İmil Emin
Mısırlı yazar
TT

​ABD ve Demokratların saplantısı

Başkan Donald Trump’a suç yüklemek isteyenler mi yoksa ABD’yi zayıflatıp toplumsal yapıyı parçalamayı amaçlayanlar mı var?
ABD konusunda araştırma yapan analistlere göre, “Russia-gate” sorunundan kaynaklanacak olumsuz etkileri değerlendirerek demokratlar, basit çıkarları elde etmek için “Russia-gate” sorununu kullanmaya çalışıyor. 
Rusya soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Savcı Robert Mueller, geçtiğimiz Çarşamba günü Trump’ın Ruslarla ilişkisi konusunda ifade vermek için Kongre’de jüri karşısına çıktı. Trump’ın kazanmasını sağlayan ve rakibinin kaybetmesine yol açan cumhuriyetçi adayın kampanyasıyla Kremlin arasında doğrudan bir ilişki var mı, yok mu?
Mueller, ifadesinde, Rusya’nın son ABD başkanlık seçimlerine fiilen ve sistematik bir şekilde müdahale ettiğini söyledi. Ancak Mueller, ABD Temsilciler Meclisi Üyesi ve Yasama Komitesi Başkanı Jerry Nadler’in sorularına verdiği cevapta, Trump’ın Rusya’yla komplo ilişkisi içerisine girdiğini kesin bir şekilde reddetti. Hatta Mueller, soruşturmaların, Trump’ın adaleti engelleme noktasında suçlu olduğu sonucuna varmadığını belirtti.
Mueller’in ifadesinden birkaç gün önce yani geçen Pazar günü ABD Temsilciler Meclisi Üyesi ve Yasama Komitesi Başkanı Jerry Nadler, “Fox News Sunday” programına açıklamalarda bulundu. Nadler, Mueller raporunun Başkan Trump’ın önemli suçlar işlediğini gösteren önemli kanıtlar sunduğunu belirtti ve başkanın Amerikan halkı tarafından yargılanması gerektiğini dile getirdi. Bunlar, Temsilciler Meclisi Başkanı ve Demokratların Lideri Nancy Pelosi’nin birçok kez ifade ettiği demokratların art niyetleri mi?
Kongre’deki demokrat üyelerin davranışlarını gözlemleyenler, ABD’deki iç politik sahnenin, politik manevra düzeyinde belirsiz bir süreç yaşadığını söyleyebilir. Son tartışmalar nedeniyle aynı Yasama Komitesi,  ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya krizinde soruşturmayı engellemeye çalışıp çalışmadığı konusunda, başta damadı ve yakın danışmanı Jared Kushner olmak üzere başkana yakın 12 kişiyi ifade vermeye çağırdı.
İnsan, Amerikalılara karşı devam eden kutupsal çatışmalarında Rusların, hem 2016 hem de 2020’deki ABD Başkanlık Seçimleri’ne yönelik önemli bir tehdit oluşturduğuna inanabilir. ABD Federal Soruşturma Bürosu(FBI) Direktörü Christopher Wray, Mueller’in ifade vermesine bir gün kala yani Salı günü, Rusların yeni seçimlere müdahale etmeye halen kararlı olduğuna işaret etti.
Fakat demokratların Trump’a suç yükleme konusundaki bu kararlı girişimleri anlaşılmış değil. Amaç, Trump’a yönelik kişisel düşmanlık mı, yoksa ikinci dönemi kazanmadan Trump’ı Beyaz Saray’dan uzaklaştırmak mı?
Cevaptan ziyade bunun arkasındaki soru işareti daha tehlikelidir. Yani bu durum, son 3 yılda pek çok ayrışmaya maruz kalan Amerikan toplumsal yapısını nasıl etkileyecek?
Zamanlama manidar. Başkanlık seçim kampanyasının başlamasıyla birlikte 5 Kasım 2019 tarihinde Center Street Yayınevi tarafından, Başkan Trump’ın oğlu Donald Trump Jr.’ın yazdığı “Şok…Sol, Nefretten Nasıl Besleniyor?” adlı kitabı yayımlanacak. Donald Trump Jr., Amerikan solunun muhafazakarları karalamak için kullandığı hileleri ortaya çıkartmaya çalışıyor. Ayrıca oğul Trump, Amerikan solunun nefret söylemlerini yayma kapsamında eleştiri ve şüphe oklarını yönelttikleri hiçbir konuyu geri plana atmadığını göstermeye gayret ediyor.
Demokrat Parti’yle yüzleşme konusunda oğul Trump’ın benimsediği en iyi savunma politikası saldırmak mıdır?
Gerçekten böyle olabilir. Oğul Trump’ın tutumu, babası Trump’ın açıklamalarıyla da uyum gösteriyor. Zira Başkan Trump, demokratların son kampanyalarını şahsına karşı “sahte siyasi baskı kampanyası” olarak nitelendirdi.
Hem demokratları hem de cumhuriyetçileri rahatsız etmesi gereken bir soru var: İki büyük parti arasında meydana gelen çekişmeler, Amerikalılara sağlıklı bir şekilde mi, yoksa nefret, kin ve ateş olarak mı yansıyacak?
ABD merkezli Pew Araştırma Merkezi’nin yaptığı son ankete göre Amerikalıların yüzde 69’u, federal hükümetin önemli bilgileri halkın genelinden sakladığını dile getirdi. Amerikalıların yaklaşık yüzde 91’i, medyanın önemli olayları kasıtlı olarak görmezden geldiğini belirtti. Öte yandan Amerikalıların yüzde 60’ı ise, seçilmiş yetkilileri dinlediklerinde gerçek ve yalan arasındaki farkı bilmenin zor olduğunu düşünüyor.
Mueller krizi, demografik sınıfların birbirinden memnun olmadığı ve kendi içerisinde bölünmüş bir devlet olarak ABD’nin içinde bulunduğu durumu pekiştiriyor mu?