Suriye devrimine gerçeği yansıtmayan “yetim” ve “ihanete uğramış” gibi bazı vasıflar verilmiştir. Oysa bu devrimin ömrü 1 yıldan fazla sürmemiştir. Bundan sonra devrim, Esed rejimi ile silahlı İslamcı gruplar arasındaki iç savaş tarafından yutulmuş, bölgesel ve küresel çekişmeler tarafından kemirilmiştir. Bu nedenle devrim, yapması gereken birçok şeyi yapamamıştır.
Yapılması gereken şeylerden biri de Esed rejiminin uydurma pençesinden kurtarılmasının ardından modern Suriye’nin tarihini yeniden yazılmasıydı. Böyle bir görev, Suriyelilerin özgürlüğe yönelik eğilimlerini kökleştirebilir ve mevcut özgürlük taleplerinin dayanabileceği eski tarihi dayanaklar ortaya çıkarabilirdi.
Bu gerçekleşmediği için söz konusu talep, dedesi ya da atası olmayan bir toruna benzedi.
Buna rağmen şurada ve burada, 1954-1958 dönemine yani Edip Çiçekli’nin devrilmesinden Mısır ile birliğin kurulmasına kadar ki döneme gönderme yapanlar oldu. Devrim zamanı ortaya çıkan birkaç tarihsel referansa göre bu dönem, Suriye’de demokrasininin altın devri sayıldı.
Buna karşılık, 1961-63 dönemi ile ilgili ise tam anlamıyla sessiz kalındı. Bu dönemde Mısır ile Suriye arasındaki birlik çökmüş ve 8 Mart Baas Devrimi (ilk başlarda tam anlamıyla Baasçı değildi) gerçekleşmişti. Bana göre bu sessiz kalınan dönem, demokratik araçlara daha iyi hizmet ediyor gibi görünmektedir.
1954-58 dönemi, meclis seçimleri düzenlenmiş ve Şükrü el-Kuvvetli cumhurbaşkanı seçilmiş olsa da bazılarının iddia ettiği gibi bu Suriye için bir demokrasi baharı değildi. Demokrasi ve meclis, siyasi hayata egemen olan askeri yönetimin arkasında saklandığı bir vitrinden ibaretti. Güvenlik güçlerinin vahşileşmesinin temelini atan Abdulhamid el-Sarraj’ın yıldızı bu dönemde özellikle de milliyetçi Suriyelilerin 1955 yılında Baasçı bir subay olan Adnan el-Maliki’ye suikast düzenlemeleri ile iyice yükseldi. Bu suikast, siyasi hayatta bir temizliğin ve Suriyeli milliyetçiler ile müttefikleri Halepli “Halk Partisi”nin kökünü kazımanın gerekçesi oldu. Aşırı kutuplaşma ve kendisi ile sert güvenlik önlemleri aracılığıyla başa çıkma politikası o dönemde ülkeyi bir iç savaşın eşiğine getirdi. Bu savaş ancak ülkenin bütünüyle Cemal Abdunnasır’a hediye edilmesi ile önlenebildi. Suriye’nin devlet olarak varlığını fesheden bu demokrasi skandalı oldukça tantanalı bir şekilde gerçekleşti. 14 subay bir uçağa binerek Kahire’ye gitti ve Mısırlı lidere birlik önerdiler. Suriye cumhrurbaşkanı, hükümeti ile seçilmiş meclisinin her şey olup bittikten sonra ancak bundan haberi oldu.
Diğer yandan 1961 seçimleri ise birliğin çökmesi ya da Nasırcı basının yaygınlaştırdığı aşağılayıcı ifadeyle “ayrılığın gerçekleşmesinden” birkaç ay sonra düzenlendi. Katılım oranı %84’e ulaşan bu seçime Baasçılar, Komünistler, Müslüman Kardeşler, Milliyetçilerin yanında Halk ve Yurtsever gibi geleneksel partiler katıldı. Ekrem el-Horani sosyalist ve ilerici programı ile Hama’da büyük arazi sahiplerine karşı büyük bir zafer elde etti. Yeni meclis, deneyimli ve köklü bir milletvekili olan Nazım el-Kudsi’yi cumhurbaşkanı seçti. Bu dönemde basın gelişti ve sendikalar rahat bir nefes aldı.
Ne yazık ki “ayrılık dönemi” de Suriye’nin lanetinden yani ordunun siyasete müdahalesinden kurtulamadı. Nitekim ayrılık darbesini gerçekleştiren maceracı subaylardan biri olan Abdulkerim el-Nahlavi kendisini ülkenin yeni lideri olarak dayatmaya çalıştı. Bu amaçla 1962 yılının Mart ayında Hafız Esed’den 18 yıl önce “Harekeyi Tashihiye” (Düzeltici Hareket) adını verdiği 2’inci bir darbe girşimini yönetti. Cumhurbaşkanı el-Kudsi ile bazı önemli siyasi liderlerin tutuklandığı bu darbe ile el-Nahlavi, Baasçı ve Nasırcı maceracı subaylara, Halep ve Humus’ta sonuç vermeyen bir isyan çıkarma fırsatı verdi.
Neyse ki bu askeri müdahale, 1955 yılında yaşananlar ile karşılaştırıldığında küçük ve etkisi sınırlı bir müdahale olarak kaldı. Siyasi ve bölgesel kutuplaşmaların merkezinde önemli bir konum elde edemedi ve parlamenter sistemi zayıflatmış olsa da açık bir iç savaşın önünü açmadı. Her şeyden önemlisi de el-Nahlavi bundan dolayı sürgüne gönderildi ve hayat, Cumhurbaşkanı el-Kudsi’nin liderliğinde normale döndü. Yine bu dönemde hükümeti kurma görevi, 1949 yılındaki Hüsnü Zaim darbesinden beri subayların en büyük düşmanı Halid el-Azm’a verildi. Bu hükümet “ayrılık döneminin” son hükümeti oldu ve 1963 yılında gerçekleşen, siyasi hayatı nihai olarak millileştiren Baas diktatörlüğünü ortaya çıkaran darbe ile devrildi.
Durumun daha da kötü olmasını sağlayan şey, Baas diktatörlüğünün bir anlamda birlik kandırmacasından doğmuş olmasıydı. Bu sayede Baas’ın askeri kanadı, Salah el-Bitar’ın “ayrılık belgesi”ni imzalaması – daha sonra bundan geri adım atacaktır- gerekçesine sığınarak sivil kanadını zayıflatıp savunmaya çekilmeye zorladı. Abdunnasır ile “birliğin yeniden kurulması” için yürütülen müzakarelere paralel olarak Nasırcı subaylar tasfiye ederek iktidarın tek sahibi oldu. Her halükarda Baasçılar, birlik kandırmacası ile iktidarlarını sağlamlaştırsalar da Rasputin’in tedavi etme gerekçesi ile saraya sızdığı Çar’ın hasta oğluna benzeyen Mısır ile birliği tekrar kurmak için hiçbir şey yapmadılar.
Dolayısıyla diğer gelişmeler ile birlikte 1954-58 dönemi Suriye’nin bağımsızlığını sona erdirirken 1961-63 dönemi bağımsızlığını yeniden kazandırmıştır. Birinci dönem Arap bölgesindeki güvenlik, milliyetçi temelli rejimlerin atası sayılan Nasırcılığın Suriye’de etkisinin genişlemesine neden oldu. İkinci dönemde ise Nasırcı ve Baasçı subaylar birinci dönemi yıkarak kendisini şeytanlaştırdılar.
Suriye devrimi; Baasçı ile Nasırcıların bazı kutsallarına dil uzatmak istemiyormuş gibi ikinci dönem ile ilgili çekingen bir tutum benimsemiştir. Birinci dönemi ise överek sanki ona boyun eğiyormuş gibi görünmüştür.
Birlik hayalinin artık hiç kimsenin ne kalbinde ne de dilinde olmadığı doğrudur. Ama buna karşılık hiç kimse de ondan doğan ve Suriyelilerin yıllardır süren sıkıntılarının kaynağı olan Baasçı kandırmacayı kınamamaktadır.
TT
Suriye devriminin sessiz kaldığı ‘Ayrılık dönemi’
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة