1949’dan bu yana Lübnan, Birleşmiş Milletler’in (BM) gündemindeki bir konu. Şikâyetleri de kararları da hep orada karşılık bulur; ancak durum tam da Mütenebbi’nin dediği gibidir: “Sunacak ne bir atın var ne de malın...” Bu nedenle, her yıl BM Genel Kurulu’na giden Lübnan heyeti tüm siyasi güçleri bünyesinde barındırırdı. Hatta bir yıl heyete Cumhurbaşkanı Charles Helou başkanlık etmiş; tüm eski cumhurbaşkanlarını ve başbakanları da heyet üyeliğine dahil etmişti.
Bunun amacı, her bir vatandaşın tek başına bir parti gibi hareket ettiği değil, birleşmiş bir Lübnan halkı izlenimi vermekti.
Lübnan, askeri ve siyasi güçteki zayıflığını güçlü bir saygınlıkla kapatabilmek adına BM temsilcilerini her zaman en nitelikli diplomatları arasından seçerdi. Charles Malik, Ghassan Tueni, Fouad Boutros ve son olarak Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Yargıcı ve mevcut Başbakan Nevvaf Selam bu isimlerden bazıları.
Selam, New York ve Washington gezisinde net bir siyasi başarıya imza attı. Beyrut’taki mevcut bölünmüşlüğü uluslararası kürsülerde birlik ve uyuma dönüştürmeyi başardı. Ayrıca medyadaki tecrübesinden faydalanarak, BM’de İran Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeyi, İran’ın Lübnan siyaseti üzerindeki ağırlığına karşı en güçlü bağımsızlık duruşunu sergilemek üzere değerlendirdi.
Başbakan Selam, göreve geldiği günden bu yana yoğun baskılara maruz kalıyor. Hizbullah’a yakın gazete ve haber siteleri kendisine karşı sert kampanyalar yürütürken, muhalefet blokundaki milletvekilleri de aynı tutumu sergiliyor; hatta sesini yükseltip hükümetinin düşürülmesini talep edenler dahi oldu.
Buna rağmen Selam, siyasi krizin daha da derinleşmesini büyük oranda engelledi ve hamlelerinde göz ardı edilmesi güç, oldukça nadir bir dinamizm sergiledi. Başbakanlık koltuğunda geçirdiği süre boyunca Arap ve dünya başkentlerini mekik diplomasisiyle gezerek, Suriye ve Ürdün de dahil olmak üzere ülkesi için daha önce benzeri görülmemiş bir destek topladı.
Gerçek şu ki, bu akademisyen ve uluslararası yargıcın çıktığı tur, zamana karşı verilen bir yarıştı. Diplomatik becerilerini kanıtladıkça, Beyrut’taki muhaliflerinin önüne çıkardığı zorluklar adeta yok olup gitti.