Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

“Çatık Kaşlı Zamanda Savaş”

Büyükelçi Abdullah Bişare’den ‘Çatık Kaşlı Zamanda Savaş’ adlı yeni kitabını aldım.
Kitabı bana şu kelimelerle takdim etti: Kitabın size ulaşmış olması beni mutlu ediyor. İçinde ‘devrimcilerin kabalığı, Baasçıların şiddeti, partizanların alçaklığı, ideologların saçmalığı, liderlerin tutuculukları, diktatörlerin tepeden bakışı ve planlamacıların cehaleti’ var.
Bu büyük Arap diplomatın kitabını tarif ederken bu sözlere daha ne ekleyebilirim ki?
300 sayfa belgeli yazı, tarih ve metin okuduktan sonra daha önce hiç bilmediğiniz bir sonuca ulaşıyorsunuz: Kuveyt’e yönelik savaş ve işgalin en kötü yanı, bazı Arap ülkeleri arasında dillendirilen Kuveyt’in Irak’ın parçası olduğu iddiası ve Arap ülkelerinin yersiz ya da bayağı, istikrarsız tutumlarıdır. Saddam Hüseyin ve kadrosunun Kuveyt halkına yönelik ahlaka aykırı muamelesi, işgalden önceydi. İşgal, Kuveyt’in sınırlar konusunda bir anlaşmaya varma çabasına karşılık Irak’ın böbürlenmesinin yanında önemsiz bir şeydi.
Kuveytli diplomatlar Şeyh Sabah el-Ahmed’in, Şeyh Saad el-Abdullah’ın, Taha Yasin Ramazan, Sadun Hamadi ve Tarık Aziz’den duyduklarının yanında işgal neydi ki!
Cidde’deki Arap Zirvesi esnasında Şeyh Saad, İzzet ed-Devri’yi ziyaret etmek istedi ancak rahatsızlandı.
Bağdat Zirvesi’nde Saddam Hüseyin, heyetlerin liderlerini ziyaret etti ancak Kuveyt Emiri Şeyh Cabir el-Ahmed’in olduğu tarafa gittiğinde ayakta durarak oturmadı.
Irak’ın talepleri özetle, Kuveyt’in Fransa’daki Monako Prensliği gibi bir emirliğe dönüşmesi idi. Diğer talepler listesinde ise Iraklılara istihdam serbestliği verilmesi ve Irak’ın Kuveyt’in yurtdışı ile diplomatik ilişkilerini üstleneceği ‘ayrıcalıklı bir ilişki’ kurulması isteniyordu.
Tüm bu talepleri, Saddam’ın askerleri olan Sadun Hamadi veya Taha Yasin Ramazan’ın iletiğini düşünürseniz o zaman Abdullah Bişare’nin neden o zamanlara ‘çatık kaşlı zaman’ dediğini anlarsınız. Belki de bununla karanlık, bulutlu ve bulanık bir durumu betimlemek istedi.
Arap partizanların kutsal geleneklerinden biri de suskunluktu. Zira gülümseme, ferahlık, kıvrak zekâ, sezgi hızı sömürgeciliğin, gericiliğin ve zayıflığın belirtileridir. Bazıları bu öfkeli somurtkanlığa, “kahraman” Josef Stalin’in uğuru sayarak iki kıvrık bıyık da ekliyordu.
Büyükelçi Abdullah Bişare’nin ‘Çatık Kaşlı Zaman’ı, diplomatik bilgelik, hoşgörü, kardeşlik ve güzel ahlak meziyetlerine ağır bir şekilde darbe indiren ‘Arap sopası tarihinin’ acı verici bir resmi ve zor bir sayfasıdır.
Bu sonuca niçin vardığımızı bilmek isteyen varsa bu somurtkan zaman başladığından beri gülümsemeyi neden artık bilmediğimizi bu kitaptan okumalıdır.