Geçtiğimiz cumartesi günü Suudi Arabistan’ın doğusundaki bir petrol tesisine drone ile bir saldırı daha gerçekleşti. Bu ‘drone’lar, İran yanlısı Husi milislerin dediği gibi Yemen’den mi atıldı yoksa geçen sefer Irak’taki İranlı milisler örneğinde olduğu gibi başka bir yerden mi? Bunlar önceki bazı drone tipleri gibi Çin yapımı mı yoksa İran üretimi mi? Tüm bu sorular devam eden soruşturmalarla cevap bulacak.
Bununla birlikte işin siyasi ve askerî kısmı belirsiz olabilir. Hem Forbes ekonomi dergisi hem de Bloomberg haber ajansının hazırlamış olduğu iki ayrı rapora göre bu saldırılar, petrol sanayi ve Suudi Arabistan’ın ihracat gücüne bir etkide bulunmadı, bulunmayacak. Durum, bu saldırıların petrol fiyatları ve petrol piyasasına yönelik etkisinin sınırlı olduğu, dolayısıyla Suudi Arabistan’ın gücüne etki edemediği anlamına gelir. Suudi veya Amerikan tarafına siyaseten baskı uygulamak hedefleniyorsa bu başarısız oldu.
Askerî yöneticilerden birine Husilerin neden taktik değiştirip ‘drone’lara başvurduğunu sormuştum. Bana, onların Suudi Arabistan’a yönelik başlıca silahlarının balistik füzeler olduğunu ancak stoklarını hedefleyen bombardımanlar, devam eden takip süreçleri ve karşı müdahaleler sebebiyle güdümlü uçakları tercih ettiklerini söyledi. Belirttiğine göre bu uçaklar, çoğunlukla hedefe varmadan imha ediliyor. Ayrıca küçük ve gözetlenemeyecek şekilde alçak uçuş da yapabiliyor. Etkisi ise hedefe isabet etse bile propagandadan öteye geçmiyor. Bunlarla bir zafer elde etmek, hatta savaşın seyrini değiştirmek bile mümkün değil.
Husilerin kayıpları büyük. Ama İranlı milislerin çoğunda olduğu gibi insanlık değerleri de onlar için bir şey ifade etmiyor. El-Kaide ile DEAŞ örgütlerinin yaptığı gibi insanlar birer kurban, dinî olarak pazarlanıyor. Bugün savaş kendi bölgelerinde, yani Suudi Arabistan sınırı yakınındaki Saada’da yaşanıyor. Çok sayıda komutan kaybettiler. Daha birkaç gün önce liderlerinin kardeşi İbrahim el-Husi öldürüldü. Bu son durum üzerlerindeki siyasi baskıyı da artırıyor.
Elbette iki milyon varil petrolle ortaya çıkmaktan kaçınarak Ümit Burnu’nun arkasından uzun bir yol izleyen İranlı petrol tankeri dramını da görmezden gelemeyiz. Bu tanker altı hafta boyunca Cebelitarık’ta alıkondu. Ancak İngiltere, İranlı yetkililerin Umman Sultanlığı’na ait sularda bir İngiliz tankerini kaçırmasından sonra alıkonan İran tankerini serbest bırakmak zorunda kaldı. Tanker savaşının kaybedildiği görülüyor. Bu kısmen doğru ama İran petrol taşımacılığı konusunda daha büyük sorunlarla karşı karşıya. O kadar ki denizcilik hizmeti veren şirketler bile ondan vazgeçti. Bu durumun en son örneği, gemi kaydını geri çekerek bayrağını indiren Panamalı bir şirket ile yaşandı. Şirket böyle bir adım atınca İran bayrağını göndere çekmeye ve İngiliz gözetimi altındaki geminin adını değiştirmeye mecbur oldu.
İran, kolay kolay geri adım atmayacaktır ama savaşlardan ve korkunç kovalamacadan elbet yılacak. İngiltere örneğinde de olduğu gibi İran’ın dünya ülkelerini korkutma girişimlerine daha fazla tanıklık edeceğiz.
Bu aslında dış askerî faaliyetlerini politikasının merkezine yerleştiren ve her türlü iç ve dış önceliklerin üstünde tutan kırk yıllık İran siyasetinin bir uzantısıdır. Bu askerî yayılmanın, nükleer silahlar yapımıyla bölge, dünya ve denizcilik koridorları için oluşturulan tehdidin, terör faaliyetlerinin ve birbiriyle bağlantılı olarak başlatılan savaşların ardındaki hareket gücü, İran’ın zorbalığına karşı uzun yıllardır gösterilen uluslararası bir ilgisizliğin ürünüdür.
Washington, Tahran’daki rejime yönelik ağır baskıları devam ettirme konusunda şimdiye dek kararlılık gösterdi. Büyüklüğü ve istikrarı bakımından eşsiz olan bu politika aynı kararlılıkla sürdürülürse “Yüce Rehber”in devletinin davranış biçimini 70’li yılların sonunda iktidarı ele geçirdiğinden bu yana ilk kez değiştirebilecek. Bu demek oluyor ki Husi gerilimine alışmamız ve bununla yüzleşmemiz gerekir. İran’dan gemileri daha fazla tehdit etme ve ötesinde faaliyetler beklemeliyiz. Bu çatışma Körfez ülkeleri, Yemen, Irak, Suriye, Lübnan ve İsrail de dahil tüm bölge ülkelerini ilgilendirmektedir.
TT
Husilere ait 'drone'lar ve İran siyaseti
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة