Öncelikle arkadaşım Selman el-Ceşi'nin geçen cumartesi günkü makalesinden, özellikle de ülkenin yatırım ortamının geliştirilmesinin ekonominin geleceğine dair net bir vizyona, istikrarlı politikalara ve öngörülebilir yasal ve ekonomik değişimlere bağlı olduğuna dair vurgusundan bahsedeceğim. Selman’ın odak noktası, ekonomik performansı iyileştirmenin ve iş fırsatları yaratmanın anahtarı olarak gördüğü büyük yatırımlardır.
Bu görüşe herkesin katılacağını sanıyorum, ancak ben başka bir noktaya parmak basmak istiyorum; “startup” olarak adlandırılanlar da dahil olmak üzere küçük ölçekli yatırımlar. Gösterişli isimlere sahip gösterişli projelerden bahsetmediğimi vurgulamak istiyorum. Zira küçük ölçekli yatırım, sahibinin birincil çalışan olduğu ve onun için ana gelir kaynağı olan her türlü işletmeyi kapsar. Tesisatçılıktan manav veya yolcu taşımacılığı gibi en basit işlerden, küçük müteahhitlik şirketleri ve hatta daha karmaşık projelere kadar her iş buna dahildir. Bütün bu durumlarda, proje bir veya iki çalışanla başlar ve ardından kademeli olarak genişler. Önemli olan, projenin istihdam ettiği çalışan sayısı değil, sahibinin her işlemde aldığı günlük eğitimdir.
Birkaç yıl önce yerel basın, semt pazarlarında ve restoranlarda çalışan veya çay ve kahve satan gençlerden bahsetmişti ki bu tür meslekler 20. yüzyılın son çeyreğindeki petrol patlamasından itibaren artık gözden düşmüştür. İşsizlikten bahsetmişken, bazı yorumcuların gençleri daha iyi fırsatlar bulamazlarsa bu işleri yapmaya teşvik eden, yüksek ücretli işler bulamadıkları için günlerini evde oturarak geçiren gençleri eleştiren yazılarını okuduk.
Ancak insanların geneli ve özellikle de gençler bu yorumcuları, yabancı işçileri vatandaşlara tercih etmekle suçlayarak eleştirdi. Bugün benzer bir görüş dile getirirseniz, durum önemli ölçüde değişmiş olsa da muhtemelen aynı tepkilerle karşılaşırsınız. Durum değişmiş dedik çünkü çok şükür ki, binlerce genç artık bu tür işlerde çalışıyor; bazıları kendi işletmelerine sahip, bazıları ise bu tür işletmelerde çalışıyor. Bu durum, toplumun, işe küçümseyerek bakan veya vatandaşlar ile yabancılar arasında değerli sayılan iş türleri açısından ayrımcılık yapan eski kültürü yavaş yavaş aşmaya başladığını gösteriyor.
Peki, gençleri bu işleri yapmaya teşvik etmemin sebebi ne?
Beni gerçekten ilgilendiren husus, bu işlerden elde edilen gelir miktarı veya işi yüksek veya düşük olarak sınıflandıran sosyal normlar değil. Beni ilgilendiren, serbest çalışan (self-employed) kesiminin genişlemesinin moral ve kültür açısından etkisidir. Sosyolojide, serbest çalışanların toplam işgücüne oranının, bir toplumun ekonomik verimliliğinin ve yaşam deneyiminin derinliğinin bir göstergesi olduğu iyi bilinir.
Ekonomik katkı açısından, Amerika Birleşik Devletleri'ni ele alalım. Exxon, Ford ve General Electric gibi yüz binlerce kişiyi istihdam eden ve iş hacmi açısından ülkelerle rekabet eden şirketlere sahip. Ancak yine de küçük işletmelerden vazgeçmiyor; yaklaşık 30 milyon tek kişilik işletme olduğu ve bunların ülke GSYİH'sının yaklaşık yüzde 6,4'ünü oluşturduğu tahmin ediliyor.
Ancak bence en önemlisi, serbest meslek sahibi veya diğer adıyla kendi işini kuranlar kesiminin genişlemesinin, bir toplumun kendi kendini yönetmeye ve üyelerinin pratik becerilerini geliştirmeye doğru ilerlediğini göstermesidir. Zamanla, toplum kendi kendine yeterli hale gelecek ve artık yönetim ve teknik uzmanlık alanında uzman ithal etmeye ihtiyaç duymayacaktır. Biliyoruz ki, bilim ve sanayide ilerlemiş toplumlar, farklı bir şey yapmak isteyen gençlerin bireysel girişimleriyle yolculuklarına başlamış ve bu gençlerin hırsları daha sonra büyük başarılara ulaşana kadar büyümüştür.
Eğer gerçekten insani sermayeyi geliştirmek istiyorsak, her zaman iki temel soruyu aklımızda tutmalıyız.
Birincisi; eğitim sistemimizi, kalıcı hedefi, başkaları için sadece formalite olarak çalışmak yerine kendi işlerini kuran gençlerin becerilerini geliştirmek olacak şekilde yeniden yönlendirebilir miyiz?
İkincisi; gençlerin kendi işlerini kurma çabasında onları yavaşlatan tüm sistemleri, prosedürleri, iş düzenlemelerini ve maliyetleri ortadan kaldırabilir miyiz?
Bu hedefe ulaşmak iş fırsatları yaratmak için çok önemli olmakla birlikte, toplumun olgunlaşmasına ve uzmanlığının gelişmesine katkı sağlaması açısından daha da önemlidir.