Putin ile Erdoğan arasında yapılan anlaşma tarihi olarak nitelendi. Gerçeklerin tanımı genellikle objektifliği ile değil tanımı yapan kişiler ile ilgilidir.
Putin, Rusya'yı Suriye'deki oyunun en büyük oyuncusu yapmak için çalışmaya devam ediyor ve kader ona, kapalı ve birçok tuzak ve engelle dolu olan tüm yolları açtı.
Müttefiki Recep Tayyip Erdoğan’ın ise, azalan popülaritesini geri kazanabilmesi için gösterişli zaferlere ihtiyacı var.
Erdoğan’ın popülaritesi özellikle yerel seçimlerden ve tekrarlanan İstanbul seçimlerinden sonra azaldı. Seçim sonuçları analistlerin tahmin ettiğinden daha vahim geldi.
Bu durum, dünyaya Erdoğan’ın yıldızının sönmeye başladığının bir işareti olarak yansıdı.
Bunun yanı sıra Erdoğan’ın, partisi içerisinde açıktan veya gizliden kendisini hissettirmeye başlayan bölünmelerle mücadele etmeye ihtiyacı var.
Kürtlerin 30 km derinliğin altına çekilmesi onlar için yıkıcı bir hezimet olarak görülmemeli.
Suriye devleti, başında kim olursa olsun, er ya da geç Türkiye sınırında olacak. Suriye rejimi toprakların tamamına hakim olunca daha önce olduğu gibi Türkiye ve Suriye arasında uzun vadeli bir çözüm bulunacak. Türkiye ordusunun Suriye topraklarında kalıcı olması mümkün değil.
Soçi’de olanlardan ve Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyini ve Kürtleri Suriye rejimine ve Rus nüfuzuna hediye etmesinden sonra Kürtler hayallerinin gerçekleşmesi için ek şartları da yerine getirmek zorunda kalacak. Ama bu Kürtlerin hayallerinin sona erdiği anlamına gelmez.
Bu durum sadece Kürtlerin başına gelmiyor, başkalarının da başına geliyor. Örneğin Filistinliler de tüm Filistin bizimdir diyor. Kürtler, bu açıdan Filistinlilerle benzer bir kaderi paylaşıyorlar. Bu güçlü hayal sebebi ile Filistinliler, Filistin’in ikiye bölünüp yarısında devlet kurmak üzerine aldıkları teklifi reddettiler ki şu anki yaşadıkları durumu göz önünde bulundurursak o teklifin çok daha makul bir teklif olduğunu görebiliriz.
Ayrıca, iki taraf arasındaki "tarihi" barış görüşmeleri sırasında Mısır-İsrail müzakereleri bağlamında görüşülen özerklik anlaşmasını da reddettiler. Filistinlilerin hayali ile göz önünde bulundurulduğunda bu teklifi reddetmek mantıklıydı, ama alternatifleriyle kıyaslandığında felaket gibi görünüyordu. Bölgesel ve uluslararası gerçekler Filistinlileri hayallerini değiştirmeye zorladı.
Şimdi Kürtlerin hayaline geri dönüyoruz, Irak’taki dostlarının başına gelenlerden ve şu an Suriye’de olanlardan sonra bu hayali değiştirmek artık sadece bir seçenek değil bir zorunluluktur.
Kürtler hayallerini gerçekleştirebilmek için yarı intihar olarak nitelendirilebilecek bir savaşa girdiklerinden bu yana hem kendi içerisinde bir değişim yaşadılar hem de çevresinde bir değişim meydana geldi. Bu değişimler zaman zaman köklü değişimler olarak gerçekleşti. Ancak değişmeyen ve değişmeyecek olan tek şey Kürtlerin bağımsız ve mutlak bir Kürt devletinin kurulması hayali.
Tabii Kürt devletinin kurulması için akademik şartların ve toprak, halk, yönetim ve kültür düzeyindeki şartların yerine getirilmesi gerekir. Ancak daha katı ve daha derin şartlar bu hayalin gerçekleşmesini engelledi ve engellemeye devam edecek. Çünkü bir Kürt devletinin kurulmasının toplumların ve devletlerin parçalanması anlamına geleceğini öngören ve bölgesel ve uluslararası denklemlerde etkili olarak kabul gören bir formül mevcut. Ne var ki insani ve meşru taleplere karşı engel olan bu anlayış dünyaya egemen olan denklemlerin efendisidir.
Ne zaman söz Kürtlerden açılsa batılı savaşçılara karşı Filistin’i korumak için büyük komutan Selahaddin Eyyubi’nin yanında saf tutan Kürtlerden bahsederim. Kürtler Filistin’e geldi ve en iyi şekilde yeni toplumlarına entegre oldular.
Kültürün ve köklerin korunması ile birlikte olumlu bir entegrasyon sağlanabilir. Bunun temeli, tüm vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılayan adil bir anayasanın himayesinde hakların ve yükümlülüklerin mutlak bir şekilde eşit olmasıdır.
Bunun yanı sıra kanunların uygulanmasında istisnalara yer verilmemesi ve vatandaşlar arasında herhangi bir fark gözetmeyen yargı mekanizmasının kurulması olumlu bir entegrasyon sağlayabilir.
Öte yandan olumlu entegrasyonun sağlanması için herkesin ortak söz sahibi olduğu, renklerin ve diğer yan unsurların etkili olmadığı ve hiçbir vatandaşın yaşadığı yerde adaletsizlik ve zulme maruz kalmadığı bir rejim kurulmalıdır.
Bu şekilde milletler bir bölgeye yerleşir ve farklı kökten milletler ile bir arada yaşar. Farklı milletler arasında yaşanan ihtilaflar diktatörlerin baskıları ve ırkçılık sebebiyle mayın haline gelmez. Bu formüller Arap Baharından bugüne kadar, kan gölleri, mülteci akınları, hem ülkesi içerisinde yerinden edilmiş hem de ülkesinin dışına gitmek zorunda bırakılan insan yığınlarını ortaya çıkardı.
Kürtler terörle mücadelede kayda değer kazanımlar elde ettiler. Bunun sembolü olarak DEAŞ ve benzeri gruplara karşı yürüttüğü mücadeleler gösterilebilir.
Geniş Irak topraklarının kurtulmasında önemli ve dikkat çekici bir paya sahipler. Kürtlerin Suriye’deki yaptıkları da Irak’ta yaptıklarından daha az önemli değil.
Ne var ki ABD, Kürtlerin Suriye’deki başarısını kendine mal etti. Bu bir ölçüde mantıklı sayılabilir.
Öte yandan Kürtler, yaptıklarına karşılık bir ödül hak ettiklerini düşünmeye başladılar.
Fakat acımasız denklemler Kürtlere, kendilerine verilen büyük görevi tamamlayana kadar süre tanıdılar.
Kürtler bölgede bir yıldız konumundayken mağdur konumuna düştüler.
Eğer talepleri meşru ve hoş ise barış daha iyi bir seçenek olabilir.
Kürtler savaşta başarılı oldukları kadar barışta da başarılı olmalılar.
TT
Kürtlerin hayali
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة