Meşal Sudeyri
TT

​Haksız imam!

Suudi Arabistan merkezli Ukaz gazetesinde Halid Süleyman’ın yazdıkları hem hoşuma gitti hem de beni oldukça şaşırttı. Bu yazısında Halid Süleyman şöyle diyordu:
Filistinli bir vaizin, hutbesine Suudi Arabistan’ı helak etmesi için Allahu Teala’ya dua ederek başladığı bir video izledim.
Bu vaize göre, Suudi Arabistan hem Filistin’i satmış hem de Arap dünyasındaki bütün bu yıkıma neden olmuş. Sanki 1948 Arap-İsrail savaşında yenilen, 1967 yenilgisine neden olan, Kuneytra’da ihanet eden, Lübnan, Suriye ve Ürdün’de Filistin kamplarına saldıran, Suriye’yi yıkan, Irak’ı kontrolü altına alan, Sünnilere karşı katliamlar yapan milisleri destekleyen İran ile mütteffik olan Suudi Arabistanmış gibi!
Filistin Suudi Arabistan’ın malı değil ki kendisini satsın. Suudi Arabistan’ın sadece sloganlara sığınanların, paralı askerlerin, din ve vatan tacirlerinin Arap halklarına yaşattıkları felaket ve sıkıntıları hafifletmek ve onlara yardım etmek için ilaç, gıda ve kıyafet satın almıştır.
Asıl dikkat çekici olan ise bu ağzı iyi laf yapan vaizin maaşını, çalışanlarının maaşlarını Suudi Arabistan’ın ödediği Vakıflar İdaresi’nden alıyor olmasıdır. Söz bu noktada tükeniyor...
Bana göre de bu imam büyük olasılıkla; Müslüman Kardeşler’e ait okullardan mezundur ve işe yaramaz ve baştan aşağı kirli olmasına rağmen dine sığınıp kendisini temiz gösteren, yetkililerinden her birinin alnında komik ve tekelleşmiş bir marka gibi (kara bir iz) bulunan Hamas’ın üyelerinden birisidir.
Halid Süleyman’ın bu çok akıllı –dikkatinizi çekerim ahmak demiyorum- imama, Hamas 2007 yılında Fetih ile savaştığında Suudi Arabistan’ın ne yaptığını hatırlatmış olmasını temenni ederdim. O dönemde Suudi Arabistan’ın başında olan Kral Abdullah, iç çatışmayı ve akan kanı durduracak, ulusal birlik hükümetinin kurulmasını sağlayacak bir anlaşma için her iki tarafı da 8 Şubat 2007’de Mekke-i Mükerreme’de bir araya getirmişti.
Bu anlaşmayı, Fetih Hareketi’ni temsilen Başkan Mahmud Abbas ve yardımcısı Muhammed Dahlan, Hamas’ı temsilen Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ve Hamas’ın sözde başbakanı İsmail Heniyye imzalamışlardı. Bütün bunlar yaşanırken katılımcılar karşılarında Kabe’yi görüyorlardı.
Anlaşmanın imzalanmasının ardından birbirleri ile kucaklaşmış ve bazıları timsah gözyaşları dökmüşlerdi. Hatta Hamas heyeti üyelerinden biri sahte ve aşırı bir coşkuya kapılarak katılımcıların önünde ucuz teatral hareketlerle hiç utanmadan şu eski mısrayı okumuştu:
Bir gün savaşıp kanları su gibi aktığında
Akraba olduklarını hatırlayıp gözlerinden yaşlar sel gibi taştı
Hamas askerleri, diğer Filistinli kardeşlerini gözlerini bile kırpmadan yüksek binaların tepesinden atmaya başladıklarında acaba bu taşan gözyaşları neredeydi?
Filistinliler bu korkunç parçalanma durumu içinde oldukları ve Hamas İsrail’e arkasını dönüp Sina’daki teröristleri desteklediği, şimdi olduğu gibi kıyılarında keşfedilen doğalgaz yataklarını tek başına ele geçirme umuduyla ağzının suyu aktığı sürece bir Filistin devletinin var olması mümkün değildir.