Bu satırları yazarken üst düzey Lübnanlı bir heyet, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile görüşmek için Cidde’ye ulaştı. Heyet, Bakanlar Kurulu’nun 3 eski başkanından oluşuyor: Necip Mikati, Fuad Sinyora ve Tamam Selam.
Bu ziyaret, çok hassas bir zamanda gerçekleşiyor. Öyle ki Taif Anlaşması, 20 yıldan fazla devam eden Lübnan’daki iç savaşa son verdikten sonra Lübnan, Arap bölgesinden tamamen uzaklaştırılmak isteniyor. Aynı zamanda tüm mezhepsel hareketler, zorla İran eksenine sokulmak için Lübnan, sistematik bir saldırıya uğruyor.
Suudi Arabistan’ın politik, diplomatik ve ekonomik ağırlığı, iç savaşın tüm tarafları için gerçek anlamda büyük bir garantördü. Fakat Lübnan, ölüm tehdidi altında ele geçirildi ve değişime uğradı. İnsanlar, sadece ülkelerine ve bayraklarına bağlılıklarını gösteren ulusal tutumlarının bedelini hayatlarıyla ödedi.
Tabi isim listesi uzun ve belli. Banka hesap numaraları ve bakiyeleri dâhil herhangi bir bilgiyi öğrenmek mümkün. Ancak ülkenin nüfusunu bilmek imkânsızdır. Çünkü son resmi sayım, 1970’lerin başında yapıldı. Lübnan’daki tüm gruplar, sahada göz önüne alınması gereken yeni bir durum olduğuna inanıyor. Bu yeni durumlardan en önemlisi de farklı sebeplerden ötürü Hıristiyanlara yönelik baskı ve dolaylı tehcirdir. Bu da Lübnan’da siyasi bakımdan Hıristiyan varlığının sonunu hazırlıyor.
Lübnan asıllı Kanadalı yazar Kemal Dip, ‘Bu Antik Köprü’ adlı kitabında 2020 yılında Lübnan’da Hıristiyan kalmayacağını öngörüyor. Bu durum, meydana gelen değişiklikleri, demografik dönüşümleri ve jeopolitik durumu değerlendirmek isteyen bazı grupların ve partilerin şiddetli siyasi tutumlarına bir açıklık getirmektedir.
Silah tehdidi ve mezhepsel bir destek olmadan ve bu desteği bölgede Arap olmayan bir Velayet-i Fakih’e dönüştürmeden, tüm bunlar, halkın serbest ve samimi bir şekilde kendi çıkarlarına göre karar vereceği iç meselelerdir. Keşke mesele, bu noktayla sınırlı kalsaydı. Fakat Lübnan, terör örgütü Hizbullah’ın gözetiminde farklı Arap ülkelerine karşı medya platformlarının üssüne dönüştü.
Lübnan’da büyük bir demografik dönüşüm meydana geldi. Burada bilinçli olarak konuşuyorum. Lübnan’da okudum ve yaşadım. Evimiz, Taif Anlaşması zamanında Temsilciler Meclisi Başkanı Hüseyin el-Hüseyni’nin evinin bitişiğindeydi. Saygın ve vatansever bir aileden gelen ve değerli bir kişi olan Hüseyni, öncelikli olarak ülkenin Arap kimliğine özen gösterdi. Hüseyni, saygın bir kişiydi. Bunun için yerine başkasını getirme konusunda kararlıydılar. Ya da durumu teşhis etmek için Lübnanlı bir diplomatın söylediği gibi; şerefli insanların dönemi sona erdi.
Lübnan, daima boyundan büyük bir rol oynadı ve bunun bedelini ülkeyi yok eden iç savaşla ödedi. Bugün içerden bir işgal mevcut. Bu işgal, Lübnan’ı çevresinden uzaklaştırıyor. Bu görev, Lübnanlıları kazanç ve şeref aramaya sevk ediyor. Fakat ekonomik, güvenlik ve politik anlamda bedeli ağır olacak.
Son Cebel-i Lübnan fitnesi, yaklaşmakta olan olayların bir başlangıcıdır.
TT
Lübnan ve yaklaşmakta olan olaylar
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة