“Trump’ı yenilgiye uğratacak ve ABD’yi yeniden inşa edeceğim.”
Eski New York belediye başkan Michael Bloomberg, gelecek seçimlerde Demokrat Parti’nin adayı olmak için düzenleyeceği kampanyasını bu sözlerle başlattı.
Bu kısa mesajı ulaştırmak, medya organları ile Facebook gibi sosyal mecralarda 2 hafta boyunca devam edecek dev medya kampanyası için kendi cebinden 35 milyon dolar tahsis ettiğini açıkladı.
Bu harcama ile Demokrat Parti’nin adayı olmak için yarışan diğer bütün adayların yaptıkları harcamaları geçti.
Servetinin yaklaşık 56 milyar dolar olduğu tahmin edilen ve Forbes’in dünyanın en zenginleri listesinde 9’uncu sırada yer alan Bloomberg için para bir sorun değil.
Aksine, mali kaynaklarının kuruması, pozisyonlarını adayların kazanma şansları ile anketlerin sonuçlarına göre belirleyen destekçilerin bağışlarının kesilmesiyle yarıştan çekilmek zorunda kalacak bazı rakiplerine karşı en güvendiği kart bu olabilir.
Belki de bu nedenle, Bloomberg L.P şirketinin sahibi, göğsünü gere gere seçim kampanyasını kendi parası ile finanse edeceğini ve bağışçılardan bağış kabul etmeyeceğini deklare etmekte tereddüt etmedi.
Eski New York Belediye Başkanı’nın serveti, serveti ve iş adamı olarak sahip olduğu ünüyle övünen Trump’a karşı da bir silah olacak. Bu “milyarderler savaşında” Trump’ın Bloomberg ile aşık atması mümkün değil. Çünkü yaklaşık 3 milyar dolara ulaşan serveti ile dünyanın en zenginleri listesinde ancak 75’inci sırada yer alabiliyor. Dolayısıyla iş adamı olarak yetenekleri ile övünmeye çalıştığında olası Demokrat rakibine puan kazandırmış gibi olacak.
Komik olan ise Trump’ın, rakibini “küçük” göstermekte çalışmaktan kaçınmamasıydı. 2016’daki seçim kampanyası sırasında Hillary Clinton, şimdi de Demokrat aday adayları arasında öne çıkan ve 2020 başkanlık seçimlerindeki olası rakipleri Biden, Sanders ve Warren’e yaptığı gibi seçim kampanyası sırasında kullanmak için hemen kendisine bir lakap da buldu. Bloomberg’in adaylığını açıklamasının ardından gazetecilere yaptığı ilk açıklamada Trump, Bloomberg’in zayıf yapısına ve kısa boyuna atfen “Minik Michael” a karşı yarışmayı çok istediğini söyledi. Trump onun parlak birisi olmadığını da ekledi.
Trump’ın bu alaycılığı bir yana eski New York belediye başkanının, Demokrat Parti’nin adayını belirleme yarışına katılmasının, şu ana kadar sıkıcı görünen savaşta bir dönüm noktası olabileceğini düşünenler var. Bloomberg’in nispeten geç sayılan bir zamanda adaylık yarışına dahil olması halihazırda aday olmak için yarışan 17 aday adayının hiçbirinin diğerlerinin önüne geçip Trump’ı tehdit edebilecek güçlü bir rakip gibi görünmekte başarılı olamadığının kanıtı sayıldı. Eski başkan yardımcısı Joe Biden, son birkaç ay boyunca yarışı önde götürüyordu. Ancak halihazırda radikal rakipleri Sanders ve Warren’in lehine olacak şekilde gerilemeye başlamış görünüyor. Buna ek olarak Indiana eyalatine bağlı South Bend şehrinin Belediye Başkanı Pete Buttigieg de bu hafta yayınlanan anketlerde süpriz bir şekilde yükselişe geçti.
Biden’ın, Trump’ın Kongre’de yargılanmasından yararlanabileciğini düşünürken kendisinin kurban olması oldukça ironik. Trump’ın seçmenleri arasındaki popüleritesi şu ana kadar Temsilciler Meclisi’nin yürüttüğü soruşturmadan çok da etkilenmiş görünmüyor.
Bu soruşturma, Trump’a yöneltilen nüfuzunu kötüye kullanma ve Joe Biden’ın oğlunun çalıştığı şirketin faaliyetleri hakkında soruştuma açılması için Ukrayna’ya baskı yaptığı suçlamalarına odaklanıyor.
Demokrat Parti, Başkan’ın Ukrayna’ya baskı yapıp olası rakibi Joe Biden’ı hedef alarak görevini kötüye kullandığını kanıtlamakta başarılı olmuş olabilir. Yine Trump’ın, Barack Obama’nın yardımcısıyken Biden’in oğlunun çalıştığı şirket hakkında herhangi bir soruşturma açılmasını engellemiş olduğunu telkin ederek başkanlık seçimlerini etkilemeye çalıştığını ispatlamış olabilir. Ancak Temsilciler Meclisi’nde yürütülen bu soruşturma, kendisi ve oğlu hakkında artan dedikoduların gölgesinde Biden’ı da etkiledi.
Trump’ın destekçileri bunun aksini iddia etse de Ukraynalı şirket hakkında soruşturma açılmasını engellemeye çalışmayan Biden, bu soruşturmadan Trump’tan daha çok etkilendi.
Öte yandan Trump’ın, Demokrat Parti’nin Temsilciler Meclisi’nde kendisini yargılama çabalarının bir komplo olduğu, yolsuzluk ve taraftarlık ile suçladığı medyanın da buna katıldığı sözlerin kendisini destekleyen kitle arasında da karşılık bulduğu anlaşılıyor.
Kamuoyunda bir darbe gerçekleşmezse Senato’ya egemen olan Cumhuriyetçiler, gelecek ay yapılması beklenen yargılamada Trump’ı beraat ettireceklerdir.
Demokrat Parti’nin Trump’ı azil stretejisinin başarısız olması ve Biden’in adaylık yarışında gerilemesinin Trump’ı rahatlatacağına şüphe yok. Ancak bu aynı zamanda Bloomberg’e de hizmet edebilir.
Onu gelecek seçimlerde Başkan’a karşı yarışacak en güçlü kişi olarak öne çıkarabilir. Çünkü şu ana kadar Demokratlar, 2 radikal aday olan Sanders ve Warren ile Buttigieg, Kamala Harris ve Deval Patrick gibi ılımlılar arasında şiddetli bir şekilde bölünmüş bir durumda. Ancak ABD’nin radikal solcu bir programa sahip adaya oy vermeye hazır olmayabileceği göz önüne alınarak terazinin kefesinin ılımlı bir adayın lehine ağır basması mümkün.
Buradan yola çıkarak Bloomberg, söz değil eylem adamı olduğunu, ABD ve dünya için varoluşsal bir tehlike oluşturan bir başkanı devirebileceğini söyleyerek kendisini pragmatik bir alternatif olarak sunmaya dikkat etti.
Birçok yorumcu, adaylığını açıklamasının ardından yapılan anketlerde 5’inci sırada yer almasına karşın Bloomberg’in güçlü çizgilere sahip kişiler arasında yer almayı sürdüreceği yorumunda bulundu. Çünkü Bloomberg ABD’de yalnızca başarılı bir iş adamı olarak tanınmıyor.
Aynı zamanda 12 yıllık New York belediye başkanlığı dönemi sırasında yaptıkları, şehrin 2001 yılındaki 11 Eylül saldırılarında aldığı darbeden sonra tekrar ayağa kalkmasına yardımcı olması ile de biliniyor. Ancak Demokrat Parti’nin adayı seçilmek için 18 aday arasında devam eden şiddetli yarışın gölgesinde ilerlemesi kolay olmayacak. Çünkü her ne kadar dinç görünse de şu anda 77 yaşında.
Bunun yanısıra Demokrat Parti’nin seçmen kitlesinin büyük bir bölümünü oluşturan kadın ve azınlıkların desteğini kazanmak için de büyük bir çaba harcaması gerekecek. Zira Bloomberg geçmişte kadınları küçümsediği şeklinde değerlendirilen açıklamalarda bulunmuş ve New York belediye başkanıyken siyahları ve hispanikleri durdurması ve araması için polise geniş yetkiler vermişti.
Demokrat Parti’nin adayı seçilmek için önünde hala uzun bir yol uzansa da Bloomberg, Trump’ın en çok korktuğu aday olabilir.
TT
Milyarder Bloomberg Trump'a karşı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة