. İslamabad'daki uzun müzakere oturumlarını takip ederken nefesini tuttu. Trump ile savaşa girmek endişelerle dolu bir şey. Beyaz Saray’ın efendisi bazen savaşın bittiği sonucuna varmakta acele ediyor. Sürprizlere ve dönüşümlere yatkın. Bu yüzden taviz vermedi. Trump ile daha önce yaptığı, Lübnan meselesini İran ile olan çatışmadan ayırma anlaşmasını pekiştirmek için Beyrut sokaklarında korkunç bir katliam emri verdi. Amerikan heyetinin Lübnan meselesiyle ilgili olarak İran heyetini yatıştırmakta acele etmemesi onu rahatlattı.
Netanyahu'nun endişeleri, Trump'ın her şeyden önce öncelik verdiği nükleer dosya ile sınırlı değil. İran'ın füze cephaneliği İsrail'in birçok noktasına ulaştı ve eşi benzeri görülmemiş düzeyde yıkıma yol açtı. En azından, İran'ın askeri ve ekonomik kayıplarını derinleştirmek ve Tahran'ı “tümör” olarak adlandırdığı İsrail’i ortadan kaldırma hayalinden ciddi anlamda vazgeçmeye zorlamak için yeni bir savaş turu hayal ediyor.
Netanyahu, “Sinvar Tufanı”nın ve Hasan Nasrallah ve daha sonra Naim Kasım savaşlarının arkasındaki İran'ın parmak izlerinden intikamını almayı başardığını düşünüyor. Eski Dini Liderin ve İran liderliğinin bir kısmının ilk saldırıda etkisiz hale getirilmesi, Ortadoğu savaşları tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir hadise.
Naim Kasım saatine bakıyor. Hizbullah, İran'a ve Dini Lidere olan sarsılmaz bağlılığını yeniden teyit etti. Ancak savaş kararının kendi tabanı dışında popüler olmadığını, diğer tüm Lübnan gruplarının buna karşı çıktığını ve Lübnan'ın ABD himayesinde İsrail ile doğrudan müzakerelere hazırlandığını kesinlikle biliyor. Ayrıca, mevcut İran'ın savaşın başındaki İran ile aynı olmadığının ve Hizbullah'ın Suriye'de stratejik derinlikten yoksun olduğunun farkında. Ahmed eş-Şara Suriyesi'nin Beşşar Esed Suriyesi'ne hiç benzemediğini ve sokak protestolarına başvurmanın iç savaş ve birliğin tamamen bozulması tehlikeleriyle dolu olduğunu, Nebih Berri'nin de saatine baktığını biliyor.
Pakistanlı arabulucu saatine bakıyor. Şu anki öncelik ateşkesi korumak. Yaralı Dini Lider saatine bakıp rejimin hayatta kalmasının her şeyden önemli olduğuna ve intihar seçeneklerindense uzlaşmanın tercih edilebilir olduğuna mı karar verecek? Bir başka müzakere turu için kapı açılacak mı, yoksa pozisyonlar ancak yoğun baskı altında mı kesinleşecek? İran liderliği, Trump'ın saatinin akrepleri Netanyahu'nunki ile örtüşmeden önce işleri düzeltebilecek mi?