Körfez'deki durum, henüz çözülemeyen iki ayrı savaş arasında salınıp duruyor.
Bunlardan ilki İran’ın petrol ihraç etmekten men edilmesi, diğeri ise Suudi petrol tesislerine yönelik gerçekleştirdiği saldırıdır.
Öte yandan Beyaz Saray’ın uyguladığı şiddetli yaptırımlar dışında almış olduğu geri kalan kararlar ise semboliktir; İran Dışişleri Bakanı’nın, Birleşmiş Milletler (BM) binasını çevreleyen 6 sokak dışında New York'ta dolaşmaktan men edilmesi ve İran yönetici seçkinlerinin çocuklarının eğitim veya ziyaret için ABD’ye girişlerinin yasaklanması gibi.
Gerçek şu ki bütün bunlar, İranlı yetkililerin Körfez sularındaki nakliye şirketleri arasında korku yaymak gibi etkili adımlar attığı bir zamanda, İran rejiminin propagandasına hizmet ediyor.
İran, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan’ın petrol tesislerini hedef aldı. Ayrıca Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği’nin çevresine roketler fırlattı ve Bağdat'taki elçisi aracılığıyla ABD'nin Irak'taki askeri varlığını hedef almakla tehdit etti.
Bunların yanı sıra Tahran yönetimi İran’da ABD, İngiliz, Avustralya ve diğer Batı ülkelerinin pasaportunu taşıyan sivilleri tutukladı ve onlar üzerinden pazarlık yapmaktan utanmadı.
ABD'nin ekonomik yaptırımlarına karşılık olarak İran rejimi tarafından Suudi tesislerinin bombalanması gibi yeni saldırıların yanı sıra kaçırma ve milislerin kullanımı gibi gerçekleştirilen düşmanca eylemler, her ay milyarlarca dolara mal oluyor. Bu, Tahran'daki rejim için acınılacak bir durum.
Peki ya çatışmalar durdu mu? Öyle görünmüyor. Öte yandan Körfez sularındaki seyrüsefer rotalarının İran saldırılarından korunması için uluslararası bir askeri ittifak oluşturulması gibi birtakım hazırlıklar var. ABD, oluşturulacak askeri deniz filosuna katılmaları için bir dizi bölgesel ve Batı hükümetinden onay almayı başardı. ABD bu projeye “Güvenlik” adını verdi. İran ise “Umut” adlı bir karşı ittifak çağrısı yaparak buna cevap verdi. Henüz bu ittifakın detaylarını bilmiyoruz.
İran’ın ABD siyasetçilerinin seçim yarışına girmesinden faydalanarak askeri olarak bölgedeki tansiyonu yükseltmesi sürpriz olmadı. ABD’nin ekonomik yaptırımları, yaklaşık bir buçuk yıl boyunca kademeli olarak uygulandı. Ancak İran, buna cevap vermek için seçim sezonunu beklemiş gibi görünüyor. Bu tür bir plan dikkate alındığında askeri tırmanışın yükseleceğini ve düşmanca operasyonların artacağını ifade edebiliriz.
Neden İran dini liderinin rejiminin daha cüretkâr bir hale geldiğini sormamız gerekiyor. Yaptırımların İran’ın askeri projesine zararlı verdiğinden şüphe yok. Masrafları Irak hazinesinden karşılandığı için müttefik Irak milisleri hariç kendisine bağlı bütün milislerini finanse etmek için paraya ihtiyacı var.
Öte yandan cüretkârlığının bir diğer sebebi ise liderlik merdiveninde ve hükümetteki kontrol merkezlerinde yaptığı önemli değişikliklerdir. Generallerin Tahran’daki yüce liderlikte daha fazla ses ve sandalye kazandıkları, buna karşılık ılımlı olarak nitelendirilen kimselerin rolünün azaldığı açık.
Bu, Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’i, General Kasım Süleymani’nin müdahalelerini protesto etmek için şubat ayında istifasını sunmaya sevk etti. Bu, İran Devrim Rehberi Hamaney’in abası altında yapılan mücadelenin bir parçasıdır.
TT
Körfez'deki hazırlıklar
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة