Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

İran'ın hayrete düşürdüğü 'Avncı' bakan

Sıradan Lübnanlıların, devletin zayıflığına, en belirgin egemenlik unsurlarının bile zorla ele geçirilmiş olmasına, bunun neticesinde ortaya çıkan yolsuzluk, mezhepçi kota ve makam mevki paylaşımına karşı öfkeleri, Hizbullah’a bağlı Hristiyan taraf yani güçlü cumhuriyetin koruyucusu Cumhurbaşkanı Avn’ın akımı nezdinde –az da olsa- sonuç vermeye başlamış gibi görünüyor.
Dün, Avn’ın Özgür Yurtsever Hareketi’nin liderlerinden ve geçici olarak görevine devam eden Lübnan hükümetinin Savunma Bakanı İlyas Ebu Saab sosyal medya hesabından, İran Devrim Muhafızları’nın etkin isimlerinden birine sert çıkan bir yorumda bulundu. Her ne kadar bu sert çıkış, Avn akımı üyelerinin Hizbullah ve şefkatli annesi İran’a duydukları sufi hayranlık ve aşka kıyasla göreceli olsa da.
Lübnan Savunma Bakanı İlyas Ebu Saab, dün Twitter hesabından paylaştığı tweetinde öfkeli değil de sitemkâr bir biçimde şunları söyledi: “İran Devrim Muhafızları Genel Komutanı Başdanışmanı’na dayandırılan sözler doğruysa, bu çok üzücü ve kabul edilemez bir durumdur. Bu, İran ile dostluk ilişkisinde olan Lübnan’ın egemenliğine saldırıdır. Bu dostluk hiçbir şekilde Lübnan’ın egemenliğine zarar vermemelidir.”
Gerekirse geri adım atmak için benimsenmiş bu saygılı sorgulayıcı üsluba dikkatinizi çekerim. Ancak, önemli olan bu değil, şu bariz sorudur: Bakan (Ebu Saab), İran’ın Lübnan’a yönelik bu bakış açısından böyle bir saflıkla şaşırma hakkına sahip midir?
İran, Lübnan’a yüklemiş olduğu işlevsel görevi ilk kez mi açıklıyor?
Her şeyden önce, İran Devrim Muhafızları yetkilisi ne dedi de Lübnanlı bakan, bu paylaşımda bulundu.
İran Devrim Muhafızları Genel Komutanı Başdanışmanı Murtaza Kurbani, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “İsrail’in İran’a karşı en ufak bir yanlış yapması halinde Lübnan’dan Tel Aviv yerle bir edilecek” ifadelerini kullanmıştı. Sadece bu kadar da değil. Başdanışman Kurbani, İran merkezli Mizan haber ajansına verdiği mülakatta, “Lübnan, Irak ve İran’da yaşanan son olayları, İran’ın da dâhil olduğu direniş cephesinin birliğini hedef alan” olaylar olarak gördüğünü belirtmişti.
Bunun anlamı, Şiilerin yoğun olduğu Nebatiye, Sur, Bekaa, Baalbek, Bint Jbeil de dâhil Lübnan’daki bütün göstericiler, direniş cephesine karşı Siyonistler ve ABD ile işbirliği yapan ajanlardır. Direniş cephesi, İran ve Irak, Lübnan ve Yemen’deki çetelerinin takma adıdır. Doğrusu 'Avncı' bakanın, yeni olmayan ve on yıllardır zaten pratikte var olan İran’ın bu tutumundan neden bu kadar hayrete düştüğünü bilmiyorum. Güçlü Avncı dönemin hâlihazırdaki koruyucusu Hizbullah’ın Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Hizbullah’ın kuruluş anından beri barışta ve savaşta İran’daki Humeynici rejime organik bir bağ ile bağlı olduğunu gizlemezken bu şaşkınlığının nedenini anlayamadım.
Çok uzağa gitmeye gerek var mı?
Eylül ayında Nasrallah’ın kendisi, halka açık bir konuşmasında, saldırıya uğraması halinde İran’ı savunmaya hazır olduğunu deklare etmemiş miydi?
Sayın bakana ve kendisi gibi hayrete düşen diğerlerine, uğradıkları bu sarsıntıdan dolayı acil şifalar diliyoruz...