Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Deprem daha merhametli

İnsan yapımı depremlerimizi ve kurbanlarını sayarken, Richter ölçeğinde 8'i aşan, yani ölümcül bir deprem Venezuela'yı vurdu. Latin Amerika, yukarıdan inen insan gazabının aksine, yerin altından gelen ve bu tür durumlarda “doğanın gazabı” olarak adlandırılan bir olayla sallandı. Deprem binalara büyük hasar verdi ve hükümet hemen bazı binaların neden yıkıldığını, bazılarının da ayakta kaldığını araştırmaya başladı.

Aynı zamanda, İran Meclis Başkanı Bakır Kalibaf, “İran uğruna 4 bin şehit veren” Hizbullah'a teşekkür eden bir açıklama yayınladı. İnsan gazabı ile doğanın gazabı arasındaki fark ne kadar büyük. Burada ve orada yaralanan ve yerinden edilenlerin sayısı arasında ne kadar büyük bir fark var. Bir depremde evler bir kez vurulur, ancak Gazze'de evler binlerce kez vuruldu ve yerinden edilenlerin sayısı milyonları buluyor. Lübnan'da ise Netanyahu, 1,5 milyon kişiyi bombalayıp yerle bir ettiği evlerinin kalıntılarına geri dönmekten bile alıkoyuyor. Venezuela ile içinde yaşadığımız dünyanın imgeleri arasında karşılaştırma yapmak, cennet ile cehennemi karşılaştırmaya benziyor. Venezuela geçmişte bir de yıkıcı bir tsunami felaketi yaşamıştı ve 500 kişi hayatını kaybetmişti.

Suriye'deki insan gazabı 12 milyon insanı yerinden ederken, güneş bu geniş Arap kampının üzerinde sıcak bir şekilde parlıyor ve bir Fransız şarkısında geçen “Sefalet güneşten daha az acı vericidir” sözünü doğruluyor.

Akıl sahibi insanın “gazabı” veya “çılgınlığı” ile denizlerin, sellerin ve yerin derinliklerinin çılgınlığını karşılaştırmak doğru değil mi? Bu tür aksiyomlar, daha doğrusu saçmalıklar, insan kendine olan inancını kaybettiğinde ve tüm standartlar ortadan kalktığında ortaya çıkar. Kısa süren bir savaş 4 bin can alabilirken, yıkıcı bir deprem kurban sayısını binin altında tutmayı başarıyor.