Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Jamaika, Nairobi, Mısır, Beyrut...

Düşüncelerim birbirine karıştı ve şimdi bunları düzenlemeye çalışacağım. 90 yaşındaki eski Jamaika Başbakanı Edward Seaga’nın ölüm haberini aldığımda ilk önce Lübnan göçünden bahsetmeye karar vermiştim. Jamaika 3 milyon nüfusa sahip bir ada ülkesidir. Ada sakinlerinin %91’i saf kan Afrikalı ama bunun yanı sıra 19. yüzyıldan bu yana adada yaşayan ve sayıları 20 bini geçmeyen bir Lübnan topluluğu da bulunuyor. Sayılarının azlığına rağmen aralarından biri başbakanlığa kadar yükselirken göçmen kızlardan biri de yeni yani gerçek ülkesini temsilen katıldığı yarışmada dünya güzeli seçiliyor.
İkinci pasaj; Seaga’nın ölüm haberini duyduğumda Lübnanlıların gurbette bu kadar başarılı olurken ülkelerinde ne kadar derin başarısızlıklar yaşadıklarını hatırladım. Yine Mısırlı şair Hafız İbrahim’in Lübnanlıların özellikle Mısır’da gösterdikleri başarıları nedeniyle onları örnek gösterip Mısırlıları yolculuk yapmaya teşvik ettiğini de anımsadım.
Üçüncü pasaj; Nil şairinin Lübnan göçü ile Lübnan göçünün de Karayip denizi ile ilgisi nedir? Acele etmeyin ve biraz sabredin.
Dördüncü pasaj: Lee Kuan Yew’in Singapur’un başına geçtiği ilk yıllarda, 40 yıldır Asya ile ilgili haberler yapan bir Amerikalı gazeteci kendisi ile görüşmüş. Gazeteci ona, “Singapur’a yönelik projeleriniz nedir?” diye sorduğunda Yew, “Yüzölçümü 243 mil olan bir ada ile ilgili projelerimi mi soruyorsunuz? Peki dinleyin o zaman. Benim Jamaika gibi en az 4 bin 586 millik bir yüzölçümüne sahip bir adaya ihtiyacım var. Ancak böyle bir yüzölçümüne sahip bir alanda hayallerimi gerçekleştirebilirim” karşılığını vermiş.
Ne yazık ki gazetecinin adını unuttuğum bu röportajın üzerinden yaklaşık yarım yüzyıl geçti. Ama Jamaika bana Lübnanlıların göçünü, Lübnanlıların göçü de bana yukarıda işaret ettiğim Nil’in şairini hatırlattı. Nitekim hatıraların ilk kuralı da peş peşe gelmek değil midir? Ancak Lee Kuan Yew şu anda hayatta olsaydı eminim bu arzusuna gülerdi. Çünkü modernleştirmiş olduğu adanın bir benzerini hiçbir yerde ve hiçbir tarihte hiç kimse inşa edemedi. Singapur’u Jamaika ile karşılaştırdığımızda; Jamaika’nın GSMH’si 14 milyar dolar iken, Singapur’un GSMH’si 400 milyar dolar olduğunu görürüz. Jamaika’da kişi başına düşen milli gelir 8 bin dolar iken Singapur’da yaklaşık 70 bin dolardır.
Ama izin verirseniz (altıncı pasaja gerek yok) Jamaika’nın özel olduğu bir başka konudan sizlere bahsetmek isterim. O da şarkıdır. Altmışlı yıllarda Harry Belafonte “Benim güneşteki adam” (this is my island in the sun) şarkısını Jamaika için söylemişti. O dönem, bağımsızlık dalgaları ve ırkçılık karşıtı akımların dönemiydi. Dolayısıyla bu şarkı ve onu söyleyen şarkıcı da dönemin sembollerinden biri haline geldi. Harry Belafonte, 1964 yılında bağımsızlık kutlamalarına katılmak için Nairobi’yi ziyaret ettiğinde ben de onunla birlikte ilk saflarda yer almıştım. Belafonte bu vesile ile kendisini özgürlük şarkıcısı olarak tanıtmaktan “büyük bir sevinç” duymuştu. Harlem’de doğan bu Jamaikalı, bundan büyük mutluluk duyuyordu. Bu, her zaman bahsettiğim ve yazdığım bir olaydır.