Fayez Sara
Suriyeli gazeteci-yazar
TT

Suriye'de eğitim krizi

Son 15 yıl içinde Suriye'deki eğitim sistemini vuran felaketin ana hatlarını Suriyelilerin çoğunluğu biliyor, ancak tam boyutunu bilmiyorlar. Bu felaket, özgürlük, adalet ve daha iyi bir gelecek talebiyle tetiklenen Esed rejimine karşı devrimle başladı. Rejim de bu talebe, Suriyelileri üzerlerindeki kontrolünü yeniden sağlamayı ve onları zorla boyunduruk altına almayı amaçlayan silahlı bir çatışmaya sürükleyerek karşılık verdi. Politikaların çatışması ve etkileşimleri sonucunda altyapı tahrip edildi ve eğitime verilen zarar hem bugün hem de gelecekte en ağır ve yıkıcı olanlardan biri oldu.

Bu dönemde, eğitim sistemindeki yıkım üç düzeyde genişledi. Birinci düzey, profesörler, öğretmenler, yöneticiler ve uzmanlar da dahil olmak üzere öğretim ve idari personeli kapsayan insan unsurunu etkiledi. Bu kişilerin bazıları öldürüldü, tutuklandı, zorla kaybettirildi veya yaralandı ve engelli kaldı. Az bir kısmı, çeşitli ve karmaşık koşullar altında silahlı çatışmaların yaşandığı cephelere gitmeye zorlandılar. Çoğu yerinden edildi ve göç etmeye zorlandı, geri kalanlar ise savaş, zulüm ve yoksulluk toplumunun esiri oldular.

 İkinci yıkım düzeyi, üniversitelerin, enstitülerin ve okulların fiziksel altyapısını kapsıyordu. Çoğu, ekipman, kütüphaneler ve diğer tesisler de dahil olmak üzere tamamen veya kısmen yok edildi. Sağlam kalanlar ise Suriye genelinde yağmalandı ve talan edildi.

Üçüncü yıkım düzeyi, eğitimin temellerini; değerlerini, felsefesini ve amaçlarını hedef aldı. Bunlar, 19. yüzyılın ilk çeyreğinde kurulan devletin eğitim sisteminin bir asırlık tecrübesinin, deneyiminin ve tartışmaların birikimiydi. Bu sistem, birçok gelişmiş ülkede eğitimin bazı ayırt edici özellikleri olan evrensel ve ücretsiz eğitim ilkelerinin, devletin eğitimdeki merkezi rolünün, ekonomik ve sosyal kalkınma planlarıyla bütünleşmesinin temellerini sağlamlaştırmıştı. İşte bu eğitim mirası ihlallere maruz kaldı ve bunların belki de en ağırı, fiili otoritelerin kontrolündeki bölgelerde birçok eğitim deneyimine ırkçı, dini ve mezhepçi eğilimlerin sızmasıydı. Bu durum, Türkiye'de olduğu gibi, Suriyelilerin göç ettiği ve sığındığı bazı ülkelerde Suriyelilerin eğitim deneyimlerini de kapsadı.

Son 15 yıldaki gelişmeler, Suriye eğitim sisteminin yapısını alt üst etti. Bu, yeni yönetimin, yeni bir bağlam, değerler ve çerçeve içinde, önceki rejimin Suriye eğitim sistemi anlayışından farklı ideolojik ve siyasi ayrımlara dayalı olarak eğitimi yeniden inşa etme yönünde ilerlemesinin nedenlerinden biridir.

Eğitimin ideolojik ve siyasal ortamındaki dönüşümler, yeni yönetimin bakış açısına göre, önceki dönemle yaşadığı çelişkiler ve kimi zaman da uyumlar nedeniyle eğitimin karşı karşıya olduğu ilk zorluklardan birini oluşturmaktadır. İkinci zorluk ise üniversiteler, enstitüler ve okullar başta olmak üzere eğitim kurumlarının yeniden yapılandırılması ve rehabilite edilmesidir. Bu süreç zor ve karmaşık bir nitelik taşımaktadır. Her ne kadar yeniden yapılanma sürecinin bir parçası olsa da aynı zamanda bu sürecin öncesinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Zira bu alandaki herhangi bir gecikme, eğitim kademelerinde öğrenim gören milyonlarca Suriyelinin eğitim olanaklarından yararlanma fırsatlarını heba edecektir.Bu durum, sivil toplum ile devlet kurumlarını ve eğitim alanıyla ilgili bölgesel ve uluslararası kuruluşları bir araya getiren özel nitelikte bir ortaklığı zorunlu kılmaktadır. Taraflardan bazılarının katılımı gecikse veya yeniden yapılanma sürecine katılmakta isteksiz davransa dahi, Suriye devletinin denetimi ve yönlendirmesi altında eğitim kurumlarının yeniden inşası ve rehabilitasyonu süreci durdurulmamalı veya ertelenmemelidir.

 Eğitim müfredatlarının ve içeriklerinin yeniden tasarlanması, yöntem ve uygulamaların yenilenmesi önemli bir zorluk teşkil ediyor. Bu süreç, hoşgörü, vatandaşlık, adalet ve eşitlik değerlerini vurgularken, tek adamın yüceltilmesi, tek parti yönetiminin meşrulaştırılması, militarizmin teşvik edilmesi ve nefret söyleminin desteklenmesi gibi diğer zararlı uygulamalarla mücadele etmek de dahil olmak üzere yeni içerikleri içerecek şekilde müfredatların gözden geçirilmesini ve reforme edilmesini gerektiriyor. Tüm bunlar, Esed rejimi tarafından yaşamlarına yerleştirilen, müfredat ve uygulamalar aracılığıyla eğitim sürecinin temelinde tohumlarını atan uygulamalar nedeniyle Suriyelileri felakete sürüklemiştir. Artık sadece bu müfredatları değiştirmek ve reforme etmek değil, tamamen dönüştürmenin zamanı geldi. İlk adım, öğretim yöntemlerini gelenekselden dijitale geçirmek, video dersler sunan ve bütün bölgelerdeki öğrencilerin eğitime erişimini sağlayan çevrimiçi platformlar ve etkileşimli kanallar oluşturmaktır.

Yukarıda belirtilen zorluklar, önemlerine ve ciddiyetle ele alınmalarının gerekliliğine rağmen, gerek eğitim sisteminin kendisiyle (profesörler, öğretmenler, uzmanlar ve yöneticiler) gerekse eğitim sürecinin odak noktası olan öğrenciler açısından eğitimle ilgili insani zorluklarla paralel olarak ele alınmalı. Hepsinin eğitim sürecine katılmaları ve Suriyelileri çevreleyen koşullarla orantılı maliyetlerle en kolay yollarla başarısını sağlamaları için yardıma ihtiyaçları vardır.

Önceki rejimin devrilmesinin ve yeni yönetimin kurulmasının üzerinden yirmi aydan fazla zaman geçti. Bu süre içerisinde birçok adım atıldı. Ancak Suriye’de eğitimin kabul edilebilir ve yararlı bir düzeye ulaşabilmesi için atılması gereken adımların ve uygulanması gereken politikaların ötesinde yapılması gereken daha pek çok şey bulunmaktadır. Her iki hedef de şu ana kadar uzak bir amaç olarak varlığını korumaktadır. Çünkü eğitim alanında etkili olan ve karar veren bazı aktörler, zamanı geçmiş konuları gündeme getirirken, bazıları ise eğitimle doğrudan hiçbir ilgisi bulunmayan, tali ve özden uzak meseleleri tartışmaktadır.