Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Riyad günlükleri: Rus mizahı

Halklar hiç tereddüt etmeden diğer halklara bazı genelleştirilmiş vasıflar verir. “Basit Yukarı Mısırlılar”, “Cimri İngilizler” ve “Saf Belçikalılar” gibi. Ancak Yukarı Mısır’ın kökleri bizlere Cemal Abdunnasır’ı, Cihan Sedat’ı, Muhammed Hasaneyn Heykel’i ve en parlak gazetecileri Ahmed Bahaeddin, Taha Hüseyin ve Hafız İbrahim’i de vermiştir.
Sovyetler Birliği döneminde Moskova’da bir seyahat acentasına gitmiştim. Görevli kadına masumca sevecen davranmaya çalışmıştım. Ama o, “Niye gülüyorsunuz?” diyerek bana çıkışmıştı. Soruyu, ordudaki bir subay ya da bir polis komiseri gibi sormuştu. Üzülmüştüm. Ama bu benim, Rusların mizah ve şakalaşmayı bilmeyen bir halk olduğunu fark etmemi sağladı. Rus edebiyatı harikadır ama kasvetli ve kurudur. Trajedinin kendisine egemen olduğu ve kendisinden güldürmesi ya da bir şeyle alay etmesinin istenmediği doğrudur. Fakat İngiliz edebiyatının en karanlık anlarında bile  mizah her zaman aniden ortaya çıkabilir. Aynı şekilde Taha Hüseyin’in en ciddi olduğu zamanlarda bile mizahın yazılarında kendisine bir yer bulabildiğini görürüz.
Belçika’da nüfus Felemenkler ve Valonlar, gülümseyenler ve somurtkanlar olarak ikiye ayrılır. Bir keresinde Brüksel’de bir otelin resepsiyonistine neden her zaman somurtkan olduğunu sormuştum. Bütün ciddiyetiyle şöyle karşılık vermişti:
“Gece mesaisinde çalışan arkadaşım her zaman gülümser ama size tek bir hizmette bile bulunamaz. Biz somurtkanlar güvenilir insanlarız.”
Rus edebiyatında mizah bile kaba ve inceliksizdir. Somerset Maugham, “Bir Rus gülse bile sizinle değil size güler. Siz de onunla gülemezsiniz çünkü şakaları ağırdır. Dostoyevski’de mizah, boğanın kuyruğunu bağlayıp onunla dalga geçmekten ibarettir” der. Peki yeni Ruslar da somurtkan mıdır? Öyle olmadıklarını, Putin ve Trump’ın buluşmaları gibi siyasi olaylarla ilgili fıkraları olduğunu söylüyorlar. Ama bu fıkralar da Putin ile ilgili değil, her zaman Trump ya da diğer herhangi bir lidere yöneliktir. Örneğin bunlardan biri şöyledir:
Putin, Ukrayna konusunda görüşmek için ABD’li mevkidaşını aramış. ABD Başkanı ona “Bu Ukrayna da kim?” diye sorduğunda Putin “Teşekkür ederim. Siz hiç zahmet etmeyin” karşılığını vermiş:
Sovyetler Birliği ve sosyalist bloğu döneminde, yaşam koşulları ve bazı gıda maddelerindeki eksiklik ile ilgili fıkraları hep Polonyalılar üretirmiş. Ruslar ise bu fıkralara ancak kendillerine üçüncü kez anlatıldığında – o da anlarlarsa- gülermiş. Gülmemelerinin nedeni korku da olabilir. Çünkü o dönemde fıkralar da tıpkı dedikodular ve iftiralar gibi hapse atılmanın bir gerekçesi olabiliyordu. Mısır ise aynı dönemde, yani Abdunnasır ve Sedat dönemlerinde siyasi fıkralar yönünden oldukça zengindi. Bir keresinde gazetenin birinde mizah yazıları kaleme alan biri telefonda arkadaşına “Birincisi bizi ağlamaktan öldürdü. Bu da bizi gülmekten öldürecek” derken yakalandığı için hapsedilmişti.
İngiltere gibi Mısır’da da şaka ve mizah oksijen gibidir. Karikatüristler, büyük yazarlar kadar önemlidir. Mısır’ın en ciddi ve önemli yazarlarından olan Necip Mahfuz aynı zamanda en ince şakaların ve latifelerin yazarıydı. Beyrut, Mısır’da anlatılan son fıkraları duymak için Muhammed Abdulvehhab ve Ferid Atraş’ın ziyaretlerini sabırsızlıkla beklerdi. En zarif ve zengin anlatıcılar ise ekranların canavarı Ferid Şevki ve en büyük kötü adamı Mahmud el-Meliguy’du. İkisi de izleyicilerin kalbine korku, dostlarının kalplerine neşe vererek aramızdan ayrıldılar.