Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

​İran, Irak, Lübnan devrimleri ve tarihin utancı

Ruhullah Humeyni’nin bir grup İslamcı devrimci aktivist ile birlikte 1979 yılında İran’da iktidara ulaşması, sadece Ortadoğu’yu değil dünyayı altüst etti.
Humeyniciler darbe ya da kendi deyimleri ile devrimde kendilerine eşlik eden sosyalist Tudeh Partisi’ne, solcu İslamcılara ve diğer siyasi güçlere nasıl ihanet ettiler?
Şimdi İran rejiminin lideri olan Ali Hamaney dahil dönemin gençlerini nasıl kullandılar?
Bütün bunlar, Sünni ya da Şii olsun bu sözde İslamcı gruplara karşı iyi niyet besleyip onlarla siyasi ittifak kuran herkese ibret olması gereken hüzünlü ve kasvetli bir öyküdür. Ama hiç kimse bundan ibret almıyor.
Humeyni rejiminin 40 yıla uzanan tarihinin sonucu; Irak-İran savaşı, Suriye savaşı, Yemen savaşı gibi açık savaşlarda veya İran istihbaratının terör örgütleri kurarak yürüttüğü gizli savaşlarda hayatlarını kaybeden milyonlardır.
İran Devrim Muhafızları şeytanları ile ilişkileri artık açığa çıkan El Kaide başta olmak üzere İran istihbaratı, küresel terör örgütlerine kucak açmış, onlara kolaylıklar sağlamış ve destek vermiştir.
Nitekim Usame bin Ladin’in çocukları, El Kaide lideri Seyfu’l-Adl el-Mısri, Zerkavi, Salih el-Karaavi, Ebu Hafs el-Moritani ve onlarcası İran Devrim Muhafızlarının konuğu olarak İran topraklarında ikamet etmişlerdir.
Sadece bu kadar da değil. İran, Irak, Lübnan ve Yemen’deki ulusal devletleri zayıflatmak için Şii çeteler de kurdu. Zehirli bir mezhepçi iklimi yaydı. Düşmanca politikalarına hizmet etmesi için bu ülkelerin zenginliklerini yağmalamasını sağlayan bir sistem kurdu.
Kısacası, İslam Cumhuriyeti adına 40 yıldır devam eden karanlıklar iktidarının ve terör krallığının kötülükleri Batılı ülkelere kadar ulaştı. İran Devrim Muhafızları’nın siyasi suikastleri, uyuşturucu kaçakçılığı, casusluk, dijital sistemlere sızmayı kapsayan operasyonları, Fransa, Hollanda, Belçika, Almanya, ABD ve elbette Latin Amerika’ya kadar uzandı.
Bugün, Irak halkı İran’ın işbirlikçilerine karşı ayaklandı. Bunun için şu ana kadar 300 aşkın evladını feda etti. Lübnan halkı da hükümete, İran’ın Lübnanlı işbirlikçisi Hizbullah’a boyun eğen siyasi yapıya karşı ayaklandı.
İranlıların, Iraklıların ve Lübnanlıların devrimlerinin geleceği ne olacak?
Bunu bilmiyoruz ama Batılı ülkelerin bütün bu değişimlere yönelik tutumunun küçük düşürücü olduğuna şüphe yok.
Suudi Arabistan gibi Arap ülkelerinin müdahale etmeleri halinde bunu mezhepçi ya da milliyetçi etkenlerle gerçekleştireceklerini düşünmelerinin ve iddia etmelerinin utanç verici olduğu kesin.
Bu Batı için bir başka utanç verici tarihi andır.