İran, dünya karşısında son derece küçük duruma düştü. Çünkü İran, 2 milyon varillik yükünü hiçbir ülkeye hatta müttefiklerine bile satamıyor. Yaklaşık 3 aydan beri “Adrian Darya-1” gemisi, yükünü boşaltamadan limanlarda dolaşıp duruyor. Geminin kayıtlı olduğu Panama denizcilik şirketi, Washington’un baskısından dolayı gemiyi reddetti ve kayıtlarından sildi. Panama şirketi, kendi bayrağını indirerek, “Grace-1” olan geminin ismini değiştirip İran bayrağını çekmek zorunda kaldı.
İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif, sevinçliydi. İngiltere, İngiliz gemisinin Körfez’de alıkonulması sonucu Tahran’ın şantajına boyun eğip Cebelitarık limanında alıkonulan İran gemisini serbest bıraktığı zaman Zarif, ABD’ye karşı zafer kazandığını zannetti. Fakat o günden beri İran gemisi, rotasız bir şekilde dolanıp duruyor. Yunanistan, Türkiye ve Lübnan, İran gemisini karşılamaktan vazgeçti.
Bunun yasaklı silah yüklü bir gemi değil de petrol tankeri olduğunu unutmayın. Buna rağmen hiçbir hükümet, İran gemisini karşılamaya cüret edemedi.
ABD gücünün mermi ya da deniz piyadeleri olmadan veyahut gemiye çıkıp kaptanını tutuklamadan bir gösteri yaptığını görüyoruz.
İran rejimi, dünya karşısında 2 milyon varilini satmaktan hatta ücretsiz vermekten aciz görünüyor. Hal böyle olunca İran rejimi, Amerikan yaptırımları süresince uluslararası ilişkilerini nasıl yönetecek?
Geminin denizde takip edilmesi ve varacak bir liman bulamaması, sadece Tahran’daki dini lidere değil, aksine bölgeye, dünyaya, müttefiklere ve düşmanlara yönelik ABD’nin bir mesajıdır. Washington, Tahran’ın elini bağlayıp onu arkaya doğru itti ve kendisine sadece tek bir kapıyı yani müzakere kapısını açık bıraktı. Tahran, bunun üstesinden gelmek için ambargoya bir çözüm bulamayacak. Çünkü ambargo zamanında ticaret yapmak için önemli bir fırsat olduğunu düşünen Lübnanlılara ve Iraklılara bir mesaj vererek, bu hafta Lübnan merkezli bankanın kuruluşlarını, kara listeye alındı.
Başkan Donald Trump yönetimi, geçmiş krizlerde dibe çöken ABD’nin imajını onarıyor. Hatta önceki ABD yönetimleri zayıflık derecesine ulaştı. Aynı şekilde mevcut Avrupa hükümetleri de Tahran rejimi tarafından rastgele tutuklanan vatandaşlarının serbest bırakılması için rüşvet ödemek ve kendi topraklarında işlenen suikastlara ve şirketlerinin ihlallerine sessiz kalmak zorunda kaldı. Trump yönetimine ve tutumlarına karşı görüşümüz ne olursa olsun biz, ABD’nin kendi çıkarlarına ve güvenliğine müdahale edenleri cezalandırmaktan sakınmayan gerçek bir büyük güç olduğunu görüyoruz. Trump ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, dini lidere güzel bir dille “Gel müzakere yapalım” derken bile kalın bir sopa taşıyorlar.
Trump yüzünden dini lider, bademli çay sohbetlerinin tadını kaçıran pek çok kötü haber alıyor. Irak’taki militan kampları bombalandı. Lübnan’da bomba yüklü dronelarla İran’a bağlı Hizbullah milislerine saldırı düzenlendi. Balistik füze fırlatma denemeleri sabote edildi. Öyle ki Trump, Twitter hesabı üzerinden füze fırlatma denemelerinin fotoğrafıyla gurur duydu. Mali havaleleri engellendi. İran’ın banka çalışanları dünyada yasak listesine alındı. İran petrol tankerleri denizlerde takibe alındı. Bir de İran’a karşı bölgenin farklı yerlerinde açıklanmayan istihbari operasyonlar var.
İran, devam eden bu büyük yaptırımlar karşısında dayanabilecek mi? İran, bir yıl sonra yapılacak ABD seçimlerindeki değişikliğe oynayabilir. Ancak o zamana kadar bile İran, büyük kayıplar yaşayacaktır. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, yaptığı bir konuşmada vatandaşlarını geçim sıkıntısına, düşük ücrete ve işsizliğe karşı sabırlı olmaya çağırdı. Bu çağrı, dayanışmadan ziyade Ruhani’nin dini lidere karşı hayal kırıklığını yansıtan bir yardım çığlığına benziyor. Öte yandan Devrim Muhafızları, İran’ın parasıyla bölgede savaş çıkartmaya devam ediyor.
TT
İran gemisinin maruz kaldığı hakaretler
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة