İran’ın bir aydan kısa bir süre içerisinde 6 petrol tankerini ve ürünlerini hedef alan saldırılarına karşı seçeneklerimiz sınırlıdır. Bu saldırılar, tankerler ve rotaları hakkında istihbari bilgiler toplayarak, özellikle Suudi Arabistan ve BAE limanlarından yola çıkan tankerleri hedef almıştır.
Bu saldırılara yönelik seçeneklerimiz, İran’a karşı kapsamlı bir savaşa girişmek veya İran’ın önemli tesisleri gibi belirli hedeflere saldırmak ya da yeni saldırılara karşı koruma seviyesini yükseltmek midir?
Bir sonraki aşamada uygulanması en olası olan üçüncü seçenek gibi görünüyor ve Irak-İran savaşı dönemindeki Kuveyt petrol tankerleri senaryosuna döneceğimizi tahmin ediyorum. Çünkü şu anda bölgede ve Körfez sularında o dönemde tanık olunana benzer bir tehlikeli ortamda yaşıyoruz. O dönemde İran, Irak’ın petrol tesislerini hedef alan saldırılarına karşı Kuveyt’i ve özellikle de petrol tankerlerini hedef alarak karşılık vermek istemişti.
Arabuluculuk girişimlerinin başarısız olmasının ardından Kuveyt, ABD Başkanı Ronald Reagan’a başvurmuştu. Reagan’ın Kuveyt gemilerini korumayı kabul etmesinin ardından Washington, Körfez sularında İran’ın seyir faaliyetlerine karşı büyük bir askeri operasyon başlattı.
ABD yasaları Amerikan güçlerinin yabancı gemileri korumasına izin vermediği için Kuveyt gemileri yeniden tescil edildi ve ABD bayrağını taşımaya başladı. 1987-1988 yıllarında Kuveyt gemileri, ABD donanmasının eşliğinde denizlere açıldı. Bölgede çatışmalar yaşandı ve ABD donanması, İran botlarını batırdı, açık denizde İran hedeflerine karşı gizli operasyonlar düzenledi ve deniz mayınları döşedi.
Gerilim, ABD donanmasının fırlattığı bir füzenin Körfez suları üzerinde yanlışlıkla bir İran sivil uçağını vurması ve 290 yolcusunu öldürmesine kadar üst düzeylerde seyrettti. Bu olaydan hemen sonra ise Irak-İran savaşı sona erdi.
O savaşın bu kriz ile ne ilgisi var? İkisinin de koşulları neredeyse aynı. İşte İran rejimi bir kez daha denize sızan petrol nedeniyle Körfez sularında yaşanacak çevresel felaketleri, kıyı şehirlerinin vurulan gemilerden sızan petrokimya ürünleri ile zehirlenmesini, dünyada petrol fiyatlarının yükselmesini umursamadan petrol tankerlerini avlama sezonunu başlattı ve duracak gibi de görünmemektedir.
İran bu şekilde ABD Başkanı’nı geri adım atmaya zorlamak ve ekonomik amborgoyu bitirmek istemektedir. Dolayısıyla saldırıların arkasında İran’ın olduğundan, kendisini bunu yapmaya itecek açık ve net etmenler bulunduğundan ve yetkililerinin birçok kez açıkça dile getirdikleri Körfez sularında deniz trafiğini hedef alma tehditleri ile uygun olduğundan şüphe duymamız için hiçbir neden yoktur.
Şu ana kadar 6 tankere saldırı düzenleyen İran’ın önümüzdeki günlerde birkaç tankeri daha vurmakla yetinmeyip büyük olasılıkla daha da ileriye gidecektir. Olayları askeri bir çatışma ya da taleplerine boyun eğilmesini sağlayacak bir noktaya kadar götürmek için 80’li yıllarda yaşanan savaşta yaptığı gibi sabit deniz tesislerini hedef alabilir.
Dolayısıyla İran’a engel olabilmek için üçüncü seçenek yani kapsamlı bir savaştan kaçınmak en olası seçenek görünmektedir. Çünkü ekonomik yaptırımların kendileri için rahat bir silah olduğunu düşünen Körfez ülkeleri ve ABD savaş istememektedir. İran her gün mali ve ekonomik olarak kan kaybetmektedir. Bu şekilde devam ettiği sürece gün gelip zayıflama hatta yıkılma sürecine girecektir. Ama İran bunu bilmekte ve farklı bir gerçeklik dayatmak istemektedir.
Bu aşamada yükselen gerilim nedeniyle başta Suudi Arabistan ve BAE olmak üzere hedef alınan ülkeler 80’lerde uygulanan seçeneğe başvurabilir. Bu seçenekte, Körfez sularında mayın döşeyen İran botlarını takip edecek bir uluslararası deniz gücü oluşturmaktır. Bu gibi adımlar BMGK’nın onayını gerektirse de Rusya dışında herkes tarafından desteklenecektir. Ama Rusya’da uygun bir formülde olması halinde büyük olaslıkla kabul edecektir. Her ne kadar katılan ülkelerin faaliyetleri bireysel olsa da Kızıldeniz’de gemileri korsan saldırılarına karşı koruyan güvenlik faaliyetleri bunun iyi bir örneğidir.
Körfez sularında ABD deniz gücünün artırılması gibi uyarı mesajlarının başarısız olması halinde hedef alınan ülkeler, İran’ın saldırılarına doğrudan karşılık vermek zorunda kalabilirler. Bölgede hiç kimse olayların bu noktaya ulaşmasını istememektedir. Ancak görünüşe bakılırsa bugün farklı bir İran ile karşı karşıyayız. Günümüzde İran’ı yakınlarının rejim içerisinde yaşanan güç mücadelesinin gölgesinde doğal bir ölüm ile değil de suikasta kurban gittiğinde ısrar ettikleri Haşimi Rafsancani gibi güçlü ve bir dereceye kadar akıllı olan liderler yerine Kasım Süleymani gibi genareller yönetmektedir.
TT
Körfez’de İran’a nasıl engel olmalıyız?
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة