Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Problemlerde sıkışıp kalmak

Lübnanlılar, günlük dillerinde “problem” kelimesini kullanmakta eşsizler. Problem, bir “çıkmaz”dan daha küçük, bir “sorun”dan daha büyüktür. Problemin özelliklerinden biri, trajediyle sonuçlanmadan, yanlış anlama, kötü niyet veya öfke patlamasıyla başlamasıdır. Problemlerin ayrıntılarını, nedenlerini ve sonuçlarını takip eden herkes, bunların herkesi etkileyen paranoyanın bir sonucu olduğunu otomatik olarak keşfedecektir.

Uluslar, bireyler gibi, farkında olmadan paranoyaya yakalanırlar. Başkalarıyla ilişkileri sebepsiz yere gerginleşir. Suç her zaman diğer tarafa atıldığı için tedaviyi reddederler.

İstisnasız, her gün, ülkeyi beklenen felaketin eşiğine getiren, sonra da onu eskisinden daha da gergin ve kırılgan bir hale getiren mezhepsel, partizan, dengesiz veya keyfi bir problem var. Problem, diğer olaylara ve savaş ve barış, yaşam ve ölüm gibi temel meseleler etrafındaki büyük çatışmaya sadece bir ektir. Bunlar da, egemenlik ve bağımsızlık, Kudüs yolu ile bilhassa Beyrut'taki “Yeni Yol” dahil olmak üzere, yollarda yaşayan milyonlarca insan gibi iki problemdir. Coğrafi isimlerle maskelenmiş, mezhepsel nitelikteki neredeyse günlük problemlerin merkez üssüdür.

Paranoya tek hastalık değil, ancak kin, kan davası ve halkı arasında çatışma arzusuyla dolu bir ülkede en tehlikeli olanıdır. Korku veya dehşet, problemin kendisinden değil, yerel liderler, mahalle kabadayıları ve onların yüceltilmiş figürleri tarafından çözülemeyecek bir soruna dönüşmesinden kaynaklanıyor.

Lübnan, hastalıklarına ve belirtilerine çeşitli isimler ve kibar tanımlamalar veriyor. Ancak bunlar, hasta bedeni kemiren hastalıklar olmayı sürdürüyorlar. Tek umudu, sıkıntıları gerçekleri kelimelerle ustaca manipüle edilerek gizleyebilmeye devam etmesidir. Bu yüzden, manşetlerde “Düğünde Tartışma, “Cenazede Tartışma” veya “Elektrik Motoru Üzerine Tartışma” gibi şeyler okumadığımız bir gün bile geçmiyor. Ve zavallı ülke bu sürekli durumun içinde sıkışıp kalıyor.