Bölgenin İran ile krizi, 1979 yılındaki Humeyni devrimi ile başladı. Ardından çok geçmeden bu kriz Irak-İran savaşı ve kendisine eşlik eden petrol tankerlerinin hedef alınması, bombalı saldırılar, Suudi Arabistan’da ayaklanma çıkarma çabaları, mezhepçilik vb. terör saldırları ile bir çatışmaya dönüştü.
Bugün artan gerilimin ortasında sorulması gereken soru ise: İran ile bir savaş yaşanacak mı?
Sorunun yanıtı basitçe; bölgenin ve aynı şekilde ABD’nin zaten İran ile bir savaş içinde olduğudur. Bu savaş tam olarak 2003 yılında Irak rejiminin çökmesi ile başladı. O dönemde İran tarafından kandırıldığı için ABD, kendisinin Irak’a nüfuz etmesine izin verdi. Ardından İran, Lübnan’da Refik Hariri’nin müttefikleri tarafından öldürülmesinden, demokrasi ve seçimler hilesi ile Hamas’ın Gazze’yi ele geçirmesi ve devrimin ardından Suriye’yi tam anlamda ele geçirmesine kadar bölgede daha derinlere nüfuz etmeye başladı.
Bütün bunlara ek olarak, Bahreyn’i de ele geçirmeye çalıştı ama başarısız oldu. Ama Husiler aracılığıyla Sana’ya sızmayı başardı. Öyle ki bunun sonunda İranlı yetkililer Sana, Beyrut, Şam ve Bağdat olmak üzere 4 Arap başkentini kontrol ettiklerini söyleyecek kadar ileri gitti.
Dolayısıyla burada sorulması gereken soru bu savaşın yaşanıp yaşanmayacağı değil zaten yaşanmakta olan savaşın nasıl yönetileceğidir?
Bana göre İran’a diz çöktürecek, mümkün olan en az kayıp ile kendisine karşı savaşı kazanmamızı sağlayacak en iyi fırsat, Suriye devrimi zamanında Şam’daki diktatör Beşşar Esed’in iktidarını sona erdirmekti. Ama ABD eski Başkanı Barack Obama, o dönemde nükleer anlaşmayı imzalamak için Tahran ile iyi geçinmeye çalıştığından bu fırsatı değerlendirmedi.
Obama’nın İran’daki ‘Yeşil Devrim’e müdahale etmeyerek, bir fırsat daha kaçırdığını söyleyenler de olabilir. Ama benim buna karşı durumu özetleyecek önemli bir itirazım var. İran’a nasıl doğrudan müdahele edilebilir? Dış müdahale yerel talepler nedeniyle kendini boğulmuş hisseden Tahran rejimi için bir kurtuluş fırsatı olabilir mi? Yoksa en iyisi İran’ı güçlü olduğunu zannettiği zayıf noktasından yani Yemen, Irak, Lübnan, Gazze ve Şam’a kadar uzanan coğrafi genişleme bölgelerinde hedef almak mıdır?
İran’ın zorunlu olarak kendi sınırlarına çekilmesi ve içerideki sorunlarına dönmesi için en iyisi coğrafi genişleme bölgelerini hedef almaktır. Dolayısıyla İran ile zaten içinde bulunduğumuz savaş durumunda en etkili silah, kendisine özellikle bu bölgelerde vurmaktır. Çünkü şimdi hatta belki de bu yazının yazıldığı şu anda İran’a askeri bir darbe yöneltmek mollalar rejimini bozguna uğratmayacaktır. Çünkü diyelim ki bir hava saldırısı düzenlendi, peki sonra ne olacak? Bunu bir kara operasyonu mu takip edecek? Bu doğrultuda hiçbir gösterge bulunmuyor.
Peki İran ile gerçekten bir askeri savaşa girişecek uluslararası bir koalisyon var mı? Buna dair bir gösterge de yok. Bu durumda en iyisi İran’ın bölgedeki kanatlarını ve kuyruklarını tek tek ve farklı yöntemlerle kesmektir. Bu, devrimi ihraç etme hayalini sona erdirecek ve bugün kendilerine uygulanan yaptırımlar gibi gerçek ekonomik yaptırımların baskısı altında mollaların İran içerisindeki sorunları ile yüzleşmelerini sağlayacaktır.
Peki, nükleer anlaşma ve uranyum zenginleştirme programı ne olacak? İşte sorunun düğüm noktası budur. Ama belki de kurallar oyunu değiştirebilir. Çünkü eğer İran uranyum zenginleştirmeye dönme konusunda acele ederse, bu durumda uluslararası toplum içerisinde tereddüt eden bütün tarafları karşısına almış ve bir ölüm oyununa girmeye karar vermiş sayılacaktır.
Bu durumda doğrudan bir savaş ya da ondan daha tehlikeli olan bölgesel bir nükleer silahlanma yarışından bahsetmek zorunda kalabiliriz. Bunu kim istiyor?
TT
İran ile bir savaştayız
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة